Aramaya Dön

Danıştay 9. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/2562
Karar No
K. 2023/3587
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/2562 E.  ,  2023/3587 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

DOKUZUNCU DAİRE

Esas No: 2022/2562
Karar No: 2023/3587
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
VEKİLİ: Av….
KARŞI TARAF (DAVACI): … Kurumu - …
VEKİLİ: Av….

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:.. sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Davacının ihalesini gerçekleştirdiği "… sicil nolu ruhsatın ve işletme hakkının devri" işini üstlenen ortak girişimce ödenen ihale kararı damga vergisinin iş ortaklığına yargı kararıyla iadesine hükmedildiğinden, davacı tarafından 2018/Eylül dönemine ilişkin olarak verilen düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilen ihale kararı damga vergisi ile gecikme faizinin kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile gecikme faizi dahil ödenen toplam 2.598.758,25-TL'nin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faizle birlikte iadesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlığa konu işi üstlenen iş ortaklığını oluşturan şirketler tarafından ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden tahakkuk ettirilen ihale kararı damga vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı "Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün resmi daire sıfatına haiz olmadığından, verginin mükellefi olmayan davacı şirketlerden ihale kararı damga vergisinin tahsil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle kabul eden ...Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik taraflarca yapılan istinaf başvuruları üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "ihale kararının imzalandığı tarih itibarıyla belli para içermediği" gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne, tahakkukun iptaline karar verildiği görüldüğünden, belli para içermeyen ihale kararı nedeniyle resmi daire olup olmadığına bakılmaksızın ihale makamından ihale kararı damga vergisi tahsil edilmesi mümkün olmadığından, davacı tarafından yapılan düzeltme başvurusunun reddi bakımından hukuka uygunluk görülmediği, davacının talebi de dikkate alınarak, 6183 sayılı Kanun'da amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı oranında hesaplanacak gecikme faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, ihale kararı damga vergisi ile gecikme faizinin ödeme tarihinden işbu karar gereği iadenin yapılacağı tarihe kadar gecikme zammı oranında hesaplanacak gecikme faiziyle iadesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesinin, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görüldüğü, dilekçede ileri sürülen iddiaların anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Uyuşmazlığa 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun düzeltme hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, sözleşmede hesaplanabilir bir tutara ulaşılması halinde, bu tutar üzerinden sözleşme damga vergisinin hesaplanması gerektiği, gecikme faizi işletilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Dairemizin kararı doğrultusunda temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

Davacının ihalesini gerçekleştirdiği "… sicil nolu ruhsatın ve işletme hakkının devri" işini üstlenen ortak girişimce ödenen ihale kararı damga vergisinin iş ortaklığına yargı kararıyla iadesine hükmedildiğinden, davacı tarafından 2018/Eylül dönemine ilişkin olarak verilen düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilen ihale kararı damga vergisi ile gecikme faizinin kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile gecikme faizi dahil ödenen toplam 2.598.758,25-TL'nin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faizle birlikte iadesi istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrasında, kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakimin, örf ve adet hukuka göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vereceği öngörülmüş;

4.maddesinde de hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Buna göre, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Anayasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesinin, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımında uygunluğunu denetleyeceği ve bireysel başvuruları karara bağlayacağı düzenlenmiş;

152.Maddesinde de bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı öngörülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında: "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 10/2/2011 tarihli ve E.:2008/58, K.: 2011/37 sayılı iptal kararı üzerine, 15/06/2012 tarihli, 28324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yeniden düzenlenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin dördüncü fıkrasında "fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın, mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, söz konusu 120. maddede ise; vergi hatalarının düzeltme fişine dayanılarak düzeltileceği, hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla verginin, aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunacağı, düzeltme fişinin bir nüshasının, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edileceği belirtilmiştir. 213 sayılı Kanun'un yine aynı Kanunla eklenen geçici 29. maddesinde ise bu Kanunun 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali ve gecikme faizi dahil ödenen 2.598.758,25-TL'nin iadesine ilişkin hüküm fıkrası, usul ve hukuka uygun olup, davalı idarece ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalının, Bölge İdare Mahkemesi kararının faize ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;

Yukarıda yer verilen düzenlemelerde görüleceği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde hakime hukuk yaratma yetkisi tanınmış ve bu yetkinin kullanılacağı koşullar ve sınırlar belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre, bu yetkinin kanunda ve örf ve adet hukukunda kural olmaması durumda kullanılması öngörülmüş ve hakimin kanun koyucu gibi hareket etmesi gereği vurgulanmıştır.

