44. Hukuk Dairesi
TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık 20 senedir Emlakçılık alanında ... ismiyle faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkilinin, ... markasının kullanımı ve itibarı için uzun seneler titizlikle çalışmış ve büyük bir çaba harcamış olduğunu, daha sonra da bu markayı 30/01/2015 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunmak ... tescil ettirdiğini, müvekkilinin aynı zamanda soy ismini taşıyan bu markaya ciddi müşteri kitlesine ve şöhrete sahip hale getirdiğini, ancak pek çok emek ve masraflarla bu günlere getirilen marka kazandığı şöhret nedeniyle aleyhine tedbir talep edilen tarafından kullanılarak haksız yolla kazanç sağlandığını, aleyhine tespit istenen kişinin Dış Tabelası, İç kapısı ve Elektrikli Araçlar'ı ekte fotoğraf halinde sunulduğunu, fotoğraflardan görüleceği üzere müvekkilinin tescil ettirmiş olduğu markanın, aleyhine tedbir talep edilen tarafından haksız olarak kullanıldığını, tüm açıklamaları sebebi ile, müvekkilinin tescilli markası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulmasını, sınai mülkiyet hakkına, tescili markaya tecavüz edilerek ... markasının kullanıldığı tedbir istenenin ofisindeki tabela, yazı ve ekte göstermiş olduğumuz elektrikli araçlara bulundukları her yerde el konulması ve saklanmasına yönelik kanunun izin verdiği tüm tedbirleri içeren ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 26.02.2024 tarihli ara karar ile; karşı yan kullanımının eskiye dayalı olabileceği, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçeleriyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin, daha önce sunulan Marka Tescil Belgesinde görüleceği üzere ... marka hakkını 30/01/2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle ... numarası ile kendi adına tescil ettirdiğini, koruma süresinin de devam ettiğini, tescil belgesi gereği müvekkilinin yasal hakkını kullanma gereği duyduğunu, müvekkilinin yaklaşık 20 senedir Emlakçılık alanında ... ismiyle faaliyet göstermekte olup bu şekilde tanındığını, davalının ise 2013 yılından beri mükellef olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla eskiye dayalı kullanım hakkını kabul etmediklerini, Müvekkilinin, ... markasının kullanımı ve itibarı için uzun seneler titizlikle çalışmış ve büyük bir çaba harcamış olduğunu, Bilirkişinin tespit ettiği üzere aleyhine tespit istenen kişinin dış tabelası, iç kapısı ve tüm duvarlara asılan yazıların incelendiğini ve iltibas yaratacak düzeyde olduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporundan görüleceği üzere müvekkilinin tescil ettirmiş olduğu markanın, aleyhine tedbir talep edilen tarafından haksız olarak kullanıldığını, Davalının Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden fiillerinin müvekkiline büyük bir zarar vermekte olup söz konusu hukuka aykırı fiillerin halen devam ettiğini, müvekkilinin müşteri portföyünün büyük bir kısmı Adalar'da olup davalı ile sürekli olarak karıştırıldığını, müvekkilinin maddi bakımdan çok büyük zararlar gördüğünü, Mahkemenin kararı ve gerekçesine bakıldığında çıkarılan sonyuç hukuki olan tescil belgesinin hiç bir hükmünün bulunmadığı olduğunu, müvekkilinin, hukuka ve prosedürlere güvenerek tescil belgesini aldığını ve ticari hayatını bu şekilde sürdürmeyi amaçladığını, tescil belgesi olmayan tarafın müvekkilinin haklarına tecavüz oluşturup müvekkiline maddi olarak büyük zararlar vermesi ve bunun karşılığında ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Talep; ilk derece mahkemesince 26.02.2024 tarihli ara karar ile verilen ''ihtiyati tedbir talebinin reddine'' ilişkin ara kararın istinaf yoluyla incelenmesinden ibarettir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda; davalının evlilik birliği içinde iken eşinin soyadını kullandığını ve eşi ... hayatta iken 2011 Yılında ''...'' unvanıyla ... Cad.No:.. Büyükada- İstanbul adresinde işyeri açtığını, Erenköy Vergi Dairesine bağlı olarak bu işyerine bu soyadını verdiğini ve ticari faaliyetini sürdürdüğünü iddia etmiş olması ve dosyada mevcut vergi kaydının durumu doğrulaması karşısında, davacı her ne kadar gayrimenkul komisyonculuğu alanında ''...'' ibareli makanın sahibi ise de, gerçek hak sahipliği yönünden yaklaşık ispat olgusunun henüz bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmakla, Mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı yanca ileri sürülen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın