T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/72 Esas - 2023/851

T.C.

...

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/72 Esas
KARAR NO: 2023/851

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

DAVA: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/01/2022
KARAR TARİHİ: 27/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ile davalı arasında danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme kapsamında kendisine yüklenen sorumlulukları eksiksiz yerine getirmesine rağmen, davalının hizmet bedelini ödemediğini, Şubat 2021 tarihinde düzenlenen faturada yazan bedelden 8.248,73TL eksik ödeme yapıldığını, Mart 2021 tarihinde hiç bir şekilde ücret ödemesi yapılmadığını, sözleşme hükümleri gereğince davacının haklı olarak sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, haklı fesih sebebiyle sözleşmeden doğan ticari alacak talebinin kabulüne kara verilmesini, dava tarihinde itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, duruşmadaki beyanlarında 100.000 TL üzerinden açılan davanın 30.000,00 TL'sinin alacak 70.000,00 TL'sinin cezai şart olarak talep edildiği açıklanmıştır.

CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle: Sözleşmenin İngilizce olarak düzenlendiğini davacının delil olarak sözleşmenin tercümesini sunduğunu , Yargıtay kararlarına göre 805 sayılı kanun gereğince Türkiye Cumhuriyeti içindeki her türlü sözleşmelerin Türkçe olarak düzenlenme zorunluluğu olduğunu, kanuna aykırı düzenlenen sözleşmelerin geçersiz olduğunu, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığını, sözleşmenin davacı tarafça 07/05/2021 tarihinde değil davalı şirket ortağına gönderilen 30/11/2021 tarihli e- posta ile gerçekleştirildiğini, davacının edimlerini yerine getirmediğini, eksik , kusurlu ve kötü niyetli ifa olduğunu, hazırlanan raporların gerçeği yansıtmadığını, davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. H U K U K İ N İ T E L E N D İ R M E - G E R E K Ç E : Dava, danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve cezai şart istemine ilişkindir. Davalı ile Davacı arasında (MBC ile AKINTÜRK) 12 MWE net (13.3 MWE brüt) gücünde Biyokütle Elektrik Santrali Kurulması ile ilgili sözleşme yapılmıştır. Sözleşme Konusu özet olarak , Santralin projelendirilmesi - gerekli izinlerin alınması (tüm resmi izinler) - imalatının yapılması - işletmeye alınması - işletme sürecinin idare edilmesini kapsamaktadır.

Uyuşmazlık : Sözleşmenin geçerli olup olmadığı, yazılı sözleşme hukuken geçerli olmasa dahi tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri kabul ederek, sözleşmeyi ifa etmiş iseler sözleşmeden doğan hakları talep etmekle davacının haklı olup olmadığı, ödenmemiş danışmanlık ücreti alacağı olup olmadığı, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, haklı nedenle feshedilmiş ise davacının dava dilekçesindeki taleplerinin yerinde olup olmadığı varsa alacak miktarı, davalının cevap dilekçesinde belirttiği dava dışı DHH Enerji tarafından davalının borcuna mahsuben davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu uyarınca, temel kural sözleşmelerin şekil serbestisine tabi olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 12. Maddesinde sözleş̧melerin geçerliliğinin, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmadığ̆ı belirtilmiş olmakla birlikte 805 Sayılı Kanun'un hükümlerine göre , Türk tabiiyetindeki şirket ve müesseselerin, Türkiye dahilindeki, her türlü işlem (muamele), sözleşme (mukavele), haberleşmelerini Türkçe yapmaları ve hesap ve defterlerini Türkçe tutmaları zorunlu tutulmuştur. Resmi dil dışında akdedilen sözleşmelere bağlanan hukuki sonuç, emredici hukuk kurallarına aykırılığa dayanmaktadır. Borçlar Kanunu açısından, kanun ile getirilen şekli şarta aykırılığın sonucu, kural olarak, sözleşmenin hüküm doğurmamasıdır. Doktrinde ise 805 sayılı Kanun’un hızla değişen çağa uyumlu olmadığı, uygulamada Kanun hükümlerinin sıklıkla ihlal edildiği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.HD.,E.2020/19K.2020/184T.13.2.2020 Kararı ve Yargıtay 15.HD.,E.2020/1714K.2020/2652T.02.10.2020 tarihli kararlarında iki Türk tabiiyetindeki şirket arasında yabancı dilde düzenlenen tahkim anlaşmasını "yabancılık unsuru" barındırması nedeni ile 805 sayılı Kanun'a aykırı bulunmamıştır.

Yabancılık unsuru, herhangi bir hukukî olay veya ilişkiyi hâkimin mensup olduğu devletin hukuk düzeni dışında, en az bir veya daha fazla hukuk düzeni ile irtibatlı hale getiren unsurdur. (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, s. 5 vd.; Çelikel, Aysel/Erdem, B. Bahadır (2014), Bu tanımdan hareketle, hukukî olay veya ilişkinin yabancı unsur taşıdığının kabul edilebilmesi için, o olay veya ilişkinin yabancı ülkeyle illaki yer bakımından irtibatının bulunması şart değildir. Olay veya ilişkinin yabancı hukuk düzeni ile herhangi bir şekilde irtibatlı hale gelmesi gerekli ve yeterlidir. Örneğin, evlenmede, eşlerden birinin yabancı uyruklu olması, evlenmenin yabancı bir ülkede yapılması; haksız fiilde, haksız fiilin yabancı bir ülkede meydana gelmesi; sözleşmelerde, sözleşmenin konusunun, yapıldığı yerin veya ifa yerinin yabancı ülkede bulunması, sözleşmenin taraflarından birisinin yabancı olması; milletlerarası usul hukuku bakımından yabancı mahkeme veya hakem kararının ülkedeki kesin hüküm veya icra edilebilirlik etkisinin sağlanması gibi hususlar yabancılık unsurunun varlığını ortaya çıkarmaktadır.

Ancak, son dönemde, özellikle sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, hukukî ilişki, klâsik anlamda yabancı unsur içermese dahi, milletlerarası ticaretin menfaatleri söz konusu ise, hukuki ilişkinin yabancı unsurlu olduğu kabul edilmektedir. (Akıncı, Ziya (1994), Milletlerarası Ticari Hakem Kararları ve Tenfizi, ..., s. 25-26; ) . Sözleşmenin ekonomik yönünü ön plâna çıkaran bu anlayışa göre, ülkeler arasında mal veya sermaye girişi ile iktisadi değer çıkışını konu edinen sözleşmeler, milletlerarası nitelikte olup, yabancılık unsuru taşımaktadırlar14. Bu bağlamda, milletlerarası ticareti ilgilendiren veya milletlerarası ticaretin menfaat alanına giren sözleşmeler yabancı unsurlu sözleşme olarak kabul edilmektedir.

Somut olayda davalı şirket 2011 yılında Türkiye'de kurulan ortakları TC vatandaşı olan bir şirket olup 2021 yılında Yönetim Kuruluna Alman uyruklu yöneticiler atanmış iki yıl süre ile görev yaptıktan sonra 26 Ağustos 2022 Tarihli Ticaret Sİcil Gazetesindeki ilana göre Tek Ortaklık Bilgisi ilanı incelendiğinde şirkete tekrar TC vatandaşı yönetici atandığı görülmüştür. Bu hali ile davacı ve davalı şirketin Türkiye'de kurulan şirket olmaları, sözleşmenin Türkiye'de ifa edilecek olması, karşısında yabancılık unsuru bulunmadığı ve İngilizce olarak yapılan sözleşmenin 805 sy aykırı olması sebebiyle geçerli olmadığı kabul edilmiştir.

Ancak davalı tarafından davacıya danışmanlık hizmeti verilmiş ise bu halde de davalı sebepsiz zenginleşeceğinden varsa davacının bir alacağı olup olmadığının tespiti için Kastamonu Seydiler OSB 12 Mwe. Biyokütle Enerji Santrali'nin bulunduğu yerde keşif icrasına karar verilmiş, ticari defterler de incelenmiş bilirkişiden rapor alınmıştır. Sözleşmede danışmanlık hizmet dönemi iki kısma ayrılmıştır. Yatırım dönemi danışmanlık hizmetleri: Fiyatı : 15.000 usd/ay + kdv , Süresi : 13 ay. İşletme dönemi hizmet bedeli: Fiyatı : 15.000 usd/ay + kdv, Süresi : 120 ay (Bilirkişi raporuna göre bu maddeye geçilme ortamı oluşmamıştır.) Çünkü işletmeye alınabilecek durumda bir santral ortada yoktur.

SMMM Bilirkişi raporuna göre; Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilmiş olan ihtarname tarihi (07.05.2021) itibariyle, davacı şirketin davalı şirketten 301.305,86.-TL (38.290,37.-USD) bakiye alacağının kayıtlı olduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, 31.12.2021 tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı şirkete 0,00.-TL (1.711,37.-USD) bakiye borcunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporunda Dava dışı Dhh Enerji Üretim A.Ş. açısından ise, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilmiş olan ihtarname tarihi (07.05.2021) itibariyle, dava dışı şirketin davacı şirketten 85.934,00.-TL (11.996,00.-USD) bakiye alacağının kayıtlı olduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, 31.12.2021 tarihi itibariyle, dava dışı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesinin kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu: Devrekani Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve keşif sonrası teknik bilirkişilerce hazırlanan 18.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda ;

Toplam sözleşme oranının 20.835.000 USD olduğu ( 100 toplam iş miktarının) 13.3 mwllık ünitenin 19.535.000 USD olduğu ve bununda toplam işteki oranı % 93.76 ya denk, 1 mwlik ünitenin 1.300.000 USD olduğu ve bununda toplam işteki oranı %6,24 de denk geldiği, %93,76' lık kısmının hiç yapılmadığı,%6,24 lük kısmının ise yaklaşık 3/4 lük kısmının yapıldığı, yapılan kısım için hesaplama yapıldığında da 1.300.000 USD x %76.33 - 992.290 USD ye denk gediği toplam 20.835.000 USD lik anlaşmanın 992.290 USD ye denk gelen imalatın yapıldığı tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporuna itiraz üzerine heyete harita mühendisi eklenerek ek rapor alınmıştır. 14/03/2023 tarihli Ek raporda da dosya içeriğindeki bilgilerden ve iş sahasındaki inşaatın genel durumundan inşaat için yeterli finasman desteği sağlanmasına rağmen davacının yükümlülüklerini eksik ifa etmesinden dolayı işin gereken tarihlere yetiştirilemediği belirtilmiştir. 14/03/2023 tarihli ek raporda da; İnşaat için yeterli finansman desteği sağlandığı halde davacının yükümlülüklerini eksik ifa etmesinden kaynaklanan gecikme olduğu belirtilmiştir.

Danışmanlık hizmet sözleşmeleri konusunda da uzmanlığı bulunan İnşaat Mühendisinden alınan raporda; Herhangi bir inşaat projesi kapsamında danışman sıfatıyla görev üstlenmiş bir kurum/kişiden makul olarak beklenen görev, sorumluluk tanımı kapsamında, projeye yön vermesi, yüklenici seçimi gibi görevleri oldugu, özellikle yüklenici seçiminde belirleyici olan ön yeterlik kararı verme görevini olan danışmanın, yüklenici sıfatıyla inşaat sürecini üstlenecek firmanın projeyi ifa edebilecek gücü, bilğiye, maddi imkâna sahip olup olmadığının araştırılması görevi olduğu, yüklenici seçimi öncesinde ve proje süresince gözetmesi ve işveren lehine olayları gözetlemesi gerektiği, Davacının sözleşme kapsamındaki ifa yükümlülüklerini yerine getirmediğinin görüldüğü, sözleşme konusu Kastamonu I Projesi kapsamında YEKDEM’den faydalanabilmek amaçlı fazlara bölünmüş olan projenin birinci fazının Haziran 2021 sonu itibarıyla tamamlandığının belirtildiği, ancak bunun dogru olmadığı, Kastamonu 1 Projesi kapsamındaki birinci fazın, Ağustos 2021’de tamamlandığı ve YEKDEM'e son başvuru tarihi olan 30 Haziran 2021 tarihine yetişmediğindn, davalının avantajlı fiyattan satış yapmasının engellendiği,davacı, sözleşmeya kapsamındaki görevlerinin yerine getirse ve 30 Haziran 2021 itibariyle YEKDEM başvurusu gerçekleşebilseydi, davalı Kw/h başına 13,3 Sent (ABD Doları) üzerinden sisteme katılacaktı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Kararı ile alım garantili tarife (biokütleye dayalı üretim tesisi-termal bertaraf için) Kw/h başına 50 Kuruş tutarında oldugundan, davacının ciddi miktarda zarara ugratıldığı, bu gecikme sonucu için davacı işverenin danışmanı tarafından uyarıldığı veya bilği verildiği yönünde bir izah olmadığı gibi işveren yanıltılarak bitti gibi bilği verildiğinin görüldüğü,Gene proje sahasına getirlmiş bulunan herhangi bir türbin, jeneratör, kazan, transformatör veya hava soğutmalı kondensörün bulunmadığı, hatta sahaya birtakım eski, yıpranmış, paslı ve ikinci el ekipmanlar kullanılmış ekipmanların getirildiği dosya kapsamında anlaşıldığı, 3 Ağustos 2021 tarihli e-posta ile davacı tarafından türbin ve jeneratör gibi ekipman alımı yapılacağı için 6 Ağustos 2021 tarihine kadar dava dışı yüklenici Efor’a 2.4 milyon ABD Dolar tutarında ödemenin yapılması talep ettiği, ancak söz konusu bu alım kapsamındaki ekipmanların alımlarının hiçbir zaman yapılmamış olmasına rağmen davalıyı yanıltıcı beyanlarla Efor’a, hak edilmediği sonradan anlaşılan bir meblağı ödemeye zorlandığı, yanıltıcı olduğu anlaşılan bu beyanlarla ilgili ödemenin yapılması suretiyle de zarara uğratıldığı, Sözleşmenin süresi 13 ay olmasına rağmen ve fesih tarihi olan 30 Kasım 2021 tarihi itibarıyla 11 ayı geçmesine rağmen sözleşme’nin feshine müteakip Proje’nin tamamlanma seviyesinin %5 civarında olduğunun görüldüğü, Bu değerlendirmeler dogrultusunda davacı danışmanın danışmanlık görevin fen ve sanat kuralların uygun imalat yapılması yönünde gerçekleştiremediği, danışmanlık görevini yapmadığı kanaatine ulaşılmıştır. '' şeklinde değerlendirme yapmıştır.

Dosyaya sunulan 17 Kasım 2021 ve 26 Kasım 2021 tarihli e- posta yazışmalarında da davalı şirketin yüklenici EFOR'a ödenmek üzere 3.600.000 USD ödeme konusundaki yazışmalarda davalının edimini yerine getirdiği, davacının sorumluluklarını yerine getirmediği , davacı danışmana harcamalar konusunda hesap sorulduğu anlaşılmaktadır.

Davacı vekili bilirkişi raporuna itirazında dava dışı Yüklenici EFOR'a gönderilen paraların bu şirketi satın almak için gönderildiği projeye harcanmadığını , projeye yatırım yapılmadığını ileri sürmüş ise de bilirkişi raporlarına göre EFOR şirketini yüklenici olarak davacı (danışman) şirket bulmuş ve iş vermiştir. 26 Kasım 2021 tarihli e postada davalı gönderdiği 3600.000 USD paranın nereye harcandığı sorulmuş, 30 Kasım 2021 tarihli e- posta ile davacı cevap vermiş ise de yazışma içeriğinden somut bir bilgi verilmediği, MBC nin bu iş için yaptığı ödemelerin ve gönderilen paranın ... tarafından başka amaçlarla kullandığı , gizli veya açık olarak EFOR Şirketi hisselerini devralmak istenmesi üzerine Melih isimli şahsın şahsi hesabına aktarıldığından bahsedilmiş, paranın sözleşme konusu işe harcanmadığını açıkça beyan etmiş, başkalarını suçlamıştır. Davacı ve davalı şirket yetkilileri arasında geçen 26 Kasım 2021 tarihli E- posta yazışmalarından 3600.000 USD nin yüklenici EFOR'a gönderilmesi konusunda davacının yönlendirmesi olduğu belirtilmiştir.

Netice olarak mahkememize görevlendirilen teknik bilirkişilerin yaptıkları tespitlerde de işin çok az %5 kadar kısmının yapıldığı , davacının danışmanlık görevini yapmadığı anlaşıldığından yeni rapor alınması sonuca etkili görülmediğinden davacı vekilinin yeni rapor alınması talebi reddedilmiştir.

Netice olarak dosyadaki delillere göre davacının danışmanlık hizmet sözleşmesindeki görevlerini gereği gibi ifa etmediği 08.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının bu sözleşmeden istenen faydayı sağlayamadığı, davacının davalıyı zarara uğrattığı , sözleşmedeki işler zamanında yapılsaydı YEKDEM'e ( alım garantili tarife - teşvik ) başvuru imkanı olduğu, davalının bu imkanı kaçırdığı da dosyadaki rapor ve beyanlardan anlaşılmakta olup cevap dilekçesi ekindeki belgelerden ve SMMM raporundan anlaşıldığı üzere davacıya davalı şirketin ortağının diğer şirketi olan dava dışı DHH Enerji tarafından da davacıya 04.02.2021 tarihinde 10.000 Euro ödeme gönderilmiştir. Davacının davalıya düzenlediği 3 adet fatura ödenmiş, davacının ihtar çektiği tarihten sonra 30.000 Euro ödeme yapıldığından davacının bakiye ücret alacağı olmadığından 30.000 TL alacak talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacının cezai şart talepleri bakımından ise cezai şart isteyebilmek için geçerli bir sözleşme olmalı ve bu sözleşmede cezai şart içeren bir hüküm olması ve taraflardan birinin sözleşmeyi haklı nedenle feshi gerekmelidir. Davacının sözleşmeyi fesihte haklı olmadığı ve yukarıda izah edildiği gibi yabancı dilde yapılan sözlemenin 10. Maddesindeki cezai şart hükmü de geçersiz olduğundan 70.000 ,00 TL cezai şart talebininde reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafından açılan sözleşmenin davacı tarafından feshi nedeniyle talep edilen 30.000,00 TL alacak ve 70.000,00 TL cezai şart talebinin reddine,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL harçtan, dava açılışında alınan 1.707,75 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 150,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.857,75 TL harcın düşülmesi ile bakiye 1.587,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde YATIRANA İADESİNE,

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Davalının yargılama sırasında yapmış olduğu 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 571,90 TL keşif harcı, olmak üzere toplam 5.571,90 TL yargılama giderinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,

6.Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,

7.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANLARA İADESİNE,

İlişkin, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2023

Karar Etiketleri
27.12.2023 REDDİNE YERELHUKUK CEZA Ceza Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 805 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6102 md.13 HMK md.333