Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/6511 E. , 2023/3504 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ordu PTT Başmüdürlüğü, Gürgentepe PTT Merkez Müdürlüğünde idari hizmet sözleşmeli gişe görevlisi olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda Posta ve Tegraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Posta ve Telgraf Teşkilâtı Anonim Şirketi Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararla; davacı hakkında, görevi kötüye kullanma suçundan, ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:...sayılı kararıyla 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu durumda, davacının soruşturma sonucunda sübuta eren eylemleri nedeniyle Posta ve Tegraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca "işten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; gişe görevlisi olan davacının, kasaya teslim etmesi gereken toplam paradan 10.000,00 TL'yi teslim etmeyerek çekmecesinin arka kısmında bulundurduğu, nakit kasasında belirtilen tutar kadar açık olduğu veznedar tarafından söylendiği halde anılan paranın kendisinde olduğunu söylemediği ve parayı vezneye teslim etmediği, 16/08/2016 tarihinde, davacının gün içerisinde yapmış olduğu işlemler sonucu kendi veznesinde bulunan parayı gün sonunda kasaya 5.014,35 TL fazlasıyla teslim ettiği, bu teslimatla Müdürlük kasa açığının 4.985,65 TL'ye gerilediği, 15/08/2016 tarihinde ise bir müşteriye ödediği miktarı 5.000 TL fazla olarak ödediğini öne sürmesi üzerine anılan tahsilat dekontunun incelendiği, bu inceleme sonucu 100x50 yazan kısımdaki sıfır rakamı üzerine kuyruk eklenerek 100 sayısının 150 sayısına dönüştürüldüğü anlaşılmakta olup, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararının "..... eyleminin görevi kötüye suçunu oluşturduğu ve sanığın bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği..." yönündeki gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacının Yönetmelik'in 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının "ölçülülük ilkesine" aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mali Sorumluluk ve Kasa İşlemleri Yönergesi'nin 4/2, 3 ve 19. maddelerinde, mesai sonunda gişelerde kesinlikle nakit bırakılmayacağı, tamamının vezneye teslim edileceğinin belirtildiği, davacının ise anılan Yönerge hükmüne aykırı davranarak kasasındaki yüklü miktarda nakit parayı çekmecesinin ayrı bir yerinde kayıt dışı olarak kullanımında tuttuğu, kasada açık olduğu defalarca söylenmesine rağmen paranın kendisinde olduğunu söylemediği, kurumu zor durumda bıraktığı, davacının belirtilen yüz kızartıcı eylemleri nedeniyle 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun 27/1 maddesi ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik'in 74/g maddesi uyarınca ''işten çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasının hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Ordu PTT Başmüdürlüğü, Gürgentepe PTT Merkez Müdürlüğünde idari hizmet sözleşmeli gişe görevlisi olarak görev yapan davacının, çalıştığı gün sonunda Merkez kasaya teslim etmesi gereken paraların bir kısmını uhdesinde bulundurduğu iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmış, düzenlenen ...tarih ve ...sayılı soruşturma raporunda davacının fiilinin sübuta erdiği belirtilerek hakkında Posta ve Tegraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının uygun olacağı yönünde görüş sunulmuş, bunun üzerine davacının işten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Posta ve Telgraf Teşkilâtı Anonim Şirketi Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ...sayılı işlemi tesis edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 27. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kamu Personel Seçme Sınavına katılanlar arasından seçilecek olan sözleşmeli personelin; işe alma, unvan, sayı, atama, görevlendirme, eğitim, terfi, görevde yükselme, disiplin, izin, görevden alma, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi veya sona erdirilmesine ilişkin hususlar Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak hazırlanan ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, ''Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve Devlet sırlarına karşı suç işlemek, casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık gibi görevi ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici eylemlerde bulunmak'' fiili, işten çıkarma cezası verilmesi gereken haller arasında düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasıyla memurlar ve diğer kamu görevlileri, özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin ve bu kapsamda yer alan PTT A.Ş. personelinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin "diğer özlük işleri" kavramı kapsamına girdiğine kuşku bulunmamaktadır.
Kanuni düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anılan maddede yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. Adli ve idari suçlarda davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.
Korunan hukuki değer ile ihlalin neden olduğu hukuki sonuçların aynı olmaması ise idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasındaki temel farklılığı oluşturmaktadır. Adli para cezalarından daha yüksek miktarlarda idari para cezalarının verilebilmesine olanak tanıyan düzenlemeler de bulunmakla birlikte adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olabilmesi, idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesindeki ilkelerin aynı boyut ve kapsamıyla idari suçlara da uygulanması, işin mahiyetine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda, yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek, suç ve cezalarda kanunilik ilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerekmektedir.
Buna karşılık, "suçta ve cezada kanunilik" ilkesinin daha esnek uygulandığı idari suçlar yönünden de suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin yalnızca kanun metninde yer alması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.
Yukarıda açıklananlar ışığında, disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında tüzük, yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı görülmektedir.
Dava konusu olayda, davalı idarede idari hizmet sözleşmeli gişe görevlisi olarak görev yapan davacının, işlediği ileri sürülen disiplin suçu nedeniyle 04/10/2013 tarih ve 28785 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (11/04/2018 tarih ve 30388 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır.) Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. personelinin disiplin suçları ve cezalarının, kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar arasında yer almasına karşın, söz konusu yönetmeliğin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun 27.maddesine dayanılarak hazırlandığı ve bu haliyle Yönetmelik'te düzenlenen disiplin cezalarının, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu, bu madde düzenlemesi uyarınca verilen disiplin cezasının da hukuka aykırı olduğu açıktır.
Bu durumda; davacının Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırırlması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.