11. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bozma üzerine, Kocaeli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2023 tarihli ve 2022/440 Esas, 2023/588 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) 2011 ve 2012 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (b) bendi, 7394 sayılı Kanun'un 4. fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) 2008, 2009 ve 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz isteği, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçundan verilen cezanın ise az olduğuna ilişkindir. 2. Sanık müdafinin temyiz isteği; yeterli delil olmamasına karşın sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının ve lehe hükümlerin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “zamanaşımı... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, 2012 takvim yılı Ocak ayında da sahte faturaların kullanılmış olması nedeniyle; 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçlarında; suç tarihinden hüküm tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, sanığın yargılama konusu 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura kullanma eylemleri için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık hakkında mahkumiyet hükmünün kurulduğu 02.10.2015 tarihi olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2023 tarihli ve 2022/440 Esas, 2023/588 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden tüm hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap