Esas No
E. 2022/9634
Karar No
K. 2023/8948
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/9634 E.  ,  2023/8948 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/385-2022/57
HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü

Taraflar arasında görülen haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; şirketin ithalat ve ihracat işi yaptığını, davalı T.C. Başbakanlık Gümrükler Müsteşarlığına bağlı Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından şirkete ait ithal edilmiş pirince kaçak olduğu iddiasıyla el konulduğunu, el konulan pirinç ve konteynırların depoda bekletildiğini, şirket yetkilileri hakkında kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefetten kamu davası açıldığını, yargılama sonucunda zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, yargılama devam ederken malın davacı şirkete iade edildiğini ancak pirinçlerin muhafaza edildiği depolara ödeme yapmak zorunda kalındığı gibi malın zamanında elde edilememesinden dolayı da şirketin büyük ölçüde zarara uğradığını belirterek oluşan zararın davalı idareden tazminini talep etmiş, 07.12.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 567.121,40 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bölümü, görev ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, gümrük beyannamesinde kırık pirinç olarak beyan edilen eşyanın fiili ithalat aşamasında incelenmesinde beyanla uyuşmadığını ve kırık olmayan orta taneli pirinç ve aynı konteynırda ön sıraya iki sıra halinde dizilmiş kırık pirinç olmak üzere farklı nitelikte pirinçlerden oluştuğunun anlaşıldığını, kuruma atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Bakırköy 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.03.2012 tarih ve 2010/376 Esas, 2012/129 Karar sayılı kararıyla, davadaki iddianın ileri sürülüş biçimi, talep konusu davanın dayanağı gözetildiğinde dava konusunun idari yargının görevi içinde kaldığı, yargı yolunun dava şartı olarak düzenlendiği gerekçesiyle HMK 114,115 maddeleri uyarınca yargı yoluna ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 21.01.2013 tarih ve 2012/11101 Esas, 2013/542 Karar sayılı ilamıyla, "...Davacının, davaya konu zararı, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nde Kaçakçılık Kanununa muhalefet edildiği gerekçesiyle gerçekleştirilen adli bir işlemden kaynaklanmaktadır. Adli bir işlemin yerine getirilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davanın, görüm ve çözüm yeri idari yargı olmayıp, adli yargı olduğu gözetilerek işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2016 tarihli gönderme kararı üzerine dosyanın kaydedildiği Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2017 tarih ve 2016/537 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararıyla, davanın 12.10.2010 tarihinde açıldığı davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK.60/1 md.de belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, şöyleki davacının talebine konu olan ardiye bedellerine ilişkin olmak üzere içindeki pirinçlerle birlikte konteynırların konulduğu ardiyeye yapılan ödemelere ilişkin olmak üzere davacı tarafın zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren BK.60/1. (yeni TBK.nun 72) md.uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde işbu davayı açması gerektiği, davacı tarafın el konulan pirinçlerinin iade tarihi 25.08.2003, teminatın iade tarihi 21.06.2004, konteynırların teslim tarihinin 23.10.2003 olduğu, davacının konteynırlar için ödemiş olduğu masraf faturalarını da en son 31.12.2003 tarihi itibariyle dava dışı şirkete ödediği ve borcunun kalmadığı, davanın ise 12.10.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmakla yukarıdaki yasal düzenleme gereği davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı, gerekçesiyle davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığına karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

C. Dairenin İkinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 13.05.2019 tarih ve 2019/1105 Esas, 2019/2757 Karar sayılı ilamıyla, "...Hukuk Muhakemeleri Kanunu tasarısının Adalet Komisyonunda yapılan görüşmesi sırasında tasarıya eklenen 3 ve 4. fıkralara ilişkin gerekçe incelendiğinde yasa koyucunun temsilde yanılma nedeniyle yapılacak taraf değişikliğini de madde kapsamında kabul ederek düzenleme yaptığı anlaşılmaktadır. Gerekçeye bakılmaksızın dahi; yasa koyucunun daha ağır usul hatası olan tarafın yanlış gösterilmesinde kabul edilebileceğini belirttiği iradi taraf değişikliğinin, diğerine göre daha hafif usul hatası içeren temsilde yanılma halinde de yapılabileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle HMK'nun 124. maddesi temsilcide yanılma suretiyle tarafın hatalı gösterilmesi halinde de uygulanabilecektir.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davanın ...'ne yöneltilmesi gerekirken, T.C. Başbakanlık Gümrükler Müsteşarlığına yöneltilmiş olması temsilcide yanılma olarak kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece öncelikle davacıya süre verilerek dava dilekçesinin ...'ne tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş; Dairenin 204.02.2020 tarih ve 2019/2449 Esas 2020/808 Karar sayılı ilamıyla davanın karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

D. Mahkeme İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 13.10.2020 tarih ve 2020/103 Esas, 2020/200 Karar sayılı kararıyla, ... usulünce davaya dahil edilerek taraf teşkilinin ardından, davacının konteynırlar için ödemiş olduğu masraf faturaları da en son 31.12.2003 tarihi itibariyle dava dışı şirkete ödediği ve borcunun kalmadığı, davanın ise 12.10.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

E. Dairenin Üçüncü Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 07.06.2021 tarih ve 2021/82 Esas, 2021/2449 Karar sayılı ilamıyla, "...Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Dairemiz bozması sonrasında dava dilekçesi ve Yargıtay ilamının davalı ...’ne tebliğ edildiği, ancak ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "ıslahın zamanı ve şekli" başlıklı 177. maddesinde ise ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar, sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği ve karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneğinin, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirileceği düzenlenmiştir. Somut davada, davacı vekili davayı kısmi dava olarak açmış ve yargılama aşamasında 07.12.2015 havale tarihli ıslah beyanını içeren dilekçe ile dava değeri artırılmıştır. Davalı ...’ne ise, belirtilen kanun maddesi gereği usulüne uygun olarak ıslah dilekçesi tebliği yapılmamıştır. Öte yandan; davalı ...’ne 22.06.2020 tarihinde dava dilekçesi tebliğ edildiği halde idarece davaya cevap dilekçesi verilmemiş ve usulüne uygun olarak zamanaşımı def’i de ileri sürülmemiş olmasına rağmen mahkemece, ilk dava açıldığında dava dilekçesinde davalı olarak Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı’nın gösterildiği ve davaya cevap dilekçesini idareyi temsilen hazine vekilinin verdiği, 14.01.2011 havale tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, aynı şekilde ıslah dilekçesine karşı da süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu gerekçesiyle Gümrük İdaresi’nce verilen cevap ve dilekçelerin davalı ...’nce verilmiş gibi kabul edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Şu halde; davalı ...’ne usulüne göre verilmiş bir davaya cevap dilekçesi ve zamanaşımı def’i bulunmadığı, aynı şekilde ıslah dilekçesi davalı ...’ne tebliğ edilmediği halde, davalı tarafça hem dava yönünden usulüne uygun olarak zamanaşımı def’i ileri sürülmüş gibi hem de ıslah dilekçesine ...'nin cevap dilekçesi varmış gibi davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı vekilinin 07.12.2015 tarihli dilekçe ile talebini ıslah ettiği ve eksik harcı ikmal ettiği ıslah dilekçesi davalı idareye 06.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve yasal süre içinde davalı idarenin ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunduğu, davanın 12.10.2010 tarihinde açılmış olup, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK.60/1 md.de belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, şöyleki davacının talebine konu olan ardiye bedellerine ilişkin olmak üzere içindeki pirinçlerle birlikte konteynırların konulduğu ardiyeye yapılan ödemelere ilişkin olmak üzere davacı taraf zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren BK.60/1. (yeni TBK.nun 72) md.uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde işbu davayı açması gerektiği, davacı tarafın el konulan pirinçlerinin iade tarihi 25.08.2003, teminatın iade tarihi 21.06.2004, konteynırların teslim tarihinin de 23.10.2003 olduğu, davacının konteynırlar için ödemiş olduğu masraf faturaları da en son 31.12.2003 tarihi itibariyle dava dışı şirkete ödediği ve borcunun kalmadığı, davanın ise 12.10.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmakla yukarıdaki yasal düzenleme gereği esasen davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı, ancak davalı idare süresinde cevap dilekçesi vermeyip zamanaşımı itirazında bulunmadığından bu hususun değerlendirilmediği, ancak ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 73.036,40 TL ardiye bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, ıslah edilen kısım ile ilgili talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımından ret kararının hatalı olduğunu, davanın konusunu oluşturan ardiye bedelleri yönünden 2010 tarihinde açılan davada fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak kaydıyla 250.000 TL talep edildiğini, 05.10.2015 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda talebi toplam 195.896,86 USD karşılığı 567.121,40TL’ye artırarak ıslah ettiklerini, davanın tam 12 yıl önce açıldığını, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, Yerel Mahkeme kararında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini gördüğü ancak bu karar hatalı olduğundan taraf teşkili sağlanarak dosyanın esası hakkında hüküm kurulması gerektiğini, karara bağlandığını, ancak Mahkemenin bozma ilamına uymasına rağmen yine zamanaşımı nedeniyle kısmen red kararı vererek hataya düştüğünü, kararın bu haliyle usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı'na yapılan dava dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olmadığını, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, kaldı ki davalı idareye husumet düşmeyeceğini ve davacı lehine ticari faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait pirinçlere kaçak oldukları iddiasıyla el konulması ve muhafaza altında tutulması nedeniyle zorunlu olarak ödenen ardiye ücretinin davalı idareden tazmini talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve bozmaya uygun olarak karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemece hükmedilen tazminat miktarının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davaya konu tazminat sorumluluğunun dayanağı haksız fiildir. Haksız fiilde yasal faiz uygulanır. Şu durumda taraflar arasında ticari bir ilişkiden söz edilemeyeceğinden ticari faize göre karar verilmesi doğru değildir. Karar bu haliyle usul ve kanuna aykırı olmuştur.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde gösterilen nedenle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde gösterilen nedenle davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1/A) numaralı bendinde yer alan " ticari faiziyle” ibaresi çıkartılarak yerine “yasal faiziyle” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın, kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog