Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/737
Karar No
K. 2023/1383
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/737 E.  ,  2023/1383 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/737
Karar No: 2023/1383
TEMYİZ EDENLER:
I- (DAVACI): … Elektrik Üretim A. Ş.
VEKİLİ: Av. …
II-(DAVALILAR):

1.… Kurumu

VEKİLİ: Av. …

2.… A.Ş. (…) Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2020/1720, K:2021/3534 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: 28/01/2014 tarih ve 28896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin 3., 4., 6., 7. ve 8. fıkralarının, Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisine ilişkin 26/11/2016 tarih ve 29900 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16/11/2016 tarih ve 6593-20 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının, geri ödemeye ilişkin yatırım tutarı toplamının 7.459.658,74-TL olarak tespit edilmesi ve bu tutarın 10 yılda geri ödenmesine yönelik koşulların belirlenmesine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin, söz konusu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin anılan Müdürlüğün … tarih ve … sayılı işleminin, geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı toplamını ve geri ödemeye yönelik belirlenen usul ve esasları uygun bulan … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı işleminin iptaline, 154/OG kV Maçka Havza Trafo Merkezi (TM) ve 154 kV Maçka Havza TM’den itibaren 154 kV 8,85148 km tek devre 1272 MCM (OPGW’li) Enerji İletim Hattının (EİH) yapımı için geri ödenmesi gereken yatırım tutarının 9.854.335,15-TL olarak kabulüyle, bu tutara EİH'nin geçici kabul tarihi 11/03/2013 ve TM'nin geçici kabul tarihi 30/12/2013 olduğu dikkate alınarak avans faizi uygulanmasına, anılan tutardan bağlantı ve sistem kullanım bedeli olan 1.156.221,88-TL'nin mahsubu sonucu kalan bakiye alacağın değişen oranlarda avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2020/1720, K:2021/3534 sayılı kararıyla;

Davacı şirketin … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla elektrik üretim lisansı aldığı; şirket ile davalı TEİAŞ arasında 03/11/2011 tarihinde Mavi Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali'nin (HES) 154 kV/OG Maçka Havza TM'nin OG Barasına bağlanması için bağlantı anlaşmasının imzalandığı; yine aynı tesis için şirket ile davalı TEİAŞ arasında 03/08/2015 tarihinde bu defa İletim Sistemi Sistem Kullanım Anlaşması'nın imzalandığı; dava konusu Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi çerçevesinde geri ödemeye esas gerçekleşen toplam yatırım tutarının 7.130.921,55-TL, geri ödemeye esas kamulaştırma tutarının 328.737,19-TL olarak belirlendiği; bunun üzerine şirketin 23/05/2018 tarihli dilekçeyle, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 35. maddesi uyarınca, toplam 7.459.658,74-TL olarak hesaplanan tutara 30/12/2013 tarihinden itibaren ticarî avans faizi uygulanması, 12/12/2017 tarihine kadar olan bağlantı ve iletim borcunun mahsubu sonucu kalan bakiye alacağın ödenmesi istemiyle davalı EPDK'ya başvurduğu; Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı cevabi yazısıyla, yatırımların geri ödeme tutarının TEİAŞ tarafından hesaplanması ve geri ödeme usulünün mevzuata uygun olduğunun değerlendirildiğinden bahisle söz konusu başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı; Davalıların usule yönelik itirazları ile davacının bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin talebinin yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi görülmediği;

Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükteki hâliyle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin beşinci fıkrasına yer verilerek; Yönetmeliğin 20. maddesinin 3., 4., 7. ve 8. fıkraları yönünden; 6446 sayılı Kanun'da yeni iletim tesisi ve yeni iletim hatlarının yapılmasının gerekli olduğu hâllerde TEİAŞ’ın yeterli finansmanının olmaması veya zamanında yatırım planlaması yapılamaması durumlarında, bu yatırımların ilgili kullanıcılar tarafından finanse edilebileceği gibi müştereken de yapılabileceğinin öngörüldüğü, yatırım tutarının tesis sözleşmesi ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları çerçevesinde geri ödeneceği ve konuya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinin vurgulandığı,

Düzenleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlendiği ve bu kurumların temel işlevinin toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu; elektrik piyasası ile ilgili olarak düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı EPDK tarafından 6446 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak uyuşmazlığa yönelik kurallar düzenlendiği;

Buna göre, Yönetmeliğin 20. maddesinin dava konusu fıkralarında, geri ödemeye esas yatırım tutarının TEİAŞ tarafından hazırlanıp Kurul tarafından onaylanan Metodoloji'ye göre hesaplanacağı, söz konusu Metodoloji çerçevesinde hesaplanan geri ödemeye esas yatırım tutarının Türk Lirası cinsinden sabitlenerek peşin alınmış sistem kullanım bedeli olarak değerlendirileceği, geri ödeme tutarından mahsup edilecek sistem kullanım bedelinin hesaplanmasında aylık iletim faturasının düzenlenme tarihinde yürürlükte olan sistem kullanım tarifesinin kullanılacağı, hesaplanan geri ödemeye esas yatırım tutarlarının, en fazla 10 yıl içerisinde aylık eşit taksitler hâlinde yapılan geri ödemelere de iletim tarifesi sistem kullanım bedelinden mahsup yönteminin uygulanacağı, müştereken finanse edilen ve TEİAŞ tarafından tesis edilen iletim varlıkları için TEİAŞ tarafından yapılan iletim varlıklarının gerçekleşen yatırımına ilişkin toplam harcama tutarının, sistem kullanım bedeli tahakkuk edene kadar en fazla 10 yıl içerisinde aylık eşit taksitler hâlinde geri ödeneceği, sistem kullanım bedelinin tahakkuk etmeye başlamasından itibaren bakiye tutar için iletim tarifesi sistem kullanım bedelinden mahsup yönteminin uygulanacağının belirtildiği;

Yönetmeliğin, müştereken veya münferiden yapılacak iletim varlıklarının geri ödemeye esas yatırım tutarının tespitine yönelik usul ve esasların belirlenmesine ilişkin olup, TEİAŞ'ın yapacağı hesaplamaya dair kuralları kapsadığı; kanun koyucunun, geri ödemeye esas yatırım tutarının düzenleyici işlem ile objektif bir şekilde belirlenmesi hususunda davalı EPDK'yı yetkili kıldığı, bu doğrultuda, 6446 sayılı Kanun'un çizdiği çerçeve içinde takdir yetkisinin kullanıldığı ve bu yetki kullanılırken kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararının göz önünde bulundurulduğu; Bu itibarla, 6446 sayılı Kanun'un iletim varlıklarının geri ödemeye esas yatırım tutarının belirlenmesi hususunda öngördüğü yetkinin üst hukuk kuralına uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı; Yönetmeliğin 20. maddesinin 6. fıkrası yönünden;

Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükteki hâli olan 6446 sayılı Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasında, geri ödeme süresinin üretim ve tüketim tesisleri için en fazla 10 yıl olduğu, söz konusu kural gereğince geri ödemenin başladığı tarihten itibaren 10 yıl içerisinde gerçekleşen yatırıma ilişkin toplam harcama tutarlarının geri ödemesi tamamlanamadığı takdirde, bakiye tutarın 10. yılın sonunda defaten ödeneceğinin düzenlendiği;

Ancak, 02/12/2020 tarih ve 31322 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesiyle, 6446 sayılı Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasındaki geri ödeme süresinin en fazla beş yıl olacağının kurala bağlandığı, bu değişiklik çerçevesinde, 09/05/2021 tarih ve 31479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesiyle, Yönetmeliğin 20. maddesinin altıncı fıkrasındaki sürenin 5 yıla düşürüldüğü; bu hâliyle, söz konusu fıkra yönünden davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından, esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı; Kurul kararı ve diğer işlemler yönünden;

İptal davasının amacının, hukuka aykırı idarî işlemin uygulamadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesi olduğu, bununla elde edilmek istenenin, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasını sağlayarak, hukuk devletinin korunması olduğu, İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararlarının, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldıran kararlar olduğu;

Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin birinci fıkrasına yer verilerek, anılan kurallar uyarınca; idarenin, bir işlemin iptali yolundaki yargı kararlarının gereklerini geciktirmeden yerine getirmeye zorunlu olduğu konusunda kuşku bulunmadığı, her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olmasının aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde kabul edilmiş olan "hukuk devleti" ilkesinin de bir gereği olduğu;

Bu bağlamda, düzenleyici işlemlerle ilgili olarak verilen iptal kararlarının da, idare tarafından uygulanması gerektiği, idarenin iptal edilen düzenleyici işlemi ortadan kaldırmakla yükümlü olduğu, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisinin tanınmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin "bağlı yetki" niteliğinde olduğu;

Diğer yandan yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunu, kararların tam olarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak değerlendirmek gerektiği, idarî yargı kararlarının uygulanması sırasında, kararın hüküm fıkrasıyla birlikte gerekçelerinin de gözetilerek işlem tesis edilmesi zorunluluğu bulunduğu, idarenin yargı kararlarını amacına uygun bir şekilde uygulaması zorunluluğunun, hukuk düzenince kişilere sağlanan hukuk güvenliği ve devlet işlemlerindeki istikrarın sonucu olduğu;

Dairelerinin 31/03/2015 tarih ve E:2010/2546, K:2015/1256 sayılı iptal kararında, tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarının (nakliye, hammaddeye ulaşım, işgücü ve benzeri) gerçekleşen yatırım tutarına yansıtılacağı, benzer sözleşmelerdeki en düşük bedel yaklaşımının, rekabet unsurunun oluşmadığı ihalelerin veyahut benzer tesislerin yüksek bedelle ihale edilmesi ihtimallerinde, mevcut tesisin bu bedellerden daha düşük bedellerle de inşa edilebileceğinden kamu zararına neden olacağı gerekçelerine yer verildiği;

Dava konusu Metodoloji'de ise, enerji iletim hattı tesislerinde aynı karakteristiğe sahip en düşük bedel yaklaşımı esas alınmaya devam edilerek, tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan doğrudan etkilenen maliyet kaleminin 1 km hat uzunluğundaki galvanizli demir direk ağırlığı olduğundan bahisle, bu unsura nakliye, montaj ve işgücü giderlerinin de eklendiği belirtilen yeni bir hesaplama yöntemi oluşturulduğu;

Bununla birlikte, ilgili mevzuatta "karakteristik" kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunda bir açıklamaya yer verilmediği gibi, TEİAŞ'ın 4734 sayılı Kanun kapsamında farklı coğrafi bölgelerde gerçekleştirdiği ihalelerde aynı karakteristik özelliğe sahip iletim tesislerine yönelik oluşan fiyatların içerisindeki maliyet kalemlerinin aynı olduğundan söz etme imkânı bulunmadığı, bu bağlamda, iletim tesislerinin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarının gerçekleşen yatırım tutarına yansıtılması gerektiğine ilişkin yargı kararının tam olarak uygulanmadığının anlaşıldığı;

Öte yandan, enerji iletim hattı tesislerinde, Dairelerinin söz konusu iptal kararında objektif kriterlere dayalı olmadığı değerlendirilen en düşük bedel yaklaşımının benimsenmeye devam edildiği, bahse konu iptal kararında belirtilen, rekabet unsurunun oluşmadığı ihalelerin veya benzer tesislerin yüksek bedelle ihale edilmesi ihtimallerinde, mevcut tesisin bu bedellerden daha düşük bedellerle de inşa edilebileceğinden kamu zararına neden olacağı hususunun dava konusu Metodoloji'de karşılanmadığının görüldüğü;

Bu itibarla, Metodoloji'de yargı kararı gereğinin, hüküm fıkrasıyla birlikte gerekçeleri de gözetilmek suretiyle eksiksiz olarak yerine getirilmediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında ve söz konusu Kurul kararıyla belirlenen Metodoloji çerçevesinde tesis edilen işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı;

Tazminat istemi yönünden; dava konusu Metodoloji'nin iptali yönünde verilen karar dikkate alınarak geri ödemeye esas yatırım tutarının tespitine yönelik kabul edilecek yeni Metodoloji çerçevesinde yeniden bir hesaplama yapılacağından dolayı bu aşamada söz konusu istem hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle;

Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin 3., 4., 7. ve 8. fıkraları yönünden davanın reddine, Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisine ilişkin 26/11/2016 tarih ve 29900 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının, geri ödemeye ilişkin yatırım tutarı toplamının 7.459.658,74-TL olarak tespit edilmesi ve bu tutarın 10 yılda geri ödenmesine yönelik koşulların belirlenmesine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin, söz konusu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin ve geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı toplamını ve geri ödemeye yönelik belirlenen usul ve esasları uygun bulan … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı işleminin iptaline, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin 6. fıkrasının iptali istemi ile tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:

Davacı tarafından; dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 3., 4., 7. ve 8. fıkralarına ilişkin davanın reddine yönelik Daire kararının gerekçesinin genel ve soyut ifadelerden oluştuğu, Dairece karar verilmesine gerek bulunmadığı belirtilen tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idarelerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, dava konusu Metodolojinin Dairenin daha önce verdiği iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak hazırlandığı, dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ve Kurul kararlarının, Kanun ile idareye verilen düzenleme yapma yetkisi çerçevesinde Kanun'a uygun olarak tesis edildiği ve her yönü ile mevzuat hazırlama usulüne, Anayasa'ya ve Kanun'a uygun olduğu, dolayısıyla ilgili mevzuat kapsamında tesis edilen işlemler sonucu belirlenen yatırıma ilişkin bedellerin de hukuka uygun olduğu ve davacının bu yöndeki taleplerinin haksız olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği; Davalı Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından; davanın süresinde açılmadığı, bağlantı ve sistem kullanın sözleşmeleri ile tesis sözleşmesinin, sözleşme hukuku ilkeleri gereğince taraflar için bağlayıcı olduğu, davacının geri ödemeye esas alacağının bulunmadığı, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağı, Daire kararının kamu yararına aykırı olduğu ve iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:

Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Davalı idarelerden Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen iptale, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2020/1720, K:2021/3534 sayılı kararının ONANMASINA,

4.14/06/2023 tarihinde, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 3., 4., 6., 7. ve 8. fıkraları yönünden oybirliği, diğer kısımlar yönünden oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY X- Dairenin 31/03/2015 tarih ve E:2010/2546, K:2015/1256 sayılı iptal kararında, iletim tesisini inşa veya finanse eden kişilere yapılan yatırımın gerçek maliyet tutarının geri ödenmesi gerektiği, tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarının (nakliye, hammaddeye ulaşım, işgücü ve benzeri) gerçekleşen yatırım tutarına yansıtılacağı, benzer sözleşmelerdeki en düşük bedel yaklaşımının, rekabet unsurunun oluşmadığı ihalelerin veyahut benzer tesislerin yüksek bedelle ihale edilmesi ihtimallerinde, mevcut tesisin bu bedellerden daha düşük bedellerle de inşa edilebileceğinden kamu zararına neden olacağı gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.

Davalı EPDK tarafından, Dairenin iptal kararı bağlamında uygulamaların nasıl devam edebileceğine ilişkin görüş, öneri ve varsa mevzuat taslaklarının gönderilmesinin istenilmesi üzerine TEİAŞ'ın 06/01/2016 tarih ve 1596 sayılı yazısıyla, kullanıcılar tarafından tesis edilen enerji iletim hatlarında farklı arazi ve coğrafi bölge koşullarından doğrudan etkilenen iş kaleminin kullanılan direk tipine göre 1 km hat uzunluğundaki galvanizli demir direk ağırlığı olması nedeniyle, 1 km hat uzunluğundaki galvanizli demir direk ağırlığının geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarına yansıtılarak yeni bir hesaplama yönteminin hazırlandığı; iptal kararında kullanıcılar tarafından tesis edilen trafo merkezi ve YG güç kablosu işlerinin geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarlarının hesaplanma yöntemine dair herhangi bir husus yer almadığı için mevcut hesaplama yönteminde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu hususlar çerçevesinde hazırlanan metodoloji taslağının sunulduğu belirtilmiştir.