Bu kapsamda, keyfilikten ve o anın koşullarının etkisinden uzak bir şekilde, eşitlik ve hukuk güvenliği çerçevesinde, hukuk devletinin gerekleri ile sonradan diğer olaylar için de temel olabilecek şekilde kullanılması gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde ise, hakimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Hakimin takdir yetkisi, hukuk yaratma yetkisinden farklıdır. Burada, hakimin önündeki somut olaya uygulayacağı bir kural bulunmakta olup, olayın önceden bilinmeyen özellikleri dolayısıyla hakime bir değerlendirme, tercih yapma yetkisi tanınmış bulunmaktadır. Hakimin takdir yetkisi de sınırsız değildir. Hakim bu yetkisini, ancak kendisine kanunen açık yahut zımni olarak bu hakkın tanınmış olduğu durumlarda, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde, hakkaniyet ve nefaset kurallarına göre kullanması gerekmektedir.

Bu açıklamalar kapsamında, somut olaya ilişkin bir kanun hükmünün bulunması ve kanun hükmünde hakime açık ya da zımni olarak takdir yetkisi tanınmamış olduğu durumlarda, hakimin hukuk yaratma ya da takdir yetkisini kullanması mümkün değildir. Başka bir anlatımla, bu durumda hakimin, ilgili kanun hükmünü ihmal etme yetkisi bulunmamaktadır. Aksi bir tutum, keyfiliğe, ayrımcılığa, hukuk düzeninin bozulmasına yol açacaktır.

Ancak böyle bir durumda, söz konusu kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanısına varılması halinde, hakime, Anayasanın 152. maddesinde, ilgili kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kanunların Anayasaya aykırılığını denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurma imkanı tanınmıştır.

Mükelleflerden fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesi durumunda, iade edilen tutarlara hangi oranda faiz ödeneceği konusunda açık bir düzenleme bulunmadığından, hukuk yaratma yetkisi kapsamında yerleşik Danıştay içtihatları ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranının uygulanması öngörülmüş bulunmaktaydı. Ancak, 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesi yeniden düzenlenmiş ve fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı öngörülmüştür. Diğer bir ifadeyle, vergi idaresince, mükelleflerden, 15/06/2012 tarihinden sonra fazla ve yersiz olarak tahsil edilen tutarların 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının ihalesini gerçekleştirdiği "… sicil nolu ruhsatın ve işletme hakkının devri" işini üstlenen ortak girişimce ödenen ihale kararı damga vergisinin yargı kararıyla iadesine hükmedildiğinden, davacı tarafından 2018/Eylül dönemine ilişkin olarak verilen düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilen ihale kararı damga vergisi ile gecikme faizinin kaldırılması talebiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile gecikme faizi dahil ödenen toplam 2.598.758,25-TL'nin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faizle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın Vergi Mahkemesince kabul edilerek, dava konusu işlemin iptaline, ihale kararı damga vergisi ile gecikme faizinin ödeme tarihinden işbu karar gereği iadenin yapılacağı tarihe kadar gecikme zammı oranında hesaplanacak gecikme faiziyle iadesine hükmedildiği, bu karara yöneltilen davalının istinaf başvurusunun ise reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, davacı kurum tarafından, 15/06/2012 tarihinden sonra, 2018/Eylül dönemine ilişkin damga vergisinin gecikme faiziyle birlikte 09/09/2019 tarihinde ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle iadesi istenilmişse de, tahsil tarihi itibarıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesinin yürürlükte olduğu, bu nedenle iade edilecek tutara tecil faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması gerektiğinden, kanunun açık hükmü bulunmasına rağmen hukuk devletinin adil dengesinin korunması gerektiğinden bahisle devlet tarafından kendi alacaklarına uygulanan faiz oranı olan 213 sayılı Kanunu'nun 112/3.maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin uygulanması gerektiği yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; faize ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,

Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 12/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.