11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/4516 E. , 2010/10688 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.10.2008 tarih ve 2005/475 - 2008/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gıda alanında faaliyet gösterdiğini, ‘Çamlıbel’ ibareli tescilli markasını kullandığını, davalının, müvekkilinin ürettiği emtiaların aynısında veya benzerlerinde iltibas oluşturacak şekilde ‘Çamlıbel’ ve ‘Çamlıbelde’ ibarelerini kullandığını, suç duyurusunda bulunduklarını, daha sonra ticari unvanını marka izlenimi yaratacak şekilde ön plana çıkarmayacağı taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdünü ihlal ettiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, haksız rekabetin ref ve men’ine, davalıya ait sitenin yayınının durdurulmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin ilanına, 20 milyar TL maddi ve 30 milyar TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taahhütnamenin hiçbir şekilde ihlal edilmediğini, kendi tescilli ‘Çamlıbelde’ asıl ibareli tescilli markalarını kullandığını, davacının taleplerinin hiçbir şekilde iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme ile davalının, ‘Çamlıbel’ markasını 30.09.2003 tarihinden itibaren kullanmayacağını taahhüt ettiği, davacının da savcılıkta yaptığı şikayetten vazgeçtiği, buna rağmen davalının ‘Çamlıbel’ ve ‘Çamlıbelde’ ibareli markaları piyasaya sunduğu, davacının piyasaya sürdüğü emtiaların aynı veya benzerlerinde kullandığının tespit edildiği, internet sitesinde benzer tanıtımın yapıldığı, davalı kullanımının markasal kullanım niteliğinde bulunduğu, ayrıca markasını tescil ettirdiği şekilde "Çamlıbelde" ibaresi olarak değil, "Çamlıbel" şeklinde kullandığı, bu ibarenin davacı adına önceden tescil edilen markanın esaslı unsuru bulunduğu, taahhütnamede bu ibare üzerindeki hakkın davacıya ait olduğunun belirlendiği, davacı zararının tespit edildiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının markasına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, davalının, davacı markasını alan isminde kullanmasının engellenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 14.767.25 YTL maddi ve 7.000.00 YTL manevi tazminatın tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması, haksız rekabetin ref’i ve men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasında yapılan sözleşme ile davalının, aynı zamanda kendi unvanının çekirdek unsuru olan ve davacının tescilli markası bulunan ‘Çamlıbel’ ibaresini piyasaya sunduğu ürünlerinde marka olarak veya diğer markalarının bulunduğu ürünlerinde de marka izlenimi yaratacak şekilde ön plana çıkararak kullanmayacağı yönünde taahhütte bulunduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir.
Yapılan yargılama ile davalının bu taahhüdünü ihlal ettiği ortaya çıkmıştır.
Davacı vekili, oluşan maddi zararını davalının markaya tecavüz dolayısıyla elde ettiği karın karşılığı olarak açıklamıştır. Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda uyuşmazlık konusu dönemde davalının ‘Çamlıbel’ ve ‘Çamlıbelde’ ibareli markalı ürünlere ilişkin faturalar dikkate alınarak maddi tazminat belirlenmiştir. Davalının 08.03.2000 ve 09.11.2004 tarihlerinde tescil edilen ‘Şekil+Çamlıbelde’ ibareli tescilli iki ayrı markası bulunmaktadır. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmede davalının bu markalarını kullanmasına engel bir hüküm yer almamaktadır. Tescilli marka sahibi, markasını tescil edildiği şekilde kullanma hakkına sahiptir. Marka tescilli olduğu sürece tescilin sağladığı hukuki korumadan yararlanacaktır. Başka bir anlatımla, hükümsüz kılınmadığı sürece tescilli markanın kullanımına engel hal bulunmamaktadır. Tescilli şekilde kullanıldığı takdirde bu kullanım, hukuka uygundur. Haksız rekabet, başkasının markası veya sınai hakkına tecavüz oluşturmayacaktır. Bu durum karşısında, davalı tarafın tescilli ‘Çamlıbelde’ ibareli markasını kullanmasının davacının markasına ne suretle tecavüz teşkil ettiği karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde bu kullanımın davacı markasına tecavüz teşkil ettiği kabul edilerek tazminatın belirlenmesinde esas alınması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı taraf, dava dilekçesinde talep ettiği tazminatlar için temerrüt faizi talep etmemiştir. Ancak, replik layihası ve sonradan verdiği dilekçeleriyle temerrüt faizi isteminde bulunmuş, davalı vekili de bu isteme karşı koymamıştır. O halde, davacı vekilinin temerrüt faizi istemiyle ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4.Ayrıca, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsili yerine davacıdan alınmasına karar verilmesi de yanlış olmuş, kararın bu yönüyle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.