Dava konusu Kurul kararının gerekçesinde de, TEİAŞ'ın hazırladığı metodoloji taslağının daha önce 2010 yılında onaylanan ilk metodoloji ile 2015 yılında onaylanan ikinci metodolojiyi birleştirdiği, böylece 2010 yılından bu yana kullanıcılar tarafından tesis edilen tüm iletim yatırımlarının geri ödemesinin tek bir metodoloji çatısında düzenlendiği ifade edilmiştir.

Metodoloji kuralları incelendiğinde, geri ödemeye esas tutarın hesaplanmasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun temel ilkeleri uyarınca TEİAŞ'ın benzer işlerdeki ihalelerinin esas alındığı, araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarından doğrudan etkilenen galvanizli demir direk ağırlığı olduğundan dolayı bu maliyet farklılığının yansıtılmasına yönelik bir formül geliştirildiği, trafo merkezi ve YG güç kabloları yönünden ortalama bedel yönteminin benimsendiği, enerji nakil hatları yönünden ise TEİAŞ ihalelerindeki en düşük bedelin emsal olarak esas alındığı görülmektedir.

TEİAŞ'ın 4734 sayılı Kanun kapsamında ihale ettiği işler, kullanıcıların inşa veya finanse ettiği iletim varlıklarıyla ilgili işlemlere benzer mahiyette olup, bu ihaleler sonucunda TEİAŞ'ın en uygun bedelle sözleşme imzalayacağı dikkate alındığında geri ödemeye esas yatırımın gerçek maliyet tutarının tespitinde TEİAŞ ihaleleri esas alınmıştır.

Öte yandan, tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan doğrudan etkilenen maliyet kaleminin galvanizli demir direk ağırlığı olduğu, farklı coğrafi ve iklim bölgelerinde kullanılacak galvanizli demir direk ağırlığı için düzeltme katsayısı hesaplandığı, bu unsurun nakliye, montaj ve işgücü maliyet kalemlerini de içerdiği, dolayısıyla coğrafi ve iklim farklılıklarından kaynaklanan maliyet kalemlerinin gerçekleşen yatırım tutarına yansıtıldığı anlaşılmaktadır.

İletim varlıklarına ilişkin trafo merkezi ve YG güç kabloları yönünden, en düşük birim bedel uygulaması terk edilerek ortalama bedel yöntemi benimsenmiş, enerji nakil hatları yönünden hat bedelleri ayrı bir maliyet kalemi olduğundan ve diğer ihalelerdeki gibi iş kalemi bazında fiyatı belirlenmediğinden dolayı en düşük kilometrik birim fiyatın esas alınmasına devam edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından, yargı kararının gereklerinin tam olarak uygulanmadığı ileri sürülmüş ise de, Metodoloji'de yeni bir hesaplama yöntemine yer verilmek suretiyle objektif kriterler geliştirilerek gerçek yatırım tutarının kullanıcılara geri ödenmesi amaçlanmıştır.

Bununla birlikte, gerek 2536 sayılı Kurul kararıyla kabul edilen Metodoloji'de gerekse dava konusu Metodoloji'de yer verilen "karakteristik" kavramının içeriğinde tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarının görülebileceği değerlendirildiğinde, bu durumun ancak uygulama işleminde dava konusu edilebileceği açıktır.

Bu itibarla, yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, yargı kararının gereğinin yerine getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında ve söz konusu Kurul kararıyla belirlenen Metodoloji çerçevesinde tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamakta olup davacının tazminat talebinin de reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmı ile davacının tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyu ile kararın bu kısmına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.