11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/14576 E. , 2011/7547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/09/2009 tarih ve 2007/406-2009/499 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “N M new mark + şekil” ibareli 24. sınıf ürünler yönünden marka hakkı sahibi olduğunu, davalı gerçek kişilerin ise 25. sınıf ürünler yönünden “NEW & MARK” ibareli markanın sahibi olduklarını, anılan ibarenin müvekkili tarafından ilk defa kullanıldığını, her iki markanın iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu, ürünler yönünden de benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, davalılar adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait marka ile davalılara ait markanın görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, markaların kullanıldığı ürünlerin de benzer olduğu, bu durumun tüketici açısından iltibasa neden olabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalılar adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, TPE dışındaki davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davalı gerçek kişilerine ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Sicile kayıtlı bir markanın hükümsüzlüğü davasında husumet marka hakkı sahibine yöneltilir. Böyle bir davada zorunlu dava arkadaşı da olmayan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’nın davalı sıfatı bulunmadığına göre Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı aleyhine açılan davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, adı geçen davalı yönünden de kabul kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı yararına bozulması gerekmiştir.