11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/3902 E. , 2013/20710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2010/191-2012/230 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK.'nun 3494 sayılı kanunla değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilip, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1941 yılında Suudi Arabistan' da kurulmuş olup ev ve kişisel ürünler alanında bilinen öncü kuruluşlardan biri olduğunu, Gazzaz esas unsurlu markalarının dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğunu, ilk kez 1987 yılında tescil ettirmiş olup dünyaca tanınmış olduğunu, müvekkilinin Gazzaz ibaresini TPE' de 22.07.2009 tarihinde tescil için başvurduğunu, ancak davalının 14. sınıfta tescilli Gazzas ibareli 2000/21845 nolu markası gerekçe gösterilerek müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu durumun müvekkili şirket için ticaret alanında engelleyici durum teşkil ettiğini, davalının markasını tescilli olduğu sınıflarda kullanmadığını, ileri sürerek davalı markasının hükmsüzlğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunu, taraf markalarının benzediğini ve iltibas yarattığını, müvekkili şirketin markalarının dünyaca tanınmış olduğunu, ilk kez 1987 yılında tescil ettirip öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, ayrıca ticaret ünvanının kök unsuru olduğunu ileri sürerek davalı markasının 556 s. KHK. nin 8/3, 8/5 ve 35. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının Türkiye' de ticari faaliyetinin bulunmaması ve Türkiye' de yerleşik olmaması nedeni ile markanın iptalinde hukuki yararı olmadığını, müvekkili şirketin Gazzas ibareli markası ile imitasyon takılar ve aksesuarları konusunda ABD ve Fransa' dan ithalat yaptığını, butik mağazacılık sistemi ile faaliyetlerini sürdürüğünü, markasını 10 yıldan fazla bir süredir ciddi şekilde kullandığını, markasını internet ortamında da kullandığını, müvekkili şirketin markasının tanıtımı için yıllardır televizyon kanallarına ve dergilere reklamlar verdiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markası 21.02.2002 'de tescil edilmiş olup dava başvurudan itibaren 10 yıl tescilden itibaren 8 yıllık süre geçirildikten sonra açıldığından 5 yıllık süre geçtiğinden, hak düşümü nedeniyle davanın reddi gerekir ise de, davacı vekili markanın kötü niyetle tescil edildiğini ve hak düşümünün söz konusu olmayacağını savunduğundan bu yönde de değerlendirme yapıldığı, davalının hükümsüzlüğü istenilen markası 2000 tarihli başvuru ile gerçekleştiğinden tanınmışlığın bu tarih itibariyle kanıtlanması gerektiği, tescil sayısına bakılarak markanın tanınmış olduğuna hükmetmek mümkün olmadığı, başvuru tarihinde markanın Türkiye'de tanınmış olduğu konusunda WIPO kriterleri ve Yargıtay İçtihatları anlamında delil sunulmadığı, sunulan faturalar ve e-mailler ise başvuru sonrası özellikle de 2010 yılına ait olduğu, davalı tarafın 2003 yılından itibaren bu marka altında yatırım ve ciddi tanıtım ve harcamalar yaptığı, alınan bilirkişi raporunda da davalının marka başvuru tarihinde davacının markasının tanınmış olduğu konusunda bir kanaat oluşmadığı belirtildiği, markanın kötüniyetle tescil edildiği kanıtlanamamış olup 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle marka ve ticari ünvan üzerindeki hakları dayanılarak markanın hükümsüzlüğü istenemeyeceği gibi, markanın kullanıldığı kanıtlandığından, iptal koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının başvuru tarihi itibari ile tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının değerlendirilecek olmasına, emsal olan Dairemiz ilamında davalı tescilinin davacının tanınmışlığından sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.