Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/469 E. , 2023/4343 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı hakkında, ... Grubu şirketlerinden ... Egeser Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de kanuni temsilcisi olarak görev yaptığından bahisle düzenlenen 34.525.302,80-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının söz konusu şirkette 12/10/1999-31/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, 5766 sayılı Kanun ile 5411 sayılı Kanuna eklenen geçici 26. madde uyarınca, Fon tarafından devralınan Bankaların grup şirketlerinde bir dönem kanunî temsilci olarak görev yapmış olanların, grup şirketlerinin Banka kaynaklarından kullandığı kredilerden doğan borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sayıldığı ve haklarında doğrudan 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin uygulandığı, davacının da ödenmeyen kredi borçlarından dolayı sorumluluğunun bulunduğu;
Öte yandan, bankacılık yapma izni kaldırılıp yönetim ve denetimini Fon’un üstlendiği ya da temettü hariç tüm ortaklık hakları Fon’a intikal eden Bankaların (katılım, kalkınma ve yatırım bankaları dahil) ve diğer kredi kuruluşlarının Bankacılık Kanunu'nun 15. maddesinin 7 (b) bendi kapsamında sayılan nedenlerden ortaya çıkan alacakları “Fon alacağı” sayıldığından, bu alacakların 6183 sayılı Kanun uyarınca takip edileceğinde herhangi bir duraksama bulunmadığı;
Ayrıca, 26/12/2003 tarih ve 25328 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 27. maddesinde, "Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ve bu kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Fon alacakları ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerin fiillerinin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar." kuralına yer verildiği, 5020 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/12/2003 tarihinde Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre zamanaşımına uğramamış Fon alacakları 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davacının zamanaşımı iddialarına itibar etme olanağı da bulunmadığı,
Bu durumda, davacının kanuni temsilci sıfatını haiz yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı ... Egeser Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş. hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında yapılan takipte malvarlığının borçları karşılayamaması nedeniyle, Fon'un sözkonusu borçların tahsilini teminen 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi kapsamında ilgili şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında tahsil ve takibata girişebileceği açık olduğundan, dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, hakkında verilen ve kesinleşen yargı kararlarının gerektiği şekilde uygulanmadığı, kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemden sonra şirketin muaccel hâle gelen alacaklarından sorumlu tutulamayacağı, takibe konu alacak miktarına dahil edilen kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmadığı, dava konusu işlemde borç tutarının nasıl hesaplandığına ilişkin somut bilgilerin yer almadığı, görev yaptığı süre içerisinde şirketin mali yapısını bozan veya taahhütlerini yerine getirmesine engel olan herhangi bir işlem yapmadığı, ...
Bank A.Ş.'nin hakim ortağı olmaması nedeniyle hakkında 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 3. fıkrasının uygulanmaması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ikinci derece sorumluluk sahibi olmaları nedeniyle şirket hakkında gerekli takip işlemleri yürütülmeden sorumluluğuna gidilemeyeceği, kanuni temsilci olarak görev yaptığı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda gerekli takip işlemlerinin yürütülmediği, Fon alacağının zamanaşımına uğradığı, asıl borçlu şirket ile Fon arasında imzalanan protokol gereğince takip işleminin protokole aykırı olduğu ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip yapılmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, 5411 sayılı Kanun'un 141. ve Geçici 16. maddeleri gereğince alacak zamanaşımının yirmi yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden ...
Bank A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Egeser Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de 12/10/1999-31/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ...
Bank A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 34.525.302,80-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 34.525.302,80-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-b maddesinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve mali kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanun'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a)Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b)Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c)Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca, Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir. 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır. Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumludur. Bu bağlamda, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosya incelendiğinde, davalı idarenin 15/02/2016 tarihli savunma dilekçesinin 6. ve 7. sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu akreditif kredilerinin gösterildiği, bu akreditif kredilerin bir kısmının açıldığı veya geri ödenmesi gerektiği tarihlerin davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı sürelere tekabül ettiği, ancak bunlardan ... referans numaralı kredinin 10/12/1997 tarihinde açıldığı, 29/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 11/12/1997 tarihinde açıldığı, 09/01/2001 tarihinde tazmin olduğu; 011VL19990019 referans numaralı kredinin 12/12/1997 tarihinde açıldığı, 30/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; 011VL19990020 referans numaralı kredinin 20/05/1998 tarihinde açıldığı, 23/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 31/05/1999 tarihinde açıldığı, 01/05/2001 ve 01/05/2002 tarihlerinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 06/10/1999 tarihinde açıldığı, 06/04/2001 ve 07/10/2002 tarihlerinde tazmin olduğu; … referans numaralı kredinin 07/10/1999 tarihinde açıldığı, 09/04/2001, 13/04/2001, 17/01/2002, 29/03/2002, 08/04/2002, 30/09/2002 ve 08/10/2002 tarihlerinde tazmin olduğu; ayrıca, dosyada yer alan ... Bank A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 04/01/2002 tarihli ... Egeser Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş. İnceleme Raporu'nun 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. sayfalarında bu kredilerin vadelerinin sırasıyla 29/12/2000, 09/01/2001, 30/12/2000, 23/05/2001, 24/05/2001, 24/05/2001, 01/05/2001, 06/04/2001 ve 09/04/2001 tarihleri olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Aktarılan tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreden önce açılan ve görev süresi sonrasında tazmin edilen bir kısım akreditif kredilerden de sorumlu tutulduğu, başka bir deyişle borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği dönemde kanuni temsilci olmadığı hâlde sorumluluk tutarı tespit edilirken aktarılan kredilerin de hesaplamaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı idare tarafından, Banka açısından riskin doğduğu tarihin dikkate alınarak davacının sorumluluğunun kredilerin açıldığı tarihler olarak belirlenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, sözleşme hukuku kuralları çerçevesinde henüz vadesi dolmayan borçların o tarihte şirket tarafından ödenmesi beklenemeyeceğinden, davacının görev süresi öncesinde doğan ve görev süresi sonrasında ödenmesi gereken borçlardan kanuni temsilci olarak sorumluluğuna gidilmesine imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak sorumlu olduğu krediler ayrıştırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.