27. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/745
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/05/2022
NUMARASI : 2021/651 E-2022/412 K
DAVACI
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davalı/ borçlu şirketin merkezinin İstanbul Beyoğlu’nda bulunması nedeniyle icra takibinin İstanbul İcra Müdürlüklerinde başlatılması gerektiği iddiasıyla yetki itirazında bulunulduğunu, yetki itirazının reddi gerektiğini, zira başlatılan icra takibinin konusu para alacağı olup,
HMK’nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabileceğini,
TBK 89. maddesi gereği para borçları ifa zamanında alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğinden söz konusu icra takibinin alacaklının adresine göre yetkili icra müdürlüklerinde de yapılabileceğinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla da sabit olduğunu, ayrıca teklif mektubunda söz konusu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Ankara mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olacağının belirtildiğini ve bunun borçlu tarafından da imzalandığını, bu nedenle yetkiye ilişkin itirazın yerinde olmadığını, davalı tarafından müvekkili şirkete boru ve boru parçaları siparişi verildiğini ve teklif mektuplarının onaylanarak gönderildiğini, davalı tarafından imzalanan teklif mektubunda kesin vade süresinin açıkça belirtildiğini, davalı tarafından kabul edildiğini, tekliflerin kabul edilmesi ile birlikte fatura konusu malların borçlu tarafından irsaliye ile teslim alınmış olmakla birlikte fatura bedellerinin müvekkili şirkete ödenmediğini, yapılan şifahi görüşmelere karşın faturaların ödenmemesi nedeniyle davalı/ borçlu hakkında vadesi gelen faturalara ilişkin olarak dava konusu olan ilamsız icra takibinin başlatıldığını, icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu, 24.224,22 TL bedelli ve 3.783,38 TL bedelli faturaların takibe konulduğunu, söz konusu malların faturasının e-fatura mükellefi olan müvekkili tarafından düzenlenmiş olup, sistem üzerinden davalıya gönderildiğini ancak borçlu tarafından müvekkiline ödemenin yapılmadığını belirterek, Ankara 14. İcra Dairesi'nin 2021/3485 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptaline, takibin takipteki şartlarla devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı adına usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekilince vekaletname sunulmuş olmasına rağmen cevap dilekçesi sunulmamış olup, HMK'nın 128.maddesinde belirtildiği üzere dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arazsında ticari ilişkinin mevcut olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten 28.007,33 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, asıl alacak olan 28.007,33 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %16,75'i geçmeyecek şekilde avans faizi uygulanmasına, kabul edilen 28.778,49 TL üzerinden asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete bir borcunun bulunmadığını, bu bağlamda Ankara 14. İcra Dairesi’nin 2021/3485 sayılı dosyasında vekil aracılığı ile borcu itiraz edildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına ve uygulamaya bakıldığında görüleceği üzere "Vekil aracılığı ile borca itiraz edilmiş ise itirazın iptali davasında vekile tebliğ yapılması gerekmektedir." hususunun bulunduğunu ve usulsüz tebliğ haline ilişkin Yargıtay 8. HD'nin 09.04.2018 tarih ve 2017/5224 Esas- 2018/10936 Karar ve Yargıtay 13. HD'nin 22.02.2018 tarih ve 2015/36321 Esas- 2018/2344 Karar sayılı kararlarında da bu hususta ilk derece kararlarının bozulduğunu, yapılan usulü eksiklik ile davanın seyrinin tamamen değiştiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda da bilirkişiden "dosya ile sınırlı olmak üzere uyuşmazlık ile ilgili olarak HMK 278/4 maddesi gereğince ticari defterler üzerinde inceleme yapmak" iken müvekkili şirketin ticari defterlerinin, kayıtlarının ve delillerin ibraz edilmeden yapılan söz konusu incelemenin bu yönüyle de eksik olup, gerçeği göstermekten çok uzak olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığını ve yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, yalnızca asile yapılan tebligatın müvekkilinin savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu icra takibine borçlunun vekil olarak tayin ettiği avukat tarafından itiraz edilmiş ise de itiraz üzerine açılan iş bu itirazın iptali davasında, takibe itiraz eden vekilin borçlu aleyhine açılan davayı da takip etme zorunluluğu bulunmadığı gibi asil tarafından vekilin davada yetkilendirildiği de önceden belli olmadığından dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerekir. İcra takibi ile dava aşamaları farklı olduğundan icra takibine vekil sıfatı ile itiraz eden avukatın itirazın iptali davasına katılma zorunluluğu bulunmadığından dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerekir.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davanın icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olmasına ve Av. ... tarafından davalı adına icra dosasında ödeme emrine ilişkin itiraz dilekçesi verilmiş ise de, Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere itiraz üzerine açılan iş bu itirazın iptali davasında, icra takibi ile dava aşamaları farklı olduğundan takibe itiraz eden vekilin borçlu aleyhine açılan davayı da takip etme zorunluluğu bulunmadığı gibi asil tarafından vekilin davada yetkilendirildiği de önceden belli olmadığından , dava dilekçesinde davalı vekilinin gösterilmemiş bulunmasında ve dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının kabul edilmiş olmasına (Yargıtay 19.HD 20.06.2008 tarih ve 2007/12126 E-2008/6922 K, 05.04.2001 ve 2010/10405 E- 2011/4437 K sayılı ilamları), bu kapsamda da mahkemece ticari defterlerin sunulması hususunda davalı asile meşruhatlı davetiye çıkartılmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davaya dayanak faturaların e-tebligatla davalıya tebliğ edildiğinin ve tarafların BA ve BS formlarında gösterildiğinin anlaşılmasına, davalının yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesindeki beyanlarıyla sınırlı istinaf incelemesi yapılmasına, davadaki talebin dava konusu icra takibindeki asıl alacak olan 28.007,33 TL yönünden değer gösterilerek ve açıklama yapılarak açılmış bulunmasına, bu nedenle mahkemece verilen kabul karanının talep gibi asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.965,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL ile 410,76 TL olmak üzere toplam 491,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.474,39 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
(e-imzalıdır)