Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3182
Karar No
K. 2023/1689
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3182 E.  ,  2023/1689 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3182
Karar No: 2023/1689
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):

1.… Belediye Başkanlığı

2.… Birliği

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. V. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2019/13571, K:2022/3152 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: 14/02/2018 tarih ve 30332 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin ana Yönetmeliğin 16, 17, 18, 19 ve 20. maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 1. maddesinin ve uygulanma kabiliyeti kalmayacağından diğer maddelerinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2019/13571, K:2022/3152 sayılı kararıyla;

Anayasa'nın 56 ve 124. maddeleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1 ve 2. maddeleri ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi, dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1. fıkrası ve 26. maddesinin 1. fıkrasına yer verilerek,

Ülkemizde, yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin korunması ve en iyi bir biçimde kullanımının sağlanması için, su kirlenmesinin önlenmesini sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmek üzere gerekli olan hukuki ve teknik esasları belirlemek amacıyla ilk olarak, 2872 sayılı Kanun'un 8, 9, 11, 12, 15 ve 20. maddeleri ile 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün görevlerini düzenleyen 9. maddesine dayanılarak, 31/12/2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin hazırlandığı ve anılan Yasa hükümlerinin uygulanması amacıyla ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin korunması ve en iyi bir biçimde kullanılmasının sağlanması amacıyla gerekli hukuki ve teknik esasların belirlendiği; bu Yönetmeliğin "Su Kalitesine İlişkin Planlama Esasları ve Yasaklar" başlıklı dördüncü bölümünde, içme ve kullanma suyu temin edilen kıta içi yüzeysel sularla ilgili kirletme yasakları (m.16) ile içme ve kullanma suyu rezervuarlarına yakınlık mesafesine göre mutlak koruma alanı (m.17), kısa mesafeli koruma alanı (m.18), orta mesafeli koruma alanı (m.19) ve uzun mesafeli koruma alanı (m.20) belirlenmesine ve içme kullanma suyu rezervuarlarının korunması için, bu alanlarda yapılabilecek ve yapılamayacak faaliyetlere ilişkin düzenlemelere yer verildiği,

Daha sonra, 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2, 9 ve 26. maddelerine dayanılarak, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan bütün yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarının kalitesinin ve miktarının korunmasına ve iyileştirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan İçme - Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğin 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu Yönetmeliğin "Yerüstü Suları İçin Koruma Esasları ve Koruma Alanları" başlıklı üçüncü bölümünde, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nde yer alan koruma alanları yeniden düzenlenerek, bu alanlarda yapılabilecek ve yapılamayacak faaliyetler ile kirletme yasaklarına ilişkin ayrıntılı kurallara yer verildiği,

İçme - Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra ise, 14/02/2018 tarih ve 30332 sayılı Resmi Gazete'de, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin yayımlandığı ve bu Yönetmeliğin dava konusu 1. maddesiyle, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin içme kullanma suyu rezervuarlarının korunmasına ilişkin 16 ila 20. maddelerinin yürürlükten kaldırıldığı,

Bu durumda, Anayasa'nın 124. maddesiyle, idareye, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere, bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisinin tanınmış olduğu; bununla birlikte, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin, içme-kullanma suyu havzalarının koruma alanları, bu alanlarda yapılabilecek ve yapılamayacak faaliyetler ile kirletme yasaklarına ilişkin 16 ila 20. maddelerinin, aynı konuda ayrıntılı hükümler içeren İçme - Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğin yürürlük tarihinden daha sonra, dava konusu düzenlemeyle yürürlükten kaldırıldığı hususları dikkate alındığında, içme kullanma suyu havzalarının koruma alanları ve bu alanlarda geçerli kirletme yasaklarının ortadan kaldırıldığı ve bu açıdan mevzuatta bir boşluk oluştuğu iddiasının geçerli olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu Yönetmeliğin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 16., 17., 18., 19. ve 20. maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 1. maddesinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin amacıyla çeliştiği, bu maddelerin yürürlükten kaldırılması sebebiyle mevzuatta boşluk oluştuğu, ülkemizde su kaynakları ve havzalarının her türlü kirletici tehdide açık hale geleceği, dolayısıyla iptali istenen Yönetmeliğin normlar hiyerarşisine, Anayasa'ya, Çevre Kanunu ve Kıyı Kanunu ilgili hükümlerine, genel hukuk ilkelerine ve uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu, zira Anayasa'nın 63. maddesi ile kültür ve tabiat varlıklarının korunması görevinin Devlete verildiği, Çevre Kanunu'nun 9. maddesinde ile biyolojik çeşitliliği barındıran en önemli ekosistemlerden biri olan sulak alanların korunmasının gerekli olduğu, sulak alanların koruma ve kullanım esaslarının belirlendiği planlama aşamasında ilgili diğer kurumlarla birlikte çalışılması gerektiğinin belirtildiği ve ilan edilmiş Ramsar Alanlarının gerek çevre düzeni planlarında gerekse ilgili diğer fiziki planlarda korunan alan olarak gösterilmesinin kanunen zorunlu hale getirildiği, yine konuya ilişkin uluslararası sözleşmelerde de başta sulak alanlar olmak üzere tabiat varlıklarının korunmasına dair çok sayıda ilke, kural ve yasağa yer verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 16/03/2022 tarih ve E:2019/13571, K:2022/3152 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 20/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog