Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2195 E. , 2023/3372 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına ortaklarına faizsiz olarak para kullandırmak suretiyle kazancının bir kısmını transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıttığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017/Ocak-Mart dönemi için re'sen tarh edilen geçici vergi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı, dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin 2015 yılında alıp 28/06/2017 tarihinde satmış olduğu 4 adet tarlanın gerçek alım-satım bedellerinin çok üzerindeki tutarların kayıt ve beyanlara intikal ettirilmesi suretiyle gerçek alım bedeli ile kayıt ve beyanlara yansıtılan bedel arasında kalan tutar kadar paranın şirket ortaklarına kullandırılmasına karşın faiz hesaplanmadığı ve söz konusu faiz tutarı için belge düzenlenmediğinin tespit edildiğinden bahisle, inceleme konusu tarlaların 2015 vergilendirme dönemindeki toplam gerçek alış bedeli ile mükellef kurum tarafından bu alışlar nedeniyle yasal defter kayıt ve beyanlarına intikal ettirilen toplam tutar arasındaki fark tutar üzerinden 01/01/2017 ile 26/06/2017 tarihleri arasındaki dönem için merkez bankası avans faiz oranı olarak belirtilen %9,75 faiz oranı üzerinden aylık dönemler itibariyle faiz kazancı hesaplanarak dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiğinin anlaşıldığı, olayda davacı şirket tarafından 2015 yılında satın aldığı arazilerin tapuda beyan edilen ve ilgili dönem yasal defter ve kayıtlarına initkal ettirilen alım bedelleri ile söz konusu arazilerin satıcısı gerçek kişilerin beyan ettikleri satım bedelleri arasında çok büyük tutar farkının olduğu, satıcılar tarafından satış bedelinin elden nakit olarak tahsil edildiğinin beyan edildiği gibi ilgili dönem şirket kanuni temsilcisi tarafından da arazilerin alış bedelinin nakit olarak ödendiğinin beyan edildiği ve ödemeyi ispat edici herhangi bir bilgi ve belgenin incelemeye sunulmadığı, kaldı ki inceleme konusu tarlaların 28/06/2017 tarihindeki satışına ilişkin olarak ise şirket ortaklarının ilişkili olduğu 4 farklı şirkete tapuda beyan edilen satım değerinin de piyasa araştırması neticesinde tespit edilen ortalama satış tutarlarının üzerinde olduğunun belirlendiği ve yine mükellef kurum temsilcisince satış bedeli olan 9.850.000,00-TL’nin nakit olarak tahsil edildiğini beyan edildiği bu ödemeye ilişkin çek, banka dekontu gibi belgenin ibraz edilmediği, incelemeye konu arazilerin davacı şirket tarafından beyan edilen alış– satış bedelleriyle alınıp satılmasının ticari ve ekonomik teamüllere uygun olmadığının vergi müfettişince yapılan piyasa araştırması sonucunda anlaşıldığı, davacının, temel amacı kar elde etmek olan bir ticaret şirketi olduğu, karını azaltacak şekilde yani inceleme konusu tarlaların alım bedellerinin satan kişiler tarafından beyan edilen tutarların fahiş olarak çok üzerinde kayıt ve beyanlara intikali şeklinde işlem yapmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği görüldüğünden, davacının gerçek tarla alım bedellerinin çok üzerindeki tutarların kayıt ve beyanlara intikal ettirilmesi suretiyle gerçek alım bedeli ile kayıt ve beyanlara yansıtılan bedel arasındaki tutar kadar paranın şirket ortaklarına kullandırıldığı finansman hizmetinde bulunulduğu ve buna karşın faiz hesaplanmadığı sonucuna ulaşıldığı ancak adat hesaplarında uygulanması gereken faiz oranın Merkez Bankası'nca reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranı olduğu, bu durumda davacı adına geçici vergi aslı üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezası yönünden; inceleme elamanınca Merkez Bankası'nın avans işlemleri için uyguladığı faiz oranı uygulanarak bulunan matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılması hukuka uygun düşmediği ayrıca geçici verginin yıllık vergiye mahsuben alınan peşin nitelikli bir vergi olmasından dolayı vergi ziyaı cezasının bir kat olarak kesilmesi gerektiği, geçici vergi asılları yönünden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesi uyarınca mahsup dönemi geçen, diğer bir ifadeyle mahsup imkanı kalmayan geçici vergi asılları için tarhiyat yapılamayacağından, davacı şirket adına re'sen tarh edilen kurum geçici vergisi asıllarında hukuka uyarlık bulunmadığı, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmı yönünden olayda tekerrüre konu cezanın 2015/Ağustos dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ihbarnamenin 17/10/2016 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiği görüldüğünden, yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca cezanın kesinleştiği tarih olan 2016 yılını takip eden yılın başından itibaren tekrar ceza kesilmesi durumunda tekerrür hükümleri uygulanacağından, dava konusu 2017 dönemi için tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; Merkez Bankası’nca reeskont işlemlerinde uygulanan 01/01/2017 ile 26/06/2017 tarihleri arasında %8,75 oranı esas alınmak suretiyle hesaplanan matrah farkına isabet eden tekerrür hükümleri hükümleri uygulanmış bir kat vergi ziyaı cezasına ilişin kısım yönünden davanın reddine, vergi ziyaı cezasının aşan kısımları ile geçici vergi aslının kaldırılmasına, hükmeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı ve davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu, Danıştay Dokuzuncu Dairesi'nin bozma kararına uyarak dava dosyasının yeniden incelenmesi suretiyle, Dairelerinin 14/12/2020 tarihli ve E:2020/290, K:2020/1293 sayılı kararının, geçici vergi asıllarına ilişkin kısmına karşı davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığından bu kısmın kesinleştiği, istinaf başvurusuna konu Vergi mahkemesi kararının; reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan matraha isabet eden geçici vergi üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı fazlasına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğundan bu kısma yönelik davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun, kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak durumda görülmediği; reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan matrah farkına isabet eden geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğundan bu kısma yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun, kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak durumda görülmediği; reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan matrah farkına isabet eden geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusuna gelince; tekerrüre esas alınan cezanın 8.439,00-TL tutarında olduğu ve artırım tutarının kesinleşen cezadan fazla olamayacağına yönelik davacının lehine olan 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik göz önüne alınarak, lehe düzenlemenin somut uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği anlaşıldığından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle arttırılan miktarlarının 8.439,00-TL'ye isabet eden kısımlarında hukuka aykırılık, fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uygunluk görülmediğinden, Vergi mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan miktarının 8.439,00-TL'ye isabet eden kısmında sonucu itibariyle yasal isabetsizlik; fazlaya ilişkin kısmında ise yasal isabet görülmediği, gerekçesiyle, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine, kısmen kabulüne, reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan matrah farkına isabet eden geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan tutarının 8.439,00-TL'den fazlaya isabet eden kısmına ilişkin Vergi mahkemesi kararının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın kabulüne, ceza fazlasının kaldırılmasına, hükmeden … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları ile yapılan tespitlere istinaden tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Ticari işlerde, 4489 sayılı Kanun'un 2.maddesiyle değişik 3095 sayılı Kanun'un 2.maddesi uyarınca TCMB avans faiz oranı uygulanacağından ve olayda faiz gelirinin hesaplanmasında avans faizi oranı esas alındığından, temyiz isteminin kısmen kabul ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan matrah farkını aşan kısma isabet eden geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2…. Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edilen kısmının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.