11. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanığın temyizi yönünden; sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak 30.05.2023 tarihinde tebliğ olunan kararı, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 08.05.2023 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmıştır. Katılan vekilinin temyizi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından iki kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından anılan hükümlerin; yasa değişikliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2022/556 Esas, 2023/341 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sahte fatura düzenleme suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın her takvim yılı için ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine, lehlerine vekalet ücretine hükmolunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın 14.04.2011 tarihinde hırdavat, el aletleri toptan ticareti yapmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, kısa sürede faaliyeti ve kapasitesi ile orantılı olmayan şekilde yüksek tutarlarda KDV matrahları beyan ettiği, mal alışı yaptığı görünen mükellefler hakkında sahte fatura düzenleme suçlarından vergi inceleme raporlarının bulunduğu, yapılan yoklamalarda iş yerinde emtiaya rastlanmadığı, sanık hakkında gereğini yerine getirmediğinden etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaksızın temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanığın Temyizi Yönünden Sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak 30.05.2023 tarihinde tebliğ olunan kararı, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 08.05.2023 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği belirlenmekle, temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Hüküm fıkrasında ve kısa kararda yer alan 2013 yılı ibaresi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.) 2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Sanığın Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2022/556 Esas, 2023/341 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2022/556 Esas, 2023/341 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın