Aramaya Dön

Danıştay 12. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/2333
Karar No
K. 2023/5548
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/2333 E.  ,  2023/5548 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2020/2333
Karar No: 2023/5548
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem : Osmaniye İli, Merkez, ... İmam Hatip Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, Afyonkarahisar ... Ortaokulunda aday öğretmen olarak görev yapmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. Maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve mali kayıplarının işlemin ihdas edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E: … K:… sayılı kararla; müzik öğretmeni olan davacının uyuşturucu madde kullandığının Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma dosyası ve davacının kendi ifadesi ile sabit olduğu anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, onlarca öğrenci ile iletişim halinde olan ve bu öğrencilere eğitim veren, öğrencilerine örnek ve/veya rol model olan davacının, görevi sırasında yaşanabilecek herhangi bir olumsuz durumun eğitim ve öğretim hizmeti alan bireyleri olumsuz olarak etkileyeceğinin açık olduğu, toplumsal yaşamın temelini oluşturan eğitim ve öğretim hizmetlerinin Devletin sunduğu Kamu Hizmetlerinin en önemlisi olduğu ve bu hizmetin en mükemmmel bir biçimde sunulmasının Devletin yegane görevi, hizmeti alan bireylerinde en temel hakkı olduğu dikkate alındığında; ceza yargılaması alanında suçlu olan bireylerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması için getirilen düzenlemelerin eğitim ve öğretim alanında uygulanmasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının uyuşturucu madde kullandığı sabit olsa da, davacı hakkında bir ceza yargılaması yapılmadığı, dolayısıyla davacının anılan eylemi nedeniyle herhangi bir cezai yaptırım kararı bulunmadığı, hakkında Cumhuriyet başsavcılığınca eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 191. Maddesinin üçüncü fıkrası gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, denetimli serbestlik uygulamasındaki amacın, kişinin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması olduğunda şüphe bulunmadığı, belirtilen bu durum itibarıyla, davacının yürütmüş olduğu görev hassas nitelik taşımakla birlikte, münferit fiilinin uyuşturucu madde kullanmak olduğu ve adli soruşturma sonucunda denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği dikkate alındığında, denetimli serbestlikle iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amaçlanan davacının, esrar içmek ve içmek amacıyla bulundurmak fiili sabit olmakla birlikte iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amacından uzaklaşılarak, fiil ile doğuracağı sonuç arasında adil bir denge gözetilmeksizin, işlemiş olduğu fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak olarak kabul edilmek suretiyle devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem, usule, mevzuata ve hukuka uygun olarak olarak tesis edilmiş olduğu, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan yapılan istinaf başvurusunun kabulü üzerine, Bölge İdare Mahkemesince verilen iptal kararı, usul ve esas yönünden mevzuata ve hukuka aykırılık oluşturduğundan bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemişti.r DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Osmaniye İli, Merkez, ... İmam Hatip Ortaokulu'nda öğretmen olarak görev yapan davacının, Afyonkarahisar ... Ortaokulu'nda aday öğretmen olarak görev yapmakta iken “kova” tabir edilen biçimde esrar maddesi kullandığı iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, anılan maddeyi kullandığı iddiasının sübuta erdiği, bu eyleminin mesleği öğretmenlik ve öğrencileri yetiştirmek olan birinin kesinlikle yapmaması gereken, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede bir hareket olduğu değerlendirilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün 15/08/2016 tarihli yazısıyla 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca davacının savunması istenmiş, adı geçene isnat olunan fiilin doğruluk kazandığı anlaşıldığından, geçmiş hizmetleri, ödül veya başarı durumu da dikkate alınarak, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.";

130.maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmü öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Temyize konu karar; davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline dair kısmı yönünden incelendiğinde;

Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği açıkça düzenlenmiş, gerekçesinde ise, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu, ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.

Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve teklif edilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu durumda; davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamış ise de, bu husus, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan temyize konu kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Temyize konu karar; dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;

Davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yukarıda yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, yasaya uygun son savunma istenerek idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılmasının gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden, kararın bu talebe ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA oybirliğiyle,

2.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, temyize konu kararın; işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğuyla,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/11/2023 tarihinde, kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının; "tazminat isteminin kabulüne, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine" ilişkin kısmının da onanması gerektiği görüşüyle, Daire kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.