11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10626
- Karar No
- 2013/13289
- Karar Tarihi
- 25.06.2013
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Hukuk Dairesi 2011/10626 E. , 2013/13289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2011 tarih ve 2007/111-2011/166 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Banka nezdinde bulunan müvekkiline ait hesaplardaki paranın ve menkul değerlerin internet bankacılığı yolu ile üçüncü şahısların hesabına havale edilmesi ve bozdurulması sonucu davacının zararının oluştuğunu ileri sürerek, 45.032,00 YTL'nin, iki adet menkul değerin satılması sebebi ile şimdilik 5.000,00 YTL nin, yine vadeli hesabın bozulmasından dolayı ulaşılamayan faiz geliri karşılığı şimdilik 6.000,00 YTL nin temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu işlemlerin davacının şifre güvenliğini sağlayamaması nedeniyle meydana geldiğini savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şifresini ve parolasını başkalarına verdiği, kullandırdığı ya da talimatlara aykırı işlemler yaptığının kanıtlanamadığı, davalı bankanın dava konusu olayda asli olarak %80 oranında, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, hisse senetleri ile ilgili istem hakkkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, davalı banka nezdindeki hesapta bulunan para ile menkul değerlerin davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı bankayı %80 oranında kusurlu olarak kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, sonuçta davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığını iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, bu durumda davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.Bu bağlamda,davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapabilen davacının meydana gelen zararda müterafik kusurlu olduğunun kabulü de esasen mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, dava konusu olayda tüm kusurun davalı bankada olduğu halde isabetli görülmeyen yazılı gerekçelerle davacının da %20 kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.