Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/8596
Karar No
K. 2023/3984
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/8596 E.  ,  2023/3984 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2022/8596
Karar No: 2023/3984
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında doçent unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, mesai saatleri sonrasında serbest mesleki faaliyette bulunmak üzere muayenehane açma istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün … tarih ve E-… sayılı işleminin iptali istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından; temyize konu kararın gerekçeden yoksun olduğu, Anayasa Mahkemesince 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesi iptal edilirken hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin yorumu ortaya konulmasına rağmen, uyuşmazlıkla aynı konuda açılan davalarda farklı İdare Mahkemeleri tarafından birbirine aykırı kararlar verilmesinin yargı birliği, hukuk devleti, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile uyuşmadığı, somut uyuşmazlıkta hukuksal olarak eşit statüde bulunmanın ana ve tek koşulunun hekimlik mesleğini icra eden öğretim üyeliği olmasının gerektiği, haklı beklenti içerisine girebilecek olanlar ve olmayanlar olarak ayırmanın idare hukukuna göre değil keyfi uygulamaya göre olduğu, idare hukukunun bir statü hukuku olarak aynı statüye sahip olan herkese eşit uygulanması gerektiğinden dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kısmi ve tam zamanlı çalışma esasına göre belirlenmişken, yaşanan hukuki süreç sonucunda 18/01/2014 tarih ve 28886 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanunla 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar hariç, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları yasaklanmış, bu kural Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun bulunmuştur.

Diğer taraftan, aynı Kanun'un 14. maddesi ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen geçici 64. maddede, bu maddenin yürürlüğe girdiği (18/01/2014) tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddenin Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/6 sayılı kararı ile esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğü durdurulmuş ve akabinde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiştir.

Anılan karar; yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyelerinin, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirledikleri, var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaate göre planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olmalarının hakkaniyete aykırı olduğu, öğretim üyelerinin bu statülerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentilerinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği, ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olmasının da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsizlik yarattığı, duraksamalara neden olduğu gerekçesine dayanmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararının gerekçesi ile birlikte tüm hukuksal süreç değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesince iptal edilen geçici 64. maddesi, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla muayenehanesi bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan öğretim üyelerine ilişkin olduğundan, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla meri mevzuata/usulüne uygun olarak muayenehane işletmekte olan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan öğretim üyelerinin, geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması ve akabinde iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilecekleri sonucuna varılmaktadır.

Bununla birlikte, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla muayenehanesi bulunmayan ya da özel bir sağlık kuruluşunda çalışmayan öğretim üyesi tabipler ise, geçici 64. maddenin kapsamında olmadıklarından, bu alanda yapılan yeni düzenlemelere, yani 2547 sayılı Kanun'un 6514 sayılı Kanunla değişik 36. maddesi hükmüne tabi olacaklardır. Buna göre de, anılan kişilerin 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihinden sonra serbest meslek icralarına hukuki olanak bulunmamaktadır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, 18/01/2014 tarihi itibarıyla öğretim üyelerinin, aynı akademik unvanda olmaları, her anlamda eşit statüde oldukları anlamına gelmediği gibi bu uyuşmazlık bağlamında da eşit statüde oldukları kabul edilemeyeceğinden, 18/01/2014 tarihi itibarıyla muayenehane faaliyetinde bulunmayan ve 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca muayenehane açması hukuken mümkün olmayan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde, ilgili mevzuata ve Anayasa'nın 10. maddesinde ifade edilen eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte; davacı tarafından 14/12/2021 havale tarihli dava dilekçesi ekinde İdare Mahkemesine sunulan hizmet cetveli ile birlikte dava dosyasının incelenmesinden, davacının 17/10/2005 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak göreve başladığı, 10/01/2011 tarihinde uzman tabip olarak Ordu Devlet Hastanesine açıktan atandığı, 10/01/2011-15/10/2012 tarihleri arasında Ordu Devlet Hastanesinde uzman tabip unvanıyla yürüttüğü görevinden 15/10/2012 tarihinde istifa ettiği ve 15/10/2013 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalı uzman tabip kadrosuna atandığı, 20/12/2018 tarihinde aynı Anabilim Dalında doçentlik kadrosuna atandığı anlaşılmaktadır.

Buna göre; davacı 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 18/01/2014 tarihine kadar geçen süreçte yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapmamış, belli bir süre araştırma görevlisi olarak görev yaptıktan sonra naklen atama yoluyla kamu hastanesinde çalışmış, öğretim üyesi olarak çalışmaya 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra 20/12/2018 tarihinde başlamıştır.

Bu durumda, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapmayan, serbest meslek icra edebilmek bakımından öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığı 20/12/2018 tarihinde yürürlükte olan düzenlemelere, yani 2547 sayılı Kanun'un 6514 sayılı Kanunla değişik 36. maddesi hükmüne tabi olan davacının, muayenehane açmak suretiyle serbest meslek icra etmesine yasal düzenlemeler karşısında olanak bulunmadığından, muayenehane açma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin REDDİNE,

2.Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3.Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/06/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.