Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/8469
Karar No
K. 2023/3784
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8469 E.  ,  2023/3784 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2019/8469
Karar No: 2023/3784
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- … 2- … 3- … 4- …5- … 6- …
VEKİLLERİ: Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından; yakınları ...'in Muğla Erkek Öğrenci Yurdunda müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken, yurt müdürü tarafından vurularak öldürüldüğünden bahisle davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın eşi ... için 300.000,00 TL (miktar artırımı ile 334.925,00 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi, çocukları ... için 8.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 32.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 70.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, annesi ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 01/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; manevi tazminat taleplerinin tamamının hüküm altına alınması gerekirken kısmen kabul kararının isabetsiz olduğu, maddi tazminatın hatalı hesaplandığı, ölüm tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu olayın adli bir vaka olduğu, hizmet kusuru bulunmadığı, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen düzeltilerek onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize konu kararın davacılardan ... yönünden incelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükümlerine yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden; davacı ...'in 16/05/2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; Mahkemece, davacının vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın bu davacı yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. B) Temyize konu kararın davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden incelenmesi:

a)Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, anılan davacılar yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

b)Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, hükmedilen maddi tazminat tutarının 338.311,10 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren, 34.925,00 TL'lik kısmına ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 03/07/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.

Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.

Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi Kararında, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "Kabulüne karar verilen toplam 373.236,01 TL maddi tazminatın, 34.925,00 TL'lik kısmının ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 03/07/2017 tarihinden, 338.311,10 TL'lik kısmının ise idareye başvuru tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine," ibaresinin,"Kabulüne karar verilen toplam 373.236,01 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

c)Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, reddedilen manevi tazminat nedeniyle davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde, " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.

Dava, toplam 410.000,00 TL (miktar artırımı ile 444.925,00 TL) maddi ve 190.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 28.344,16 TL ve hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 4.750,00 TL olmak üzere toplam 33.094,16 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, reddolunan maddi tazminat için 4.552,11 TL ile reddolunan manevi tazminat için maktu 990,00 TL olmak üzere toplam 5.552,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.

Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinde; manevi tazminat istemlerinde hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin özel düzenleme yapılmış olup, buna göre manevi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği açıkça belirtilmiş olup manevi tazminatın kısmen reddedilmesi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunmamaktadır.

Bu durumda; reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti, Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddolunan maddi tazminat için 4.552,11 TL ile reddolunan manevi tazminat için maktu 990,00 TL olmak üzere toplam 5.552,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine," ibaresinin, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddolunan maddi tazminat için 4.552,11 TL ile reddolunan manevi tazminat için 4.750,00 TL olmak üzere toplam 9.302,11 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

d)Temyiz istemine konu kararın, İdare Mahkemesi kararının bakiye nisbi karar harcının davacılara tamamlattırılmasına ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu;

15.maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı;

16.maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı Tarifede yazılı değerlerin esas olduğu;

21.maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği;

28.maddesinde ise, (1) sayılı Tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.

Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacılara tamamlattırılması yönünde karar veren İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularını reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu durumda temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan, "Hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 28.228,15 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 1.901,29 TL'nin mahsubu ile kalan 26.326,86 TL'nin davacıdan tahsil edilmesine, gereği için müzekkere yazılmasına, 26.326,86 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin "Hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 28.228,15 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.901,29 TL'nin mahsubu ile kalan 26.326,86 TL'nin davalı idareden tahsil edilmesine, gereği için müzekkere yazılmasına, 1.901,29 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacılara verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

Buna göre; İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 05/02/2019 tarih ve E:2017/2072, K:2019/164 sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "... istinaf başvurularının reddine" ibaresinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "... istinaf başvurularının reddi ile İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "Kabulüne karar verilen toplam 373.236,01 TL maddi tazminatın, 34.925,00 TL'lik kısmının ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 03/07/2017 tarihinden, 338.311,10 TL'lik kısmının ise idareye başvuru tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine", "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddolunan maddi tazminat için 4.552,11 TL ile reddolunan manevi tazminat için maktu 990,00 TL olmak üzere toplam 5.552,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ve "Hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 28.228,15 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 1.901,29 TL'nin mahsubu ile kalan 26.326,86 TL'nin davacıdan tahsil edilmesine, gereği için müzekkere yazılmasına, 26.326,86 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin, "Kabulüne karar verilen toplam 373.236,01 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine" ,"Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddolunan maddi tazminat için 4.552,11 TL ile reddolunan manevi tazminat için 4.750,00 TL olmak üzere toplam 9.302,11 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine" ve "Hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 28.228,15 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.901,29 TL'nin mahsubu ile kalan 26.326,86 TL'nin davalı idareden tahsil edilmesine, gereği için müzekkere yazılmasına, 1.901,29 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacılara verilmesine şeklinde düzeltilmesine ... " şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2.… Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının davacılardan ... yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanmasını teminen BOZULMASINA, diğer davacılar yönünden ise yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,

3.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.