23. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/662 Esas-2019/565 Karar
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, işlemiş faiz borcundan TBK'nın 120/2. maddesi uyarınca ve zaman aşımı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarih ve 2013/23-2212 E., 2015/1309 K., 22.06.2021 tarih ve 2017/23(15)-1913 E., 2021/816 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere; "22. Türk Borçlar Kanunu’nun “Faiz” başlıklı 88. maddesi; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmünü haizdir. Aynı Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi ise; “…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” Düzenlemesini içermektedir.
23.Değinilmesi gereken diğer iki düzenleme ise Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun’un (Yürürlük Yasası) 1 ve 7. maddeleridir.
24.Bu Kanunun “Geçmişe etkili olmama kuralı” başlıklı 1. maddesi; “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir” hükmünü içermektedir.
25.Aynı Kanun’un 7. maddesi; “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'inci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
26.Görüldüğü gibi bu düzenleme esasen kamu düzeni ve genel ahlâk temeline dayandırılmıştır; maddede münferiden sayılan hâller de bu kapsamdadır. Düzenleme 1. maddedeki ilke karşısında yeni bir ilke getirmemekte, sınırlı bir istisnayı öngörmektedir.
27.Her iki düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinde; TBK’nın hükümlerinin kural olarak geçmişe yürümeyeceği fakat istisnai olarak bazı hâllerde, değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanacağı sonucuna varılmaktadır. 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 7. maddesi ile kanun koyucu aşırı faizin önüne geçmek yönündeki iradesini, derdest davalara da yansıtmıştır.
28.Burada üzerinde durulması gereken hususlardan biri de “görülmekte olan dava” kavramıdır. Kanun koyucu aile, miras, eşya hukuku gibi alanlarda özel dava türleri benimsemiş olsa da usul kanunlarının temel dava anlayışı; ihlâl edilen sübjektif hakkın korunması amacını doğrudan doğruya yansıtan alacak benzeri hukukî korumaları kapsamaktadır. Bu bakımdan mesela inşaî bir dava ya da bir menfi tespit davası kural olarak usul kanunlarında temel düzenleme konusu edilmemekte ve mahiyetleri uygun düştüğü ölçüde, hâkimin adil yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri çerçevesindeki yorumlamaları ile yürütülmektedir.
29.Bu açıdan bakıldığında 6101 sayılı Yürürlük Yasasının “görülmekte olan dava” kıstasının, faizin dava içinde devam ettiği hâlleri gösterdiği kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2020 tarihli ve 2017/23-1619 E., 2020/432 K., 17.06.2020 tarihli ve 2017/23-1814 E., 2020/433 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
30.Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davaya konu asıl alacak, BK’nun yürürlükte olduğu dönemde doğmuştur. 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 1. maddesinde, TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi Kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
31.Bu durumda eldeki davada TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar BK hükümlerine göre faiz işletilmelidir. Böyle bir hâlde faize ilişkin sınırlamanın, TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 gününden önce doğan borçlar nedeniyle işleyecek faiz bakımından da uygulanması, 6101 sayılı Yürürlük Yasasının 1. maddesindeki temel ilkeye aykırıdır." Somut olayda davacının işlemiş faiz borcu 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce ve sonra işlemeye devam etmektedir.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları doğrultusunda, davacının işlemiş faiz borcu ile ilgili Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kooperatif genel kurul kararları ile belirlenen faiz oranı üzerinden, bu tarihten sonra ise Yasanın öngördüğü sınırlandırılmış faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan 16.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporundaki belirleme esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, faiz borcunun tüm dönemi yönünden sınırlandırılmış faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan kök raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde faiz borcunun zaman aşımına uğradığı da iddia edilerek borçlu olmadığının tespiti istenmiş ise de, zaman aşımı dikkate alınmaksızın hesaplama yapılan bilirkişi raporlarına itiraz edilmemiş, hükme de bu yönden istinaf başvurusu yapılmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararı düzeltilerek davalı tarafça davacının işlemiş faiz borcu olduğu belirtilen/kabul edilen 32.021,00 TL.'den, 16.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 30.429,77 TL.'nin mahsubuyla kalan 1.592,23 TL. üzerinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2019 tarih ve 2017/662E., 2019/565 K. sayılı KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre: "Dava dilekçesi ve ıslahla talep edilen davanın KISMEN KABULÜ İLE; Dava tarihi olan 04/10/2017 itibari ile davacı kooperatif üyesinin davalı kooperatifin aidat borcu ile ilgili faiz miktarından 30.429,77 TL. borçlu olduğunun tespiti ile kooperatifçe talep edilen 32.021,00 TL. faizle ilgili 1.592,23 TL. BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazla istemin reddine, -Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan (409,22+ 388,00=) 797,22 TL'den mahsubu ile kalan 369,62 TL.'nin istek halinde davacı tarafa iadesine, -Davacı tarafından yatırılan 797,22 TL peşin ve 31,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan 1.592,23 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan toplam 1.130,10 TL (Bilirkişi ücreti: 950,00 TL ve Tebligat Müzekkere gideri: 180,10 TL) yargılama giderinin kabul oranına göre 45,20 TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı tarafından yapılan 23,63 TL. posta gideri, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 144,93 TL. yargılama giderinin red oranına göre 139,13 TL.'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine"
2.Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
3.Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 05/06/2024 tarihinde; HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca miktar veya değeri yüz yedi bin doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)