Esas No
E. 2011/1585
Karar No
K. 2011/8929
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2011/1585 E.  ,  2011/8929 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2010 tarih ve 2008/119-2010/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12/07/2011 gününde davacı şirket yetkilisi ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı şirket yetkilisi dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin bir yıllık araştırmanın sonucunda "sanayi tipi bulaşık veya çamaşır makinelerinin uzaktan (internet, GPRS ve Wireless üzerinden data ve SMS yoluyla) kredi/kontör yüklenerek hem GSM şebekeleri hem de internet üzerinden çalışmasını sağlayan bir sistem" bulunduğunu, davalının da sanayi tipi bulaşık makinelerinin üretiminde dünyanın sayılı bir kaç fırmasından birisi olan Winterhalter isimli Alman firmasının Türkiye distribütörü olduğunu, buluşun pazarlaması için davalı şirket yetkilileriyle görüşmeye başlanıldığını ve davalıya ait bir numune bulaşık makinesi üzerine buluşun monte edildiğini, tam başarı sağlanan sistemin patentinin alınması için müvekkilinin TPE'ne başvurması ve davalı (1.000) adet üretilmesi konusunda anlaşıldığını, daha sonra davalı tarafa ait internet sitesinden müvekkiline ait buluşun sahiplenildiğini ve 04/04/2008 tarihinde 2008/2303 numaralı faydalı model belgesi başvurusunda bulunulduğunun öğrenildiğini, buluş sahibi olarak da davalı ...'in gösterildiğini ileri sürerek , dava konusu buluşun gerçek sahibinin davalılar olmadığının ve müvekkili olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkili Ersin'e husumetin yöneltilemeyeceğini, davacının sisteminin dünyada ve Türkiye'de bilinen bir sistem olduğunu ve müvekkilince yeterli görülmediğinden kullanılmadığını, buna karşılık müvekkilinin sisteminin yeni, çok farklı ve üstün özelliklerinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin dava konusu 04/04/2008 tarihli faydalı model başvurusunun 21/05/2009 tarihinde tescil edildiği, bu aşamadan sonra gasp iddiasının 551 sayılı KHK'NIN 13. maddesine göre incelenmesinin gerektiği, buna göre eğer patent gerçek hak sahibinden başkasına verilmişse gerçek hak sahibi nin patentin kendisine devredilmesini isteyebileceği, ancak somut olayda davacının dava konusu buluşun gerçek hak sahibi olmadığı, davalı şirkete ait faydalı model belgesine konu buluşun istemlerinde yer alan tüm unsurların dosyaya sunulan US. 356.881 numaralı bir ABD patentinde aynen mevcut olduğu, dolayısıyla yenilik koşulunu taşımadığından korunmasının mümkün bulunmadığı, diğer bir deyişle her iki tarafında dava konusu buluşun gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu faydalı model belgesine konu buluşun gerçek hak sahibinin davalılar olmadığının tespitine, buluşun gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespiti talebinin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dava, 551 sayılı KHK.’nin 166. maddesi uyarınca faydalı model belgelerinde de uygulanması gereken aynı KHK.’nin 12 vd. maddelerine dayanılarak, davalılar adına başvurusu yapılan faydalı model belgesine konu buluşun gerçek sahibinin davacı olduğu iddiasıyla açılmış ve davada dava konusu buluşun gerçek sahibinin davalılar olmadığının ve davacı olduğunun tespiti istenmiştir.

Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalılarca 04.04.2008 tarihinde faydalı model başvurusunun gerçekleştirildiği, davacı tarafından davanın 03.07.2008 tarihinde açıldığı, 23.07.2008 tarihinde de TPE. nezdinde başvuruya itiraz edildiği ve yargılama sırasında faydalı model belgesinin tescil edildiği anlaşılmaktadır. TPE.’nce davacıya, 551 sayılı KHK.’nin 12/1. ve 161/5. maddelerine uygun olarak gasp iddialarının incelenmesi yetkisinin mahkemeye ait olduğu ve ancak mahkemeden bir karar getirilirse işlem yapılabileceği bildirilmiştir.

Davacı tarafından bu olanak kullanılmadığına ve faydalı model belgesinin verilmesi işlemleri yargılama sırasında tamamlanarak davalılar adına tescil belgesi verildiğine göre, davacı vekilince artık sadece 551 sayılı KHK.’nin 13. maddesinde belirtilen, faydalı modelin müvekkiline devir edilmesi veya aynı KHK.’nin 165. maddesi uyarınca, faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü istenebilir.

Davacı vekili ise yargılama boyunca bu türden bir talepte bulunmamış veya davasını ıslah etmemiştir.

Eda davası açılmasının mümkün olmaması nedeniyle zorunlu olarak tespit davası açılmış bulunması halinde, tespit davası görülürken eda davası açma imkanı doğarsa, davacının tespit davasına devam edilmesinde bir hukuki yararı kalmaz. Bu nedenle ve tespit davası eda davasının öncüsü olduğundan, davacının da talebi üzerine, tespit davasına eda davası olarak devam edilir. Esasen davacının hukuki yararı, davaya eda davası olarak devam edilmesindendir. Bu hukuki yarar, korunmaya değer ve meşru bir hukuki yarardır. Bu görüş, menfi tespit davası devam ederken borcun ödenmesi halinde, davaya istirdat davası olarak devam edileceğini düzenleyen İİK.’nun 72/VI. maddesinin de kanuni dayanağıdır.

Tespit davasının konusunun hukuki ilişki olması ve davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunması ise dava şartıdır. Açılan bir tespit davasında hukuki yararın olup olmadığı, davanın her aşamasında re’sen gözetilir. Tarafların bu konuda bir itirazlarının bulunmaması, hatta buna rıza göstermeleri halinde bile bu şart bulunmadıkça tespit davası dinlenmez. Bu durum karşısında mahkemece esas hakkında incelemeye girişilmeden, davanın usulden ve dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

2.Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K551 md.13 K551 md.161/5 K551 md.166
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog