T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ait .../İZMİR adresinde bulunan toplam 5 odalı “...” isimli butik pansiyon ... tesisat numarası ile davalının elektrik abonesi olduğunu, müvekkiline, davalı şirket yetkilileri tarafından 29/02/2024 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ve 29/02/2024 tarihli ... seri numaralı tespit protokolü düzenlendiğini, bahsedilen pansiyonun personel odası dâhil toplam 5 odalı olduğunu, kış aylarında kullanıma kapalı olup hizmet vermediğini, fiili kullanım durumunda hataya düşüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin düzenlenen kaçak elektrik kullanma gerekçesi ve amacı bulunmadığını, 11/03/2024 tarihinde davalı şirkete itiraz başvurusunda bulunduklarını ancak itirazlarının kabul edilmeyerek 14/03/2024 tarihinde müvekkilinin elektriği kesildiğini ve İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili aleyhine başlatılan takipte belirtilen adreste kullanılan elektriğe ait abonelik sözleşmesinin müvekkiline ait olmayıp, aboneliğin ... tesisat numarası ve Sayaç No: ... ile ... ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine takip başlatılmasının haksız olduğunu ve müvekkiline 19/03/2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine ve takibe taraflarınca süresi içinde itiraz edildiğini, davaya konu haksız icra takibi neticesinde, müvekkilinin devam eden ticari hayatı sekteye uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olup, telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağının şüphe götürmez olduğunu, bu nedenle icra takibinin davanın kesinleşmesine kadar durdurulması yönünde ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek öncelikle ve ivedilikle ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkması ihtimaline binaen İİK 72/2 maddesi doğrultusunda teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren İzmir .... İcra Müd. ... E. sayılı icra dosyasında vezneye giren/girecek paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına, bilirkişice yapılacak hesaplama sonucu müvekkilinin, davalıya borcu olmadığının tespit edilerek davanın kabulüne ve İzmir .... İcra Müd. ...E. sayılı icra takibinin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup,
TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Çeşme Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısında; davacı ...'ın 01.01.2021-31.12.2023 tarihleri arasında GMSİ (kira geliri) mükellefi olduğu ve en son 2021 yılında beyanname verildiği ve gayrisafi gelirinin 18.000,00 TL olduğu, 17/04/2024 tarih ve ... sayılı dilekçe ile .../İZMİR adresinde 'Otel Vb. Konaklama Yerlerinin Faaliyetleri' faaliyetinde bulunmak için işe başlama bildiriminde bulunduğu ancak 30.04.2024 tarihli yoklamada adreste başka bir mükellefin faaliyet gösterdiği tespit edildiğinden 17/04/2024 itibariyle mükellefiyet kaydının aynı gün itibariyle kapatıldığının; ayrıca Çeşme Vergi Dairesinin ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... Şirketi'nin 03/05/2017 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olduğu ve söz konusu şirketin 2023 yılı gayri safi iş hasılatının 364.307,78 TL olduğu hususunun bildirildiği anlaşılmıştır.
TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir.
Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir
Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, davacının tacir olmadığı bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. (Her ne kadar Mahkememizce 30/04/2024 tarihinde "-Davacı vekilinin İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin, davanın icra takibinden sonra açıldığı anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi göz önünde bulundurularak REDDİNE,
-Davacı vekilinin İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi kapsamında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi gereğince dava değeri olan 1.094.904,35-TL'nin %15'si oranında olmak üzere 164.235,65-TL nakit teminat bedelinin mahkememiz veznesine yatırılması ya da 164.235,65-TL bedelli kesin ve süresiz banka teminat mektubunun mahkememize ibrazı koşuluyla KABULÜNE, -Teminat bedeli mahkememiz veznesine yatırıldığı veya teminat bedelini içeren müddetsiz bir banka teminat mektubu mahkememize ibraz edildiği takdirde İzmir .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dosyada icra veznesine yatırılan para varsa bu paranın veya yatırılacak olan paranın dava değeri olan 1.094.904,35-TL'lik kısmının ALACAKLIYA ÖDENMEMESİNİN İSTENİLMESİNE, " dair verilen tedbir kararına davalı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de İİK'nun 72/4 maddesine göre, menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkacağından söz konusu itiraz hakkında karar verilmemiştir.)
1.Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2.HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3.HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4.HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde görevli mahkemeye gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)