4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı -----Şirketi vekili 19/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen delillerin hiçbirisinin taraflarına gönderilmediğini, HMK’ya göre davacının tüm delillerini ve bunların Türkçe tercümelerini dava dilekçesi ile birlikte dosyaya sunması zorunlu olduğunu, davacının dava hakkının mevcudiyetine ilişkin delillerini sunması halinde cevap hakları ve delillerini sunma haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu taşımada emtiaların müvekkili şirkete ait ----- plakalı tırın üzerinde ve ----- ait -----gemisinde seyir halinde iken 18.02.2022 tarihinde gemide yangın çıkması sonucu yanmış, dava konusu hasarın meydana geldiğini, davanın ise 17.03.2023 tarihinde açıldığını, taşıma CMR Konvansiyonu gereğince yapılmış olup bu davanın bir yıl içinde açılması gerektiğini, CMR Konvansiyonu 32. md maddeye göre zamanaşımı süresi 1 yıl olduğunu, ancak davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava konusu taşımanın uluslararası taşıma olup CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanması gerektiğini, CMR Konvansiyonu iç hukuk hükmünde olduğunu, CMR Poliçesi ve CMR Konvansiyon Hükümleri T.C. Anayasanın 90. Maddesinin son fıkrası hükmünde ‘‘Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir.’’ düzenlemesi mevcuttur. TTK’nun taşımaya ilişkin hükümleri yürürlükte olsa dahi uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen Uluslararası Konvansiyonlar’ ın öncelikli olarak uygulanması gerektiğini, davacının davasının ve hasar ödemesinin dayanağı olan nakliyat emtia poliçesi örneğinin taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle davacı yanın poliçe teminatı kapsamında ödeme yapıp yapmadığını ve doğru kişiye ödeme yapıp yapmadığını tetkik edemediklerini, bu nedenle husumet itirazlarını tekrarladıklarını ayrıca poliçe teminatı kapsamında ödeme yapılmamış ise ex gratia yani lütuf ödemesi yapılmış olup lütuf ödemesi yapan şirketin rücu hakkı bulunmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde hasar ödemesi yaptığını ve sigortalısının haklarını halef aldığını belirttiğini ancak taraflarına sadece dava dilekçesi geldiğini eklerinin görülemediğini, davacı yanın dosyaya herhangi bir ibraname/temlikname sunmadığını, bu durumda öncelikle TTK 1472. Md. gereğince davacı yanın halefiyetini ispatlayamadığı için davanın husumetten reddi gerektiğini, ayrıca davacı yanın taraf sıfatını ispatlayabilmesi için sadece ibraname yeterli olmadığını, hasarın tazminatın ödendiğine ilişkin banka dekontunu veya muhasebe kayıtlarını mahkemeye sunması gerektiğini, bu nedenle husumet itirazlarını sunduklarını, davacının doğru kişiye hasarı ödediğini ispatlaması gerektiğini, mal faturası incelendiğinde taşımanın --- teslim şekli ile yapıldığının görüldüğünü, ----- bedeli, Sigorta ve taşıma) Teslim şeklinin özellikleri: Bu teslim şeklinde satıcı sigorta primi, navlun ve yükleme masrafları ve riskleri üstlenerek malları yükleyeceği araca teslim eder. Mülkiyet bu aşamada alıcıya geçer. Hasar taşıma esnasında olduğu için malın sahibi artık alıcıdır. Ancak davacı şirket hasarı kendi sigortalısına ödemiştir. Davacının dava ehliyeti olması için hasarı doğru kişiye ödemesi gereklidir. Bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, esas yönünden itirazlarının ise, hasar miktarının yüksek olduğunu ve ispatlanması gerektiğini, öncelikle hasar miktarına ve kusur durumuna itiraz ettiklerini, talep konusu yapılan alacak bedelinin dahi nasıl oluşturulduğu, şayet var ise hasarlı emteanın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığının anlaşılamadığını, hasarlanan mala ilişkin gerçek bir tespit yapılmadığını, şayet var ise ne kadar malın hasarlandığı ve ne kadarının kurtarıldığının dosyaya sunulması ve hasar miktarının ispatlanması gerektiğini, bu nedenle hasar miktarına ve kusura itiraz ettiklerini, dava konusu hasarın oluşumunda müvekkili şirketin hiç kusuru ve sorumluluğu olmadığını, hasarın müvekkili şirkete ait ----- plakalı aracın deniz taşıması için bindiği -----ait ---- isimli feribotta seyir halindeyken ------ karasularında gemide büyük bir yangın çıkması nedeniyle oluştuğunu, taşıyıcı olan müvekkili şirketin hasarı önleyebilmesinin imkansız olduğu gibi hasarın oluşumuna bir kusuru da olmadığını, dava konusu olayda fiili taşıyıcı müvekkili şirketin veya şöförünün önlemesine imkan olmayan bir durum olduğunu, bu nedenle hasardan müvekkili şirketin hiç bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, gemide çıkan yangında müvekkili şirketin herhangi bir dahli ve kusuru olmadığını, CMR Konvansiyonu 17.2 md” Şayet kayıp, hasar veya gecikme taşıyıcının önlemesine imkan olmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşıyıcı mesuliyetten ibra edilir” demektedir. Yine TTK 876 md.” Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur”, davacı ---- Sigortanın ----- ekspertize hazırlattığı raporun 6. Sf.da 'Öte yandan; nakliyeci firmanında yaşanan hadisede mağdur konumunda olduğu ve yaşanan yangın hadisesinin nakliyecinin kontrolü dışında gelişen bir husus olması sebebiyle CMR Konvansiyonu geıeği hasardan nakliyecinin sorumlu tıutulamayabileceği hususunun not edilmesini tavsiye ederiz.' şeklinde belirtildiğini, işbu taşıma CMR Konvansiyonuna tabi olarak gerçekleşmiş olmakla, faiz tutarı Konvansiyonda belirtilen oranın üzerinde olamayacağını, bu oranın CMR Konvansiyonunda %5 olarak sınırlandırıldığını, bu nedenle davacı yanın fahiş faiz talebinin de reddi gerektiğini, uluslar arası taşımalardan kaynaklanan uyuşmazlarda CMR Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerekeceğini, taşıyıcının azami sorumluluğu CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesinde düzenlendiğini, bu sözleşmede belirtilen hesap biriminin SDR olduğunu, buna göre tazminatın, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 hesap birimini aşamayacağını, hasarı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın fazlaya dair taleplerinin reddini talep ettiklerini, davacının ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığını, dava konusu alacağın yargılamaya muhtaç bir alacak olduğunu, davacı yanın kendi ekspertiz raporunda dava konusu hasarın oluşumunda müvekkili şirketin hiç bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını aksine feribotta meydana gelen yangın nedeniyle müvekkili şirketin mağdur olduğu ve müvekkili şirkete rücu edilemeyeceğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin uzun yıllardır lojistik sektöründe faaliyet gösteren, sektörde tanınan bilinen ve itibarı yüksek bir şirket olduğunu, talep edilen mal varlığını karşılamaya yetecek kadar, kat be kat mal varlığı bulunduğunu, Devlet tarafından verilen uluslararası taşıma ruhsatı ----- belgesi olduğunu, kötü niyetli ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ettiklerinden bahisle davacı tarafın delillerini asılları ile birlikte sunmasına ve taraflarına tebliğine ve karşı delil ve ek cevap haklarının saklı tutulmasına, zamanaşımı ve husumet itirazlarının kabulüne, haksız, yasal dayanağı olmayan ve müvekkilinin kusuru bulunmayan fahiş talep ve faiz tutarını havi davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı -----Şirketi vekili 08/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin cevaplarının, Zamanaşımı İtirazları, davacı yanın esas hakkındaki iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte; söz konusu yangın ve buna bağlı olarak eşyaların zıya ve hasara uğramasının 18.02.2022 tarihinde gerçekleşmesine rağmen huzurdaki bu davanın 17.03.2023 tarihinde ikame edildiğini, CMR Konvansiyonu m.32'ye göre 1 yıl içerisinde dava açılması gerekirken süresinde açılmayan dava sebebiyle davacı yanın talep hakkı zamanaşımına uğradığını ve davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Aktif Dava Ehliyeti, huzurdaki davanın konusu taşıma sözleşmesinde taraflar arasında ---- teslim şekli kararlaştırıldığını, detaylarına aşağıda değindikleri ---- teslim şeklinde risk yani yarar ve hasarın eşyanın gemiye yüklenmesiyle alıcıya geçtiğini, satış sözleşmesine konu bu eşyanın zıya ve hasarından doğacak zararlara satıcı değil alıcının katlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; taraflarına eşyanın zıyaı sebebiyle dava hakkına ancak satış sözleşmesinde alıcı olan ---- Firması veya bu firmanın sigortacısı sahip olduğunu, dolayısıyla aktif dava ehliyeti bulunmayan davacının açtığı işbu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin cevaplarının, Taşıma İşleri Organizatörlüğü, müvekkili şirketin, taşıma işleri organizatörü olduğunu ve huzurdaki davaya konu taşımayı yaptırmayı taahhüt ettiğini, karşılığında 250€ komisyon ücreti aldığını, uluslararası Hamule Senedi'nin de bu hususa delalet ettiğini, zira müvekkili şirket eşyaların taşıtılması işini sadece organize ettiğini ve taşıma senedine göre taşıyıcının diğer davalı ----- olduğunu, Türk Ticaret Kanunu madde 928/1: "Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan eşyanın zıyaından ve hasarından sorumludur." hükmü uyarınca taşıma işleri komisyoncusunun zıya hasar ve gecikmeden sorumlu olabilmesi için eşyanın komisyoncunun zilyetliğindeyken zarar görmesi gerekli olduğunu, taşımaya konu eşyaların zıyaı eşyalar müvekkilinin zilyetliğinde değilken gerçekleştiğinden müvekkilinin zıyadan sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zıya ve hasarın müvekkilinin zilyetliğinde meydana gelmiş olsaydı dahi müvekkili şirketin sorumluluğuna yine gidilemeyeceğini, zira TTK m. 928/2 uyarınca tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan kurtulacağını, müvekkili şirketin taşıtma işini gördürürken ve taşıyıcıyı seçerken en yüksek özeni gösterdiğini, taşıyıcının ---- Faaliyet Belgesi, -----Sigorta Poliçesi ve --- Yetki Belgesi'ni kontrol ederek ve önceki referanslarını dikkate alarak taşıyıcıyı seçtiğini, ayrıca müvekkili şirketin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nca düzenlenip verilen Taşıma İşleri Organizatörlüğü Belgesine de sahip olduğunu, görüldüğü üzere müvekkili şirketin, taşıma işleri organizatörü olarak en yüksek özeni göstererek hareket ettiğini, dolayısıyla TTK m.928/2 uyarınca müvekkili şirketin sorumluluktan kurtulacağını, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte hususiyetle belirtmek gerekir ki; kadim bir hukuk kaidesi olan "Külfet ni'mete ve ni'met külfete göredir" kaidesi uyarınca da müvekkilin oluşan zarardan ancak elde ettiği menfaat uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini, zira müvekkilinin organizatör olarak brüt 250 Euro gibi bir ücrete hak kazandığını ancak davacı tarafça zararın tamamından sorumlu tutulmak istendiğini, müvekkili şirketin, zarardan sorumlu tutulacak olsa dahi ancak menfaati oranında bir zarara katlanması gerektiğini, aksi halde özellikle taşıma işleri organizatörlüğünü meslek edinenler açısından nimet-külfet dengesizliği ortaya çıkacağından mesleğin icra edilebilmesini imkansız hale getireceğini, Yarar ve Hasarın Geçişi, taşıma sözleşmesine konu eşyaların zıyaı, yarar ve hasar alıcıya geçtikten sonra gerçekleştiğini, ----- teslim şeklinde hasarın geçişi bakımından, malların yükleme limanında gemiye (geminin bordasına) yüklendikleri andan itibaren her türlü hasar riskine alıcının katlanacağını, gönderen (satıcı) ile gönderilen (alıcı) arasında akdedilen sözleşmede ---- teslim şekli kararlaştırıldığını, dolayısıyla taşıma sözleşmesine konu eşyaların gemiye yüklendikleri andan itibaren yarar ve hasar gönderilene yani alıcıya geçtiğini, eşyaların zıyaa uğramasına sebep olan olayın yarar ve hasar alıcıya geçtikten sonra meydana geldiğinden zarara alıcının katlanmak zorunda olduğunu, nitekim bir kararında Yargıtay; "(…) olayda satışın ----- satış olduğunu, TTK.nun 1143ncü maddesi uyarınca ---- satışta nef’i ve hasarın emtianın yüklenmesi ile birlikte alıcıya geçtiğini, buna bağlı olarak dava hakkının alıcıya ait bulunduğunu, olay nedeniyle kusur ve hukuki sorumlulukları bulunmadığını, olsa bile sınırlı sorumluluk olacağını, davacının emtia değerinin tamamını V. Sigorta’dan tahsil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.(…) Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dairemiz, hükmü onamıştır." [Yargıtay ----. HD.,-----] şeklinde karar verdiğini, yarar ve hasarın bu şekilde alıcıya geçmesinin doğal sonucu olarak gönderenin zararı olduğundan bahisle sigorta şirketinin gönderene herhangi bir tazmin yükümlülüğü bulunmadığını, buna rağmen sigorta şirketinin gönderenin zararını tazmin ettiğini, detaylarına aşağıda değinecekleri üzere bu ödeme lütuf (hatır) ödemesi olup davacı sigortacının TTK m. 1472 uyarınca halefiyet hakkı yoktur ve sonuç olarak müvekkili şirket aleyhine ve diğer davalı aleyhine ikame edilen işbu mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Zarardan Mutlak Sorumsuzluğu ve Mesuliyetten Kurtuluş Beyyinesi, yukarıda dayandıkları savunmalarına ek olarak CMR m.17/2, taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı halleri "Eğer zıya, hasar veya gecikme gönderilenin kusuru veya ihmalinden; taşıyıcının kusurundan değil de gönderilenin verdiği talimattan; yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan (mücbir sebep) ileri gelmiş ise taşıyıcı sorumlu tutulamaz." şeklinde düzenlediğini, buna göre zararın taşıyıcının önlemesine olanak bulunmayan bir durumdan kaynaklanması halinde taşıyıcı zarardan sorumlu olmayacağını, nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, "CMR Konvansiyonumun 17/2. Maddesi uyarınca hasarın taşıyıcının önlenmesine (sonuçlarından kaçınmasına) olanak bulunmayan bir sebepten ileri gelmesi halinde, taşıyıcının hasardan sorumlu tutulamayacağı(...) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir."[Yargıtay ----. HD------]; (…) yangının, CMR Konvansiyonu’nun 17/2.m gereğince,yüke has bir kusurdan ve ayrıca durumu taşıyıcı önceden bilmediğinden önlemesine imkan olmayan bir durumdan meydana geldiğinin kabulü ile taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmesi gerekirken(…) davalı yararına bozulması gerekmiştir."[Yargıtay -----. HD.-----]; "(…)gemisinde çıkan yangın sonucunda oluşan zararı davalı taşıyıcının basiretli bir tacir olarak göstermesi gereken özenle önleyebilmesinin mümkün olmadığı dolayısıyla davalı taşıyıcının somut uyuşmazlıkta CMR 17/2. maddesinde öngörülen mesuliyetten kurtuluş beyyinelerinden yararlanması gerektiği (…)" [Yargıtay ----- HD.-----], mahkeme huzurunda görülen -----. Asliye Ticaret Mahkemesi, ------ sayılı- aynı konulu başka bir davada da savunmalarını destekler nitelikte "(…)davaya konu hasarın malları taşıyan tırın …gemisinde taşınması sırasında meydana gelen yangınla hasara uğradığı …gemisinde çıkan yangın sonucunda oluşan zararı davalı taşıyıcının basiretli bir tacir olarak göstermesi gereken özenle önleyebilmesinin mümkün olmadığı, taşıma konusu emtianın tümüyle ziyaının taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte bir mücbir sebep sonucunda oluşmasına göre davacı vekilinin rapora karşı itirazlarına itibar edilmemiş ve mahkememizce davanın reddine (…)" şeklinde karar verildiğini, ayrıca TTK m. 876 "Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur." hükmüne ek olarak TTK m. 1061/2 yangın sebebiyle zıya ve hasar olması halinde hususi bir kurtuluş beyyinesi getirerek, taşıyanın tedbirli bir taşıyanın sarf edeceği bütün dikkat ve ihtimamı göstermiş olmasına rağmen önüne geçemeyeceği sebeplerden dolayı zararın meydana gelmiş olması halinde sorumlu olmayacağını düzenlediğini, TTK m. 1062'de taşıyanın sorumsuzluğunu sağlayan bazı haller ortaya koyulmuş TTK m.1062/2'ye göre ise zararın yangın sebebiyle ortaya çıkması halinde taşıyanın ancak kendi kusuruyla sorumlu olacağı düzenleme altına alındığını, hal böyle olunca davalı müvekkilin zarardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddedilmesi gerektiğini, Sigorta Şirketinin Rücu Hakkı ve Lütuf Ödemesi, sigortacının sigorta sözleşmesinden doğan asli borcu, sözleşmeyle teminat altına alınan riziko gerçekleştiğinde oraya çıkan sigorta tazminatının ödenmesi olduğunu, yukarıda detaylı olarak açıkladıkları üzere; riziko alıcıya geçtiği için gönderenin sigortacısı olan davacının bu rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle dava dışı gönderene sigorta tazminatını ödeme borcu bulunmadığını, buna rağmen davacının, gönderene sigorta tazminatı ödediğinden bahisle davalılardan bu tazminatı rücu etmek adına bu davayı açtığını, Lütuf (Ex-Gratia) Ödemesi olarak tanımlanan bu ödeme, sigorta sözleşmesi kapsamında yapılmadığı için sigorta tazminatı ödemesine bağlanan en önemli sonuç olan sigortacının halefiyeti (TTK m.1472) ilkesine dayanarak rücu hakkı bulunmadığını, lütuf ödemesi yapması halinde sigortacını halefiyet hakkı olmadığı hususunda Yargıtayın; "(...) sigortalısına sigorta şirketinin tazminat ödemesinin hatır ödemesi (ex gratia) niteliği taşıdığı, bu sebeple sigorta şirketinin dava tarihi itibariyle geçerli şekilde halef olduğu ya da temlik aldığı bir alacak hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (...) onanmasına (...)” [Y. -----. HD,------] ve "davacının davasını halefiyet ilkesi uyarınca açtığı, ödemelerini kapsar şekilde dava dışı sigorta ettirenden verilme temlikname sunmadığı, zararın taşınan emtianın istifleme yetersizliği ve uygunsuzluğundan kaynaklandığı, yapılan ödemenin hatır ödemesi (ex gratia) olduğu, davacıya rücu hakkı vermeyeceği dikkate alınmadan (...) ” [Y. ---. HD, ----] şeklideki kararlarını da savunmalarını desteklemekte ve davacının iddialarının dinlenmeyip davanın reddedilmesi gerektiğine delalet ettiğini, ayrıca davacının, 05.04.2022 tarihli ----- Rapor No'lu ekspertizin raporunda "(...) yaşanan yangın hadisesinin nakliyecinin kontrolü dışında gelişen bir husus olması sebebiyle CMR Konvansiyonu gereği hasardan nakliyecinin sorumlu tutulamayabileceği (...)" şeklindeki değerlendirmesi göz önünde tutulmadan işbu davanın açıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortacının halefiyet imkanı olsaydı dahi, Kanunda (TTK m.1061/2 ve m. 1062/2) ve CMR (m. 17/2)'de öngörülen taşıyıcının mutlak sorumsuzluğu, kurtuluş beyyinesi sebebiyle sigortacının söz konusu sigorta tazminatını müvekkil şirketten rücu etme imkanı bulunmayacağını, İhtiyati Tedbire İlişkin İtirazlarımız, davacı taraf dava dilekçesiyle birlikte, "ait araç ve gayrimenkul kayıtları üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak HMK m. 389 ve m. 392 uyarınca ihtiyati tedbir konulmasını" talep ettiğini, ihtiyati tedbirin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. Maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde düzenlendiğini, öncelikle belirtmek isteriz ki; kanuni şartların sağlanması halinde ihtiyati tedbir, "uyuşmazlık konusu" hakkında uygulanabileceğini, somut olayda dava konusunun tazminat olması nedeniyle ihtiyati tedbir uygulanmasına imkanı olmadığını, ihtiyati tedbirin talebinin kabul edilebilmesi için davacı tarafın, telafisi güç zararlara uğrayacağını en az yaklaşık delille ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren bilinir bir şirket olduğunu, halihazırda faaliyetlerine devam ettiğini, dolayısıyla dava konusu miktarı karşılamaya yetecek kadar malvarlığı bulunduğunu, davacı yanın hakkını elde etmenin zorlaşacağı yahut telafisi güç zararlara uğrayacağı konusunda herhangi bir delil sunmadığını, işbu iddiasının soyut olmanın ötesine geçemediğini, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenler ve mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda; Koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, Öncelikle zamanaşımı ve husumet itirazlarımızın doğrultusunda davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz olan huzurdaki davanın esastan reddine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dosyanın konusunda uzman CMR Bilirkişisi, Sigortacı Bilirkişi ve Tekstil Mühendisinden oluşan heyete tevdi ile davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde rücu edilebilecek tazminat miktarının hesaplanması için inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir.Bilirkişiler Nakliyat Sigortaları Uzmanı ----- , Tekstil Mühendisi ----- ve Gümrük Müşaviri*Taşımacılık Uzmanı ---- tarafından sunulan 23/02/2024 tarihli raporda özetle; "Tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri ve nihai kararı tamamıyla “Yüce Mahkemeye ait olmak üzere; Sayın Mahkemece verilen görev çerçevesinde, dosya içeriğinin, dosya incelemesi kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda yukarıda açıklanan nedenlerle; Rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece görüş bildirilmiştir. - Somut olayın emtenin nakliyesi sırasında----- gemisinde (27 yaşında) 18/02/2022 tarihinde meydan gelen yangın olayı nedeni ile tam zayi olduğu dikkate alındığında, davalı taşıyıcıların alabileceği bir önlemden söz edilemeyeceği ve CMR 17/2 maddesinde öngörülen mesuliyetten kurtuluş beyyinelerinden yararlanması gerektiği, davacı sigorta şirketinin davalılardan dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminatı rücuen talep edemeyeceği kanaatine ulaşılmış olup, hukuki takdiri elbette Sayın Mahkemeye ait olduğu, (menfi) Yargıtay ----- HD ------ 20/12/2017 Tarihli kararı Ancak, Sayın Mahkemenin savunmalarının tümüne hasren tamamen davalı müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, sair hususların yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerine ulaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 282. maddesinin hükmü uyarınca, tarafların kusur oranı (6754 sayılı Bilirkişi Kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir.) ve diğer irdeleme hususları, bilcümle hukuki takdir ve tavsifi için, Sayın Mahkemenin nihai takdir ve tensiplerine arz olunur." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. DAVANIN TESPİTİ, DAVA ŞARTLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ : Dava, uluslararası karayolu ile eşya taşıma (CMR) sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği bedelin rücuen davalılardan tahsilini istemektedir. 4 Ocak 1995 tarih ve ----- sayılı ----- yayımlanan "Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)" nin IV. Bölüm Taşımacının Sorumluluğu başlıklı 17 inci maddesinin ikinci fıkrası "2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." hükmünü düzenlemiştir. Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının davalılara uluslar arası karayolu ile emtia taşıma işi yaptırdığı, nakliye aracının ------ gemisindeyken geminin yanması sonucu emtianın ziyaa uğradığı, davacı şirketin sigortalısının zararını karşılayarak halefiyet kuralı gereği işbu davayı açtığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi ve dosya kapsamına göre emtianın ziyaa uğramasında davalıların bir hatası bulunmadığı gibi ziyaanın davalılarca önlenmesine olanak bulunmayan durumdan ileri geldiği anlaşıldığından taşımacı olan davalılar zarardan sorumlu tutulamayacağından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın