Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3135
Karar No
K. 2023/1058
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3135 E.  ,  2023/1058 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3135
Karar No: 2023/1058
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Yönetimi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...

2.... Valiliği

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2016/4864, K:2021/6946 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işleme dayanak alınan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesi'nin IV. maddesinin 10. paragrafının iptaline ve 45.500,00 TL protez bedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2016/4864, K:2021/6946 sayılı kararıyla; Davalı idarenin süre yönünden davanın reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiş,

Anayasa'nın 16. maddesi, 17. maddesinin 1. fıkrası, 56. ve 65. maddesi hükümlerine, 04/06/2003 tarih ve 4867 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme"nin 2. maddesi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "Geçici koruma" başlıklı 91. maddesi, 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesine dayanılarak hazırlanan Geçici Koruma Yönetmeliği'nin işlem tarihindeki haliyle 26. maddesi, 27. maddesinin 1. fıkrasının (c) ile (ç) bendi, 58. maddesi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesi'nin "IV. Sağlık Hizmetleri" başlıklı maddesinin 10. paragrafına yer verilmiş, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 12/10/2015 tarih ve 2015/8 sayılı Genelgesi'nin 17. maddesi ile 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelge'nin dava konusu IV. maddesinin 10. paragrafının da yer aldığı bölüm olan "Sağlık Hizmetleri" başlığı altındaki hükümlerin yürürlükten kaldırıldığı ancak aynı Genelge'nin 13. maddesinde, davaya konu düzenleme ile aynı kurallara yer verildiğinin görüldüğü belirtilmiş, Genelge'nin dava konusu kısmı yönünden;

Davaya konu Genelge ile getirilen düzenleme her ne kadar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 12/10/2015 tarih ve 2015/8 sayılı Genelgesi'nin 17. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, anılan 2015/8 sayılı Genelge'nin 13. maddesinin davaya konu düzenlemeyle aynı kuralları içerdiği ve dava konusu Genelge'ye dayanılarak tesis edilen uygulama işleminin de iptalinin istenildiği anlaşıldığından, Genelge hükmünün esası yönünden inceleme yapıldığı,

Anayasa'nın 124. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği, Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildiği,

Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı; normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu,

Yukarıda belirtilen Geçici Koruma Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; geçici koruma kapsamında olan yabancılara; ilgili bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşlarınca verilebilecek sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık ve benzeri hizmetlerin AFAD koordinasyonunda yürütüleceğinin, sunulan sağlık hizmeti bedelinin de Sağlık Bakanlığı kontrolünde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki bedeli geçmeyecek şekilde AFAD tarafından ödeneceğinin, Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin alt düzenlemelerin İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürürlüğe konulacağının düzenlendiği dikkate alındığında; davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının geçici koruma altındaki yabancılara ilişkin sağlık hizmetlerine yönelik görevlerinin yürütümüne dair esas ve usulleri Genelge ile düzenleme yetkisinin bulunduğunun açık olduğu,

Ayrıca, Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 26. ve 27. maddelerinde, geçici koruma kapsamında olan yabancılara yönelik sağlık hizmeti "sağlanabileceğinin" öngörülmesiyle bu konunun sınırlarının belirlenmesi hususunda idareye takdir yetkisi tanındığı, sunulacak sağlık hizmeti bedellerine yönelik sınıra esas alınacak çerçevenin ise "Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçmeyecek şekilde" azami bir miktar kısıtlaması yapılarak çizildiğinin görüldüğü,

Buna göre, söz konusu düzenlemenin geçici koruma altındaki kişilerin aynen genel sağlık sigortalılar gibi sağlık hizmetlerinden yararlanabileceği şeklinde yorumlanmasına hukuki olanak bulunmadığı; idarece, geçici koruma kapsamında olan yabancılara sunulacak sağlık hizmetlerini belirlemeye yönelik yapılacak düzenlemelerde, anılan Yönetmelik maddesi uyarınca belirtilen miktar ve sınırları geçmeyecek şekilde kurallara yer verilmesi gerektiği,

Öte yandan, yukarıda yer verilen Anayasa'nın ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; sağlık hakkının öznesinin herkes olarak ifade edildiği bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan herkesin, sağlık hakkından eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkeleri çerçevesinde yararlanması gerektiği ancak sağlık hizmetine yönelik olarak Devletin vatandaş ve yabancı arasında ihtiyaç boyutunda farklı düzenlemeler yapmasının mümkün olduğu anlaşıldığı (Uyanık, Ayfer, “Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Sağlık Hakkı ve Sağlık Hizmetlerine Erişimi", B.U.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2018, Cilt 37, Sayı 2, syf. 44,45); nitekim, sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere Devletin sosyal ve ekonomik alanlara ilişkin olarak Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hususunun da Anayasamızda hükme bağlandığı,

Bu itibarla, Geçici Koruma Yönetmeliği'nde tanınan takdir yetkisi kapsamında ve aynı Yönetmelik'te belirtilen miktar ve sınırı geçmeyecek şekilde, sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların, asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin tedavi giderlerinin mümkün olan en az tutarda karşılanabileceği, elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavilerin ücretlerinin ise karşılanmayacağı yolunda getirilen dava konusu Genelge kuralında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden;

Uyuşmazlıkta; davacı tarafından Suriye uyruklu hastaya ... kod numaralı swing ve stance fazı mikroişlemcili kontrollü diz eklemli silikon liner kilit sistemli modüler dizüstü protez uygulandığı ve bu protez uygulama işleminin, dava konusu Genelge ile getirilen düzenlemede yer verilen asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezler kapsamında olmayıp, elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavi kapsamında olduğu görüldüğünden, hukuka uygun olduğu tespit edilen Genelge düzenlemesi uyarınca hastaya uygulanan protez bedelinin ödenmesine yönelik başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,

Diğer taraftan, Suriye uyruklu davacı hakkında Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Sağlık Kurulunun 25/12/2014 tarihli raporuyla, kalça ve diz arasında travmatik ampütasyon tanısı konulmuş ve daha sonra İstanbul (Bakırköy) Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon E.A. Hastanesi Sağlık Kurulunun 28/01/2015 tarihli raporuyla, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünün 25/12/2014 tarihli raporuna istinaden hastanın ... kod numaralı protez kullanmasının uygun olacağı belirtilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından idareye başvuru aşamasında sunularak protez uygulama işlemine yönelik olduğu belirtilen faturanın tarihinin 25/12/2014 olduğu dikkate alındığında;

28/01/2015 tarihli rapordan önce protez uygulaması yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi idareye sunulan fatura üzerindeki tarihin el yazısıyla değiştirildiği de görüldüğünden ve davacı tarafından bu hususları açıklığa kavuşturacak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davaya konu bireysel işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Öte yandan; dava konusu düzenleme ve bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının 45.500,00 TL protez bedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, gerekçeli kararda maddi olay ve hukuki süreç yönünden yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğu; maddi hukukun somut olaya tatbikinde yanılgıya düşüldüğü; 'Sağlık Hizmetleri' başlığı altında yer alan “sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin asgari düzeyde tedavi giderlerinin karşılanabileceği” düzenlemesinin de içinde bulunduğu Genelge'nin normlar hiyerarşisinde üst norm niteliğinde bulunan milletlerarası antlaşmaya ve yönetmeliğe aykırı olduğu, iptalinin gerektiği; aynı şekilde ödeme yapmaya yetkili idarenin yasalara ve hukuka aykırı bu Genelge'ye dayanarak tesis ettiği idari işlemin de iptali gerektiği; idarenin haksız ve hukuka aykırı bu işlemi nedeniyle mağdur olunduğu; idarenin bilgisi dahilinde ve idareye güvenilerek yine idarenin çıkarmış olduğu yönetmelik mucibince hasta A.A'nın tedavisine başlandığı; Namık Kemal Üniversitesinin dava dosyasında mübrez 25/12/2014 tarihli Sağlık Kurulu Raporu doğrultusunda hastaya raporda belirtilen protezi yaparak teslim ettiği ve 25/12/2014 tarihli faturayı düzenlediği; davalı Kurum tarafından yeniden sağlık kurulu raporu istenilmiş olması ve bu istem sonrasında, İstanbul (Bakırköy) Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon E.A. Hastanesinde muayene edilen hasta hakkında anılan Hastanenin Sağlık Kurulunun 28/01/2015 tarihli raporunun düzenlenmiş olmasının, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünün 25/12/2014 tarihli raporuna istinaden hastanın ... kod numaralı swing ve stance fazı mikroişlemcili kontrollü diz eklemli silikon liner kilit sistemli modüler dizüstü protez takılması işlemini hukuki manada geçersiz hale getirmeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 27/12/2021 tarih ve E:2016/4864, K:2021/6946 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 18/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog