5. Ceza Dairesi
İrtikap ve bu suça iştirak suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...'nın eyleminin rüşvet almak, diğer sanıkların eylemlerinin rüşvet vermek suçlarını oluşturduğunun kabulü ile mahkümiyetlerine dair, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.06.2008 gün ve 2007/100 Esas, 2008/70 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi; Sanık ... ve müdafiin yokluğunda verilen hükmün sanık ... müdafiine 10.07.2008 tarihinde tebliğ edildiği halde sanık müdafii tarafından CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 08.08.2008 tarihinde temyiz edildiğinden, süresinde yapılmayan temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi gereğince reddiyle incelemenin diğer sanıkların temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında TCK.nun 297/1 ve 35. maddeleri gereğince de kamu davası açıldığı ve sanıkların atılı suçu işlediklerine dair delil elde edilemediğinden beraetlerine karar verildiği, tüm dosya kapsamı itibari ile sanıklar arasında rüşvet anlaşmasının gerçekleştiğine dair mahkümiyetlerine yeterli delil bulunmadığı, Ceza İnfaz Tüzüğü'nün 29. maddesinde "Kurumlarda çalışan personel, kamu görevlilerinin tabi olduğu mevzuata uygun hareket eder. Görevin özelliği nedeniyle, hükümlülere karşı ciddi, dürüst ve tarafsız davranır. Görev gerekleri ve hükümlülerin eğitilerek yeniden topluma kazandırılması çalışmalarının zorunlu kıldığı ilişkiler dışında, hükümlüler ve yakınları ile herhangi suretle kişisel ilişki kuramaz." aynı Tüzüğün 31. maddesiyle de "Kurum personeli, kamu görevlileri için yasaklanmış tutum ve davranışlarda bulunmamak zorundadır. Hükümlü veya yakınlarından, her ne ad altında olursa olsun para, hediye veya buna benzer şeyleri almaları, vermeleri veya bunlarla alım satım işlemleri yapmaları yasaktır." biçimindeki yasaklayıcı hükümlere sanık ...'in aykırı hareket etmesi nedeniyle genel memuriyet görevini kötüye kullanma, diğer sanıkların eyleminin ise TCK.nun 40/2. maddesindeki bağlılık kuralı gereğince bu suça iştirak niteliğinde bulunduğu gözetilmeden suç niteliğinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın mahiyetine göre hükmü temyiz etmeyen sanık ...'a CMUK.nun 325. maddesi gereğince TEŞMİLİNE, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın