11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/12437
- Karar No
- 2011/6629
- Karar Tarihi
- 31.05.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2009/12437 E. , 2011/6629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/07/2009 tarih ve 2009/29-2009/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilli şirketin kozmetik, kişisel bakım ve temizlik sektöründe 1976 yılından beri faaliyet gösterdiğini, ürünlerinde AROMEL, BELLİSİMA, FİRST CLASS, PRİVACY gibi markaları kullandığını ve bu markaların tanınmış marka seviyesine ulaştıklarını, AROMEL markasını ilk olarak 1981 yılında tescil ettirdiğini, bu markayla başlayan ve seri marka oluşturacak şekilde 70’ten fazla markayı TPE nezdinde tescil ettirdiğini, davalının anılan marka ile aynı sınıflarda AROMİS ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirkete ait markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan bu ibarenin tescil edilmemesi için yaptıkları itirazın diğer davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa 556 sayılı KHK’nun 8/1-b ve 8/4 maddesi uyarınca bu ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, TPE YİDK’nun 28.11.2008 gün ve 2008-M-6056 sayılı kararının iptaline, AROMİS ibareli markanın 3, 5 ve 35. sınıfa dahil mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, tescile konu marka ile davacıya ait markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacıya ait markalar ile müvekkiline ait marka arasında şekil ve telaffuz açısından benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir..
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin AROMİS ibaresinin 3, 5 ve 35/3,8. sınıflarda marka olarak tescili için başvuru yaptığı, bu başvuruya davacı tarafından yapılan itirazın reddedildiği, davacı şirketin AROMEL ibareli 3. ve 5. sınıfları da içeren bir çok markanın sahibi olduğu, bu markanın kozmetik sektöründe bilinen ve tanınan bir marka haline geldiği, davalının başvurusuna konu ibarenin, davacı markaları ile görsel, esas unsur ve sescil manada benzer mahiyette bulunduğu, ayrıca davacının AROMEL kök ve esas unsurlu seri markalarının bulunduğu, dolayısıyla bir başkasının aynı tür ürünler için, yine AROMEL kök ve esas unsurlu veya bunlarla iltibas yaratabilecek bir işareti kullanmasının, seri içerisine girmek suretiyle davacının bu seri markalarının çekici gücünden yararlanması ve bu kapsamda sunulan ürünlerin davacıya ait işletmenin ürünü olduğu biçiminde bir intibayı doğurabileceği, davalı başvurusunun kapsamında yer alan 3. ve 5. sınıf ürünlerin davacının markalarında aynen yer aldığı ve aynı tür oldukları, 35. sınıfın 3. ve 8. alt grubunda bulunan hizmetlerin de davacı markaları ile yakından ilgili olduğu, bu nedenle aynı tür olarak nitelendirilmelerinin zorunlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 2008-M-6056 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 3 ve 5. sınıf ürünler ile 35. sınıfın 3 ve 8. alt gruplarında yer alan hizmetler bakımından iptaline, davalı adına tescil olunan 2007/26327 sayılı markanın başvuru kapsamındaki 3 ve 5. sınıf ürünler ile 35. sınıfın 3 ve 8. alt gruplarında yer alan hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.