Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/2263 E. , 2023/2953 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
1...., 2- ..., 3- ...
4...., 5- ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa Defterdarlığında veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapmakta iken 01/06/2010 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılan, bu işleme karşı açılan davada verilen yargı kararı neticesinde anılan kararın uygulanması suretiyle 22/08/2013 tarihinde memuriyetle ilişiği kesilen ve 01/10/2013 tarihinden itibaren 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri esas alınarak 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na göre malullük aylığı bağlanan müteveffa mirasçılarının, müteveffanın anılan Kanun'a tabi olarak geçen hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile 19/08/2013 tarihinden itibaren yoksun kaldığı ikramiye tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2020/5374, K:2022/1065 sayılı bozma kararına uyularak, ilgili mevzuat uyarınca, hizmetlerinin tamamı 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanun'u veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesi kapsamında geçenlere, bir başka ifadeyle, hizmet birleştirmesi yapmaksızın emekliye ayrılanlara, 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, herhangi bir şart aranmaksızın, buna karşılık hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olabilenlere ise, anılan maddenin ikinci fıkrasında yer alan şartlar dahilinde emekli ikramiyesi ödenmesinin gerektiği, 5434 sayılı Kanun'un 53. maddesinde ise, adi malullük aylığının, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre, malullük dolayısıyla vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15. maddenin (g) fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden maddede gösterilen nispetlerde bağlanacağı düzenlenmiş olup, dolayısıyla adi malullük nedeniyle aylığa hak kazanılabilmesi için ilgililerce en az 10 yıllık hizmet süresinin tamamlanmasının gerektiğinin anlaşıldığı, uyuşmazlık kapsamında, 5434 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca malulen emekliliğe sevk edilen müteveffa açısından, 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak geçen 19 yıl, 10 ay hizmet süresinin, emekli aylığı bağlanması için yeterli olduğu dikkate alındığında, mirasçılarına 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca emekli ikramiyesi ödenmesi gerekirken, anılan maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek emekli ikramiyesi ödenmesi isteminin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emeklilik ikramiyesinin de emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren hasaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacılar tarafından; Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmında, yoksun kalınan emekli ikramiyesi tutarının, emekliliğe hak kazanılan tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedildiği, emekli ikramiyesi açısından tahakkuk tarihinin esas alınmasının hukuka aykırılık oluşturduğu, müteveffanın emekliliğe hak kazandığı tarih olan 19/08/2013 tarihinden yaklaşık olarak 10 yıllık bir sürenin geçtiği, bu tarih esas alınarak hesaplanacak tutar ile güncel olarak hesaplanacak tutar arasında ciddi farkın bulunduğu, yasal faize hükmedilse dahi, yargılamada makul sürenin aşılmasının, mülkiyet hakkı ihlaline yol açacağı belirtilerek, temyize konu kararın hüküm fıkrasının, müteveffanın yoksun kaldığı emekli ikramiyesi tutarının, tahsil tarihindeki ekonomik koşullara uyarlanarak, emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi şeklinde düzeltilerek onanmasının gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; usul yönünden, davanın süresi içinde açılmadığının tespiti halinde süre aşımı yönünden reddinin gerektiği, esas yönünden, usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararda, esasa etkisi olan iddia ve itirazların karşılanmadığı, 01/06/2010 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararı uyarınca memuriyetle ilişiği 22/08/2013 tarihinde kesilen ve 01/10/2013 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanan müteveffa hakkında, 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinde değişiklik yapan 6270 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği dikkate alındığında, memuriyet görevine 22/08/2013 tarihinde son verildiğinden, 1475 sayılı İş Kanunu'nun yollamada bulunduğu işverenin haklı nedenle feshine ilişkin hükümler uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca faiz talebinin de haksız olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Davacılar tarafından savunma verilmemiş olup, davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule yönelik itirazı yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Kararın, dava konusu işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emekli ikramiyesinin de emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesine ilişkin kısmına gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir. Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır.
Bu durumda, davacıların işlem nedeniyle yoksun kaldığı emekli ikramiyesi tutarına uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, başvuru tarihi olan 18/03/2014 tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken, ''dava konusu işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emekli ikramiyesinin de emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesine'' şeklinde hüküm kurulmasında, hukuka ve Danıştay içtihatlarında uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, İdare Mahkemesi kararının, ''dava konusu işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emekli ikramiyesinin de başvuru tarihi olan 18/03/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesine'' şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emeklilik ikramiyesinin de emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren hasaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesi yolundaki temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, parasal haklara işletilecek yasal faize ilişkin kısmının, ''dava konusu işlem nedeniyle müteveffanın yoksun kaldığı emekli ikramiyesinin de başvuru tarihi olan 18/03/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara ödenmesine'' şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.