Esas No
E. 2024/3
Karar No
K. 2024/538
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

14. Hukuk Dairesi

E. 2024/3 K. 2024/538 T.
Karar Sonucu KALDIRILMASINA
Resmî Atıf İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/3, K. 2024/538, T. 28.03.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3
Karar No
2024/538
Karar Tarihi
28.03.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/3

KARAR NO: 2024/538

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01.03.2023

NUMARASI: 2021/900 E. - 2023/154 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, halka açık bir anonim şirket olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisi ..’in bir araya gelerek hisse devir sözleşmesi imzaladıklarını, halka açık bir şirket olan müvekkili tarafından bu durumun SPK üzerinden kamuya duyurulduğunu, sözleşme gereği müvekkili şirketin ...’in iştirak firması olan ... Tic. A.Ş.’ye ait banka hesabından karşı tarafa 01.06.2020 tarihinde “...” açıklaması ile davalının ... Bankası ... Iban numaralı hesabına avans niteliğinde 150.000,00 TL gönderildiğini, müvekkili şirketin, davalı şirket hakkında bir değerlendirme raporu alınmasını talep ettiğini, davalı şirket yetkilisi ... ’in değerleme raporu yaptırmaktan imtina ettiğini, akabinde davalı tarafın Gebze ... Noterliği’nden keşide ettiği ihtarname ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin noterden tescil edilmediği için yok hükmünde olduğunu iddia ettiğini, buna ek olarak Gebze ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını iddia ettiğini, davalı şirket yetkilisinin görüşmeler esnasında sunduğu belgelerde şirketin sadece 400.000,00 TL borcu olduğunu belirttiğini, ancak yapılan piyasa araştırmasından sonra bu miktarın çok daha yüksek olduğunun öğrenildiğini, bu gelişmeler üzerine gönderilen paranın iadesinin talep edildiğini, davalının 23.06.2020 tarihinde şirkete “... şahsıma gelecek para hesabınızdan kötü amaçla gelmiştir paranın iadesi” açıklaması ile daha sonra da “ ... İbrahim Sineren arsa alımı için göndereceği para sermaye artırımı olarak gelmiştir iadesi” açıklamaları ile 150.000,00 TL’yi gönderdiğini, söz konusu paranın ... tarafından gönderilmediği, ... A.Ş. bünyesindeki ... A.Ş.’nin hesabından gönderilmiş olması nedeniyle 23.06.2020 tarihinde iki kez “Açıklama Nedeni ile İade” açıklamasıyla paranın iade edildiğini, olması gereken uygun bir açıklama ile paranın iadesinin gerçekleşmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı haksız şekilde itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptaline , takibin devamına, davalı borçlunun alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğinin yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasında hisse devri sözleşmesi düzenlendiği,

... A.Ş.'nin iştiraki olan davacı şirket tarafından 01.06.2020 tarihinde davalı şirketin banka hesabına ' ... Sermaye Bedeli' açıklamasıyla 150.000,00 TL gönderildiği, aynı gün saat 10:51:54'de davalı şirketin 's ...'den şahsıma gelecek para hesabınızdan kötü amaçla gelmiştir paranın iadesi' açıklamasıyla iade ettiği, saat 11:13:38'de davacı tarafından 'açıklama nedeniyle paranın iadesi' açıklamasıyla tekrar davalıya gönderildiği, saat 13:44:54'de davalı şirketin ' ... arsa alımı için gönderece para sermaye artırımı olarak gelmiştir iadesi' açıklamasıyla parayı tekrar iade ettiği, 14:38:23'de davacı tarafından davalıya “Açıklama nedeni ile paranın iadesi” açıklamasıyla 150.000,00 TL'nin tekrar gönderildiği,

... A.Ş.'nin Kamuyu Aydınlatma Platformuna yaptığı bildirimlerde, ...Tic. Ltd. Şti.'nin 9649 hissesinin satın alınması ile ilgili hisse devri sözleşmesi yapıldığı, Düzce'de faaliyet gösteren şirketin toplam 17.000 metrekare olan arazisine ilaveten 10.800 metrekare arsa satın alınarak ... Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu tesisin toplam arazisi 27.800 metrekare olduğunun duyurulduğu, Hisse devrinin gerçekleşmediği, ayrıca dava dışı ... A.Ş. ile davacı şirket arasında ileride yapılacak bir sermaye artırım kararlaştırmasının da bulunmadığı, davacı tarafından davalı şirkete 3 kez 150.000,00 TL transfer yapıldığı, davalı şirketin de banka yoluyla 2 kez 150.000,00 TL iade yapmış olduğu, son olarak 23.06.2020 tarihinde saat 14:38:23'de davacı tarafından davalıya gönderilen 150.000,00 TL'nin davalı şirket uhdesinde kaldığı, Hal böyle olunca, davalının mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmadığı, davalının, davacıdan almış olduğu ve uhdesinde bulunan 150.000,00 TL'yi sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK.md.77) göre iade etmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının asıl alacağının 150.000,00 TL olduğu, davalıya 06.07.2020 tarihinde keşide edilen ihtarnamenin 10/07/2020 günü davalı tarfa tebliğ edildiği temerrüt başlangıç tarihinin 12.07.2020 günü olduğu kabulü ile 27.08.2020 takip tarihine göre işlemiş faiz miktarının 2.655,82 TL olarak hesaplandığı, hesaplamanın aşağıda gösterildiği, davacının takibinde işlemiş faiz talebinin 1.972,60 TL olduğu, talebi ile bağlı kalınarak..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemenin 15.09.2023 tarihli ek kararı ile; davalı tarafın istinaf talebinin kararın 31.05.2023 tarihinde kesinleştiği, yapılan istinaf başvurusunun kesinleşen karara ilişkin olması nedeniyle reddine, gider karşılandığında kararın ilgilisine tebliğine dair hüküm tesis edilmiştir. Ek karar davalı vekiline tebliğ edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın kesinleşmiş olması nedeniyle istinaf başvurularının reddedildiğini, her ne kadar davalı şirket kayıtlarında yer alan Pendik/İstanbul adresine Tebligat Kanunun 35. maddesi gereğince tebligat yapıldığı, geçen süre zarfında davalı tarafça yeni adres bildirimi yapılmadığı, tebligatların usulüne uygun şekilde yapıldığı, 31.05.2023 tarihinde kararın kesinleştiği belirtilmiş ise de davalı şirketin İTO kayıtlarına bakıldığında şirketin 22.12.2020 tarihinde resen tescil edildiğini, merkez nakli nedeniyle kaydının kapalı olduğu, söz konusu adresin güncel olmadığını, şirkete ait İstanbul ve Düzce merkezli olmak üzere iki kayıt çıktığının görüldüğünü, İstanbul merkezli kaydın sicil numarası sorgulandığında kaydın iptal olduğunun anlaşıldığını, dolayısıyla müvekkili şirketin güncel adresinin Düzce merkezli olduğunu, bu durumun dava tarihinde mevcut olduğunu, söz konusu merkez naklinin resen tescil edildiğini, İTO kayıtlarından anlaşıldığını, tebligatların doğrudan İTO kayıtlarında yer alan ve güncel olmadığı açıkça belirtilmiş olan eski adresine yapılmış olması sebebiyle tebigatların usulsüz olduğunu, mahkemece yürütülen tahkikat neticesinde ortaya çıkan hüküm ve kesinleştirme işlemlerinde usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket adına çıkarılan bütün tebligatların usulsüz olduğunu, tebligatların Pendik/İstanbul adresine gönderilmiş olmasına rağmen 04.03.2021 tarihli İTO gazetesinde yayınlandığı üzere müvekkili şirket adresinin Düzce'de olduğunu, şirket tarafından aktif olarak faaliyet gösterilen adresin usul ve yasaya uygun olarak yayınlandığını, adres değişikliğinin dava tarihiden önceki bir tarihte gerçekleştirildiğini, yeni adres araştırılması yapılmaksızın müvekkili şirketin yokluğunda yargılamaya devam edilmesinin kabul edilemeyeceğini, elektronik tebligat başlıklı Tebligat Kanunun 7.maddesi gereğince tüm özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligatların yapılması gerektiğini, Tebligat Kanunun 35/4 maddesi gereğince daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlarda adreslerin esas alınacağı ve bu madde hükmünün uygulanacağının belirtildiğini, müvekkili şirketin limited şirket olduğunu ve kanunen zorunlu elektronik tebligat alıcısı olduğunun açıkça ortada olmasına rağmen mahkeme tarafından müvekkiline elektronik tebligat yolu ile bildirim yapılmadığını, normal yolla yapılan tebligatın iade dönmesini takiben resmi kayıtlarda yer alan adres araştırması yapılması sonucunda yeniden tebligat işlemleri yapılması gerekirken eksik ve hatalı işlem yapıldığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ve HMK 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, usulsüz tebligat sebebiyle hükmün kesinleşmesinin hukuken mümkün olmadığını, usulsüz tebligat halinde öğrenmeden itibaren olağan kanun yoluna başvurulması gerektiğinin belirtildiğini iddia ederek, istinaf taleplerinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve usulsüz tebligatlar nedeniyle hukuken kesinleşmemiş olan ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara ve istinaf başvurusunun reddine dair ek karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davalı şirkete yapılan tebligatların, mahkeme kararının kesinleştirilmesinin, tüzel kişi olan davalı şirkete elektronik tebligatın gönderilmemiş olmasının, Tebligat Kanunu (TK)'nun 35 maddesi gereğince davalı şirkete yapılan tebligatlar sonucunda verilen hüküm ile kararın kesinleşmesi nedeniyle istinaf başvurusunun reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin paylarına dair olarak 04.06.2020 tarihinde dava dışı ... AŞ ile ... arasında pay devir sözleşmesinin gerçekleştirildiği, 04.06.2020 tarihli sözleşmede davalı şirket adresinin "... Mahallesi, ... Caddesi, No:... Pendik İstanbul" olduğu, dava dışı ... AŞ ile davacı şirket tarafından davalı şirkete 06.07.2020 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, ihtarname içeriğinde 04.06.2020 tarihinde gerçekleştirilen hisse devir sözleşmesinin belirtilerek banka havalesi ile gönderilen bedelin belirtildiği ve şirket yetkilisi tarafından mali verilerin paylaşılmadığı, kötü niyetli şekilde şirket borçlarının saklanarak gerçek değerinden daha fazla satılmak istendiği belirtilmek suretiyle şirketin tüm hisselerinin değil %49 oranındaki hissenin alınarak yatırım yapmanın amaçlandığı belirtilmek suretiyle sermaye olarak gönderilen tutarın sermaye iadesi açıklaması ile gönderilmesinin talep edildiği, ihtarnamede davalı şirket adresinin yine Pendik İstanbul olduğu, 27.10.2020 tarihinde davacı tarafça davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 150.000,00 TL asıl alacak ile birlikte ferileri toplamı 151.972,60 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip borçlusu davalı şirket adresinin Pendik İstanbul olarak gösterildiği, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiği, davacı şirket tarafından iş bu dava öncesinde 25.02.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvuruda bulunduğu, başvuruda, davalı şirket adresinin bu kez "... Köyü ... Evleri Blok No:... İç Kapı: ... merkez Düzce olarak gösterildiği, 31.03.2021 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiği, davacı vekili tarafından iş bu itirazın iptali davasının 30.12.2021 tarihinde açıldığı, dava dilekçesindeki davalı adresinin bu kez davalı şirketin önceki adresi olan Pendik İstanbul adresinin gösterilmiş olduğu, mahkemece çıkarılan tebligatın davalı şirketin adresten taşındığı gerekçesiyle 18.01.2022 tarihinde bila iade edildiği, dosya içerisine ibraz edilen İstanbul Ticaret Odasındaki davalı kaydına göre davalının Pendik İstanbul adresine TK'nın 35 maddesi gereğince dava dilekçesiyle birlikte yargılama aşamasındaki tüm dilekçelerin tebliğ edildiği, İstanbul Ticaret Odası'na ait sicil bilgilerinden davalı şirketin son işlem tarihinin 22.12.2020 olarak gösterilmiş olduğu, iş yeri nakdinin ise 28.02.2020 şeklinde belirtildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edilen Türkiye Sicili Gazetesi'nin 04.03.2021 tarih ve 10280 sayılı nüshasının 360.sayfasında ,davalı şirket adresinin Pendik İstanbul'da iken yeni adresinin ... Köyü ... Evleri, ... İdari Bina Blok No:... iç Kapı No:.. merkez Düzce olarak belirtildiği, 22.12.2020 tarihinde resen tescil edildiğinin ifade edildiği, 09.12.2020 tarihli genel kurul kararı ile gerçekleştirildiğini ve Pendik/İstanbul adresinde bulunan adresin merkez Düzce olarak değiştirildiğinden kayıtların resen silinmiş olduğunun ifade edildiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasındaki yapılan işlemler sonucunda tebligatların tamamının karar başlığında da belirtildiği üzere Pendik İstanbul adresine yapılarak davalı şirketin yokluğunda gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. TK'nın 35. maddesinde, adres değiştirmenin bildirilmesi başlığı ile 35/1 bentte, kendisine ve adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin adresinin değiştirirse yenisine hemen tebliğ yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, bu takdirde bundan sonraki tebligatların bildirilen yeni adrese yapılacağı ifade edilmiştir. 35/4 bentte ise daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adreslerin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından söz konusu düzenleme kapsamında tebligat yapıldığı, ne var ki güncel sicil kayıtlarından davalı şirket adresinin yeniden tespit edilmediği eski adrese tebligatların gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, müvekkili şirketin limited şirket olduğunu ve kanunen zorunlu elektronik tebligat alıcısı olduğunu, mahkeme tarafından müvekkili şirkete elektronik tebligat yolu ile bildirim yapılmadığını ve usulsüz tebligatlarla birlikte tebligatların elektronik tebligat şeklinde yapılmaması sebebiyle tebligatların usulsüz olduğunu ve ek kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. TK'nınn 7/a. maddesi uyarınca, özel hukuk tüzel kişileri olan ticaret şirketlerine e- tebligat yapılması zorunludur.Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 5.maddesi " (1) Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur ... f) Kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri...." hükmününü; 6.maddesi ise "...Elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru (1) 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için başvuru, zorunluluğun başladığı tarihten itibaren bir ay içinde ilgili kurum, kuruluş veya birlik tarafından PTT’ye yapılır.(2) Başvuruya aşağıdaki bilgi ve belgeler eklenir:a) Kamu kurum ve kuruşları ile birlikler için Devlet Teşkilatı Merkezi Kayıt Sisteminde (...) yer alan benzersiz numara ve sistem bilgileri, ...’e kayıtlı olmayanlar için tabi oldukları sistem bilgileri.b) Merkezi Sicil Kayıt Sistemine (MERSİS) kayıtlı tüzel kişiler için MERSİS numarası ve sistem bilgileri, MERSİS’e kayıtlı olmayan tüzel kişiler için tabi oldukları sistem bilgileri.c) Türk vatandaşı gerçek kişiler için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri; yabancı gerçek kişiler için yabancı kimlik numarası da dâhil olmak üzere kimlik bilgileri.(3) PTT, ikinci fıkrada belirtilenler dışında da bilgi ve belge talep edebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınmak suretiyle PTT tarafından belirlenir... " hükmünü , 8.maddesi ise, '' (1) PTT, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi olduklarısistem bilgileriniesas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturur ve UETS’ye kaydeder.(2) PTT, 5 incimaddenin birinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini,adres sahibine teslim edilmek üzere ilgili kurum, kuruluş veya birliğe gönderir. Teslim işleminin gerçekleştiği bilgisi kendisine iletildikten sonra bu adresi tebligat çıkarmaya yetkilimakam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.(3) PTT, 5 incimaddenin ikinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini ilgilisine teslim eder ve bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunar.'' hükmünü içermektedir. Aynı Yönetmeliğin 16. maddesinde ise elektronik yolla tebligatın, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Tebligat Kanunu'nda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı vekili tarafından yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, şirket adresinin dava tarihindeki Ticaret Sicilindeki adres olmadığına ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır. Zira arabulucuk başvurusunda davalı şirketin dava tarihinde ticaret sicilinde kayıtlı olan Düzce adresine tebliğe çıkartılmıştır. Dava dilekçesinde ise daha önceden nakil olduğu anlaşılan Pendik İstanbul adresine tebligat çıkarılmıştır. Çıkarılan tebligat, adresten taşınmış olması sebebiyle iade edilmiş ve bunun üzerine ticaret sicilinde kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesine göre tebligatlar yapılmıştır. Her ne kadar yukarıda yer verilen Yasa maddeleri uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin elektronik tebligat adreslerine e-tebligat yapılması gerekli ise de; bu durum söz konusu elektronik tebligat adresinin ilgili mevzuat uyarınca temin edilip bu adresin aktif olarak ilgisince kullanıma açılması hâlinde mümkündür. Zira somut olayda davalı şirket yönünden elektronik tebligat adresinin bulunmadığı istinaf talebinin reddine dair ek karara ekli belge örneğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı şirketin güncel Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan adresine TK'nın 35. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebligatların yapılması gerekirken, nakil olunan adrese taşınmış olduğuna dair açıklamaya rağmen TK'nın 35.maddesine göre eski adrese gerçekleştirilen tebligatlarla davalının yokluğunda yargılamaya devam olunması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Taraf teşkili sağlanmadan, davalının yokluğunda gerçekleştirilen yargılama neticesinde davalı tarafın HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 15.09.2023 tarihli ek kararının ve 01.03.2023 tarihli hükmünün kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.03.2024

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog