11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/3855 E. , 2024/994 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
2.... vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki fikir ve sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref'i, önlenmesi ve tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 10.04.2013 tarihinde imzalanan iki adet çeviri sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmeler ile müvekkili şirketin "Franz KAFKA" adlı yazarın “Dönüşüm" ve “Dava" adlı çeviri eserlerinin mali haklarını davalı olan çevirmen ...’den devraldığını, diğer davalı ... tarafından ihtarnamesi ile ...’nin bahsi geçen çeviri eserlerle ilgili haklarının takibini yetki belgeleri ile kendilerine devrettiğini, çeviri sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olmadığını, çeviri eserin 2. ve 3. baskıları için çeviri ücretinin 5 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini bildirdiğini, cevabi ihtarname ile sözleşmede herhangi bir aykırılığın bulunmadığının ve istenilen bedelin haksız ve hukuka aykırı olduğunun bildirildiğini, bunun üzerine davalı ...'nin 08.03.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini ancak cayma bildiriminin haksız olduğunu ve sözleşmeye aykırı olduğunu, davalılar arasında imzalanan yetki belgesinin ihtarname ekinde müvekkiline gönderilmediğini, yetki belgesi ile devir işlemi yapılmış olsa dahi bu işlemin sözleşmeye aykırı olduğunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 58 inci maddesi gereğince cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibinin, bu hakkı kullanmadan önce noter vasıtasıyla diğer tarafa münasip bir mehil vermesi gerektiğini, çeviri eserlerin yeni baskılarına ilişkin ödeme talebinin mehil verilmesine engel olan hallerden olmadığını, sözleşmede çevirmenin müteakip baskılar için herhangi bir talepte bulunmayacağının açıkça belirtildiğini, sözleşmede her bir esere dair hakların ayrı ayrı gösterildiğini, söz konusu her bir eserin müteakip baskılarında tercüme hakları için Çevirmen'in tüm haklarından feragat ettiğinin belirtildiğini, sözleşmede kitapların çeviri bedellerinin sayfa başına ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, davalının baskı adeti üzerinden talepte bulunmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, sayfa başına belirlenen bedelin sözleşmede belirtilen koşullar çerçevesinde Çevirmen'e ödendiğini, müvekkilinin sözleşmeler gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, sözleşmelerin imzalanmasından seneler sonra çevirmenin talepte bulunmasının kötü niyetli olduğunu, caymanın koşullarının bütünüyle gerçekleşmediğini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, cayma bildirimine itirazlarının kabulü ile caymanın hükümsüzlüğüne karar verilerek bu konudaki muarazanın men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili birliğin üyesi olan diğer davalı ...'ye imzalattığı sözleşmede yasanın aradığı şartlara uymadığını, 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olmasının ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğunun hüküm altına alındığını, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 491 inci maddesinde, sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım yapma hakkının olduğunun, tarafların sözleşmenin süresini veya baskı adedini kararlaştırmak zorunda olduklarının belirtildiğini, dava konusu sözleşmelerde söz konusu her bir eserin müteakip baskılarında tercüme hakları için çevirmenin tüm haklarından feragat ettiği, buna karşılık yayınevinin ödeme günlerine sadık kalacağının düzenlendiği, sözleşmede kaç baskı yapılacağının kararlaştırılmadığını, sözleşmedeki müteakip baskılar için müvekkil birliğin üyesi diğer davalı olan çevirmenin tüm haklarından feragat etmesi şeklinde bir değerlendirmenin yapılamayacağını, yasal olarak sözleşmeyle dahi olsa feragat edilmeleri batıl olacak haklar gösterilmeden gelecekteki tüm haklardan feragat edildiğine ilişkin hükmün mutlak olarak batıl kabul edilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak müvekkili birliğin üyesi olan diğer davalının tecrübesizliği ve yeterli bilgisinin olmamasından faydalanarak tek taraflı şekilde önceden düzenlediği sözleşmeyi imzalamaya zorlayarak hakkını kötüye kullandığını, müvekkili meslek birliğininde ihlalin giderilmesi için davacıya uygun süre verdiğini, bu durumun davacı tarafından açıkça reddedilmesi üzerine gönderilen ikinci bir ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili ...'nin yasa ile kurulmuş bir meslek birliği olduğunu, bu kapsamda üyelerinin tüm haklarının korunması için gerekli tüm işlemleri yapma yetkisine sahip olduğunu, bu hususa karşın davacı tarafından eserin mali haklarının devredilmemesi gerektiği yönündeki iddiaların hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığını, zira meslek birliğine devredilen yetkinin bu hakların takibine ilişkin olduğunu ve davacının sözleşme ile meslek birliğinin yetkisini kısıtlama hakkına sahip olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık olması ve bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görenin durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceğinin hüküm altına alındığını, davalı müvekkilinin sözleşmeye bağlı kalma isteği ile aradaki oransızlığın giderilmesi adına diğer baskı sayılarına ilişkin ücretleri talep ettiğini, davacının müvekkilinin deneyimsizliğinden ve bilgisizliğinden faydalandığını, davacının edimler arasında ki oransızlığı gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin meydana getirdiği eser karşısında hak kaybına ve zarara uğraması nedeniyle Çevirmenler Meslek Birliğine başvurduğunu ve imzaladığı sözleşmeyi haklı nedenle feshetme niyetiyle Meslek Birliğini yetkilendirdiğini, 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, mali hakların devrine ilişkin sözleşmelerde devre konu eserin, mali haklarının, baskı sayısı ve basım adedinin açıkça ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini, davaya konu çeviri sözleşmesinde birinci basıya ilişkin açık hüküm bulunmadığını, müvekkilinin talep ettiği ücret karşılığı olan ikinci ve üçüncü basılara ve basım adedine ilişkin de sözleşmede açık hüküm bulunmadığını, bu hali ile mali hakların devrine ilişkin geçerli bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince cayma hakkını kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda davaya konu 10.04.2013 tarihli sözleşmelerin yazılı olması ve devredilen hakların tek tek gösterilmesi nedeniyle sözleşmenin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine aykırılık taşımadığı, davalı çevirmen açısından sözleşmenin aşırı yararlanma başka bir deyişle gabin oluşturmasının aynı Kanun'un 52 nci maddesine aykırı olduğundan 58 inci maddesi kapsamında caymaya gerekçe yapılmayacağı belirtilmiş ise de anılan Kanunda mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olmasının ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğu, yine yukarıda izahı yapılan 6098 sayılı Kanun'un 491 inci maddesinde sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım yapma hakkının olduğunun, tarafların sözleşmenin süresini veya baskı adedini kararlaştırmak zorunda olduklarının belirtildiği, sözleşmede kanunun amir hükmünde belirtildiği üzere hangi haklardan feragat edildiğinin açıkça düzenlenmediği, yine kaç baskı yapılacağı kararlaştırılmadığı dikkate alındığında davalı olan çevirmenin tüm haklarından feragat etmesi şeklinde bir değerlendirmenin yapılamayacağı, genel işlem şartları yönünden sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde matbu sözleşme şeklinde düzenlenerek belli yerleri değiştirilerek imzalandığı anlaşılan sözleşmenin 4.7 maddesinde yer alan "çevirmen çevirisini yapacağı kitabın yeni bir çevirisini hakları artık yayınevinde olmasa bile 60 yıl boyunca başka bir yayın evine yapmaz" hükmün genel işlem şartı niteliğinde olduğu, sözleşmenin kelepçeleme sözleşme niteliğinde bulunduğu, şu hale göre davalının mali haklarının ihlal ettiğinin kabulünün kaçınılmaz olduğu sonuç olarak davacıya çekilen ihtarın içerik açısından yerinde olduğu ve cayma hakkının kullanılması yönünde mehil de verildiği dikkate alındığında usulüne uygun olarak caymanın kullanıldığının kabulünün gerektiği, sonuç olarak bilirkişi raporundaki tespitlerin bu yönden hatalı olduğu, tekrardan rapor alınmasının usul ekonomisine uygun düşmeyeceği esasen uyuşmazlığın değerlendirilmesinde teknik bir yön bulunmadığı dikkate alındığında gerekli değerlendirilmenin mahkememizce yapılabileceği, davalı açısından caymanın şartlarının oluştuğu ve usulünce cayma hakkının kullanıldığı gerekçeleriyle davacının sübut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cayma bildiriminin şekil açısından geçersiz olduğunu, cayma bildirimine ilişkin ihtarnamenin eser sahibi davalı tarafından gönderilmediğini, cayma hakkını kullanmadan önce 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca münasip bir mehil verildiğinden bahsedilemeyeceğini, davalının cayma bildiriminin haklı bir sebebe dayanmadığını, sözleşmenin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine aykırılık taşıdığından bahsedilemeyeceğini, sözleşmede yer alan birtakım maddelerin genel işlem şartı olarak değerlendirilmesinin hatalı olup caymaya gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, aynı Kanun'un 58 inci maddesinde belirtilen caymaya ilişkin şartların sağlandığından bahsedilemeyeceğini, davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, davanın reddi halinde davalılar lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini belirterek kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen cayma hakkının kullanılması için şekle ve esasa dair şartların gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda davalı tarafça ihtarnamede münasip bir zaman verilerek caymanın şekle uygun olarak yapıldığı, esasa ilişkin olarak yapılan değerlendirmede ise, dava konusu çeviri sözleşmelerinin aynı Kanun'un 52 nci maddesine uygun olmaması ve sonraki baskı ücretlerinin ödenmemesinin gerekçe yapıldığı, her ne kadar mahkemece genel işlem koşullarından bahsedilmiş ise de bu hususun aynı Kanun'un 58 inci maddesinde öngörülen hususlardan olmadığı, genel işlem koşullarının sözleşmeden caymaya gerekçe yapılamayacağı, söz konusu sözleşmelerde devredilen hakların tek tek gösterildiği sözleşmenin bu haliyle de 52 nci maddeye aykırılık taşımadığı, bu nedenlerle mahkemece caymanın geçersiz olduğunun tespitine dair hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalı tarafın sözleşmeden caymasının geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu sözleşmelerin 6098 sayılı Kanun kapsamında irdelenmesi gerektiğini, sözleşmelerin henüz ortada işlenme eser yokken imzalanan taahhüt sözleşmeler niteliğinde olduğu görmezden gelindiğini, bir hakkın devrini içeren sözleşmelerin ancak tamamlanmış eserler için yapılabileceğini, aynı Kanun'un 491 inci maddesi uyarınca sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse yayımcının ancak bir basım yapma hakkı olduğundan sözleşmede belirtilmeyen her baskı adedi için ayrıca ödeme yapılması gerektiğini, dava konusu sözleşmelerde de ne basım adedi ne de baskı sayısı belirtildiğini, süresiz baskılar için doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceği açık olduğundan sözleşmelerin bu açıdan batıl sayılacağını, İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin esas açısından uygun bulunmadığı konusunda gerekçe üretilemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; cayma hakkının usulüne uygun şekilde kullanıldığını, cayma hakkı sebepleri arasında genel işlem koşulları sayılmamışsa da yerel mahkemenin sözleşmenin kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğu ve dolayısı ile kanunun cayma için sayılı sebeplerine bağlı kalınmasına lüzum olmadığı yönündeki tespitinin yerinde olduğunu, davaya konu sözleşmeler ile müvekkilinin mali haklarının açıkça ihlal edildiğini ve dava konusu eserlerin sahibi olduğu halde sözleşmenin en başında kendisine verilen miktarla yetinmek durumunda kaldığını, sözleşmenin kurulum aşamasında sonraki baskılarda mali haklardan açıkça feragat ettiği yönünde müvekkiline dayatma yapılarak sözleşmede zayıf konumda olan taraf olarak zor durumda bırakıldığını, ortaya çıkan bu sonucun hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen çevirmenlik sözleşmesinden caymanın geçersiz olup olmadığının tespiti noktasında toplanmıştır.
2.İlgili Hukuk
1.5846 Sayılı Kanun'un 52 ve 58 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 20-25, 27, 125, 126 ve 491 inci maddeleri.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi.
3.Değerlendirme
Dava, 6098 sayılı Kanunda düzenlenen sözleşmeden dönme veya sürekli edimli sözleşme ise sözleşmenin feshinin özel bir türü olarak 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen caymanın geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise yine yukarıda belirtilen yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin özel bir türü olarak 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen caymanın hukuki niteliği de sözleşmenin türüne göre dönme veya fesihtir. 6098 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi gereğince alacaklı, borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir, sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Aynı Kanun'un 126 ncı maddesi uyarınca ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. 5846 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde caymanın söz konusu olabilmesi için maddi ve şekli şartlar öngörülmüştür. Anılan Kanun hükmü uyarınca caymanın maddi şartı, mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimsenin, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaması ve bu yüzden eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edilmesi hali olup şekli şartı ise cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibinin, sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasıyla diğer tarafa münasip bir mehil verilmesi mecburiyetidir. Bu şartların bulunmaması durumunda 6098 sayılı Kanun'un 125 inci ve 126 ncı maddesi devreye girmek durumundadır.(Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku 5. Baskı,Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, 238-240)
Somut olayda ise taraflar arasında yapılan sözleşmelerin 3 üncü maddesinde işbu sözleşme ile mali hakları ve kullanma ruhsatını çevirmenden devralan şirketin, çoğaltma, yayma, işlenme, temsil, bilgi ve metinlerin tamamı ya da bir kısmını kopya etme fotografik, mekanik yollarla çoğaltma ya da bilgisayar teknolojisi kullanılarak disket, compact disk, internet ya da başka araçlara yüklenebilme veya diğer yollarla (işaret ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla) görsel ve sanatsal ortamda çoğaltma ve yayma, elektronik ortamda uyarlama mali haklarını yurt içi ve yurt dışında, her türlü ortam ve her türlü materyal ile kullanabilecekleri; 4 üncü maddesinin yedinci bendinde çevirmenin çevirisini yapacağı kitabın yeni bir çevirisini, hakları artık yayın evinde olmasa bile 60 yıl boyunca başka bir yayınevine yapamayacağı, 6 ncı maddesinin dördüncü bendinde ise söz konusu her bir eserin müteakip baskılarında tercüme hakları için çevirmenin tüm haklarından feragat ettiği, buna karşılık yayın evinin ödeme günlerine sadık kalacağı düzenlenmiş olup baskı adedi kararlaştırılmamıştır. Davacı ilk baskıyı yapıp dağıtımını sağladıktan sonra 2 nci ve 3 üncü baskıları da yapıp dağıtımını sağlamış ancak sadece ilk baskı bedelini ödemiştir.
Hal böyle olunca davacı yayın evi baskı ve dağıtım yaptığından somut olayda caymanın şekli şartı yerine getirilmiş olmasına rağmen maddi şart gerçeklememiştir. O nedenle bu yönlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi tespiti doğru olmakla birlikte yayım sözleşmesi 6098 sayılı Kanun'un 487 vd. maddelerinde düzenlenmekte olup 491 inci maddesinde, sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım yapma hakkı olduğu belirtilmek suretiyle tarafların sözleşmenin süresini veya baskı adedini kararlaştırma zorunluluğu emredici şekilde hükme bağlanmıştır. Taraflar, sözleşmelerde baskı adedi belirtmediklerine göre davacı ancak bir baskı yapma hakkına sahiptir. Dolayısıyla anılan hükümden hareketle sözleşmelerin 4 üncü maddesinin ikinci bendinde düzenlenen, sözleşmenin 6 ncı maddesinde yazılı meblağdan başka her ne nam altında olursa olsun şirketten herhangi bir talepte bulunulamayacağına ilişkin hükmün ve 6 ncı maddesinin dördüncü bendinde düzenlenen söz konusu eserin müteakip baskılarına tercüme hakları için çevirmenin tüm haklarından feragat ettiğine ilişkin hükmün dayanağı bulunmamakta olup anılan emredici hüküm nedeni ile 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca anılan sözleşme hükümlerinin geçersiz kabul edilmeleri gerekmektedir.
Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesi kararında belirtildiği üzere taraflar arasında düzenlenen iki sözleşme birbirleri ile birebir aynıdır. Dolayısı ile bu sözleşmeler 6098 sayılı Kanun'un 20 ve 25 inci maddelerinin uygulanmasını gerektiren tip sözleşmeler olup genel işlem şartları yönünden denetlenerek bu yönden de geçersiz kabul edilmek durumundadır. 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca davada olayları anlatmak taraflara, davanın hukuki nitelendirilmesi ise hakime aittir. Somut olayda davacı 1,2 ve 3 üncü baskı adetleri yönünden işleme eser sahibini ödeme yapmadığından gönderilen ihtarda verilen sürenin dolması ile temerrüde düşmüştür. Diğer taraftan davacının dayandığı sözleşme hükümleri de geçersizdir. Sözleşme süresi taraflarca 60 yıl olarak kararlaştırıldığına göre sözleşme sürekli borç doğuran sözleşme olduğundan, mahkemece yapılması gerekenin 6098 sayılı Kanun'un 126 ncı maddesi ve yukarıda belirtilen maddeler kapsamında nitelendirme yapılması ve somut olaya uygulanması ile anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.