4. Hukuk Dairesi         2022/534 E.  ,  2023/5819 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/432 E., 2021/755 K.
HÜKÜM/KARAR: Karar verilmesine yer olmadığı / Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat .... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine trafik sigortalı araç ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosikletin çarpışması neticesi müvekkilinin kalıcı cismani zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, 03.06.2014 havale tarihli dilekçesi ile dava değerini 53.741,16 TL'ye çıkarmıştır.

Bozma kararı sonrası Birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/597 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; bozmadan sonra asıl dosyada alınan bilirkişi raporunda maluliyet zararının 52.999,32 TL olarak belirlendiğini ve bu nedenle iş bu ek davayı açtıklarını belirterek şimdilik 52.999,32 TL tazminatın 19.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; hukuki yarar bulunmaması nedeni ile davanın reddi gerektiğini, asıl davada hükmedilen alacağın Ankara 19. İcra Müdürlüğüne ait 2015/2200 sayılı icra dosyasında tamamen tahsil edildiğini, bu nedenle bakiye zararı bulunmadığını, zira bozma sonrası alınan rapor ile bozma öncesi alınan rapor arasında fark bulunmadığını, davacının ek davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, faiz tarihinin ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEMENİN İLK KARARI

Mahkemenin 04.11.2014 tarih ve 2013/51 - 2014/599 sayılı kararı ile davanın kabulü ile 53.741,16 TL'nin temerrüt tarihi olan 19.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 16.11.2017 tarih ve 2015/5013 - 2017/10639 sayılı kararı ile "Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmış ise de, rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre düzenlenmiştir. Kaza, 20.07.2009 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir. Bu durumda, trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl davada; mahkemece 04.11.2014 tarih ve 2013/51 Esas 2014/599 Karar sayılı karar ile hükmedilen 53.741,16 TL'nin Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/2200 sayılı dosyasında infazen ödendiği ve davanın konusunun kalmadığı anlaşılmakla, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada; davanın kabulü ile, 52.999,32 TL'nin temerrüt tarihi olan 19.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

3.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2020 tarihli, 2019/4774 Esas, 2020/8423 sayılı ilamı ile "... Hernekadar ilk hüküm davacı lehine bozulmuş ise de bozma sonrası alınan maluliyet raporunda davacının maluliyet oranının değişmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla bozma öncesi hükme esas alınan 21.05.2014 tarihli aktüerya raporu yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan, davalının usuli kazanılmış hakkını ihlal eder tarzda birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına..." karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında verilen hükmün bozma kapsamı dışında kalarak maddi anlamda kesin hüküm oluştuğu, 28.05.2019 tarihli kararın 1 nolu bendi aynen muhafaza edilerek, 04.11.2014 tarih ve 2013/51 Esas, 2014/599 sayılı karar ile hükmedilen 53.741,16 TL'nin Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/2200 sayılı dosyasından infazen ödendiği ve davanın konusunun kalmadığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; bozma ilamına uyulmakla davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ve birinci bozma sonrasında alınan maluliyet raporunda maluliyet oranı değişmediğinden ilk karara esas alınan aktüer rapor yönünden davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada verilen ilk kararın sadece davacı tarafından temyiz edildiğini, davalının bu karara yönelik herhangi bir temyiz başvurusu olmadığından usuli kazanılmış hakkından bahsedilemeyeceğini, Yargıtay uygulamasına göre en yakın tarihteki asgari ücretin destek hesabında nazara alındığını, ancak mahkemenin bozma ilamı sonrasında bunu dikkate almadan karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu karşı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesi.

3.Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
02.05.2023 ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 1086 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Borçlar Kanunu 6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı Kanun