11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/9336 E. , 2013/14612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2010 gün ve 2008/796-2010/711 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.09.2012 gün ve 2011/5684-2012/13371 sayılı kararı aleyhinde davalı banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin diğer davalıların borçlusu olduğu 75.000 TL bedelli gayri nakdi kredi sözleşmesine aynı miktarda kefil olduğunu ve bu kefaletin güvencesini teşkil etmek üzere 01.10.2004 tarihinde düzenlenen ipotek sözleşmesi ile taşınmazını ipotek olarak verdiğini, davalı bankanın bu gayrimenkul üzerindeki ipoteği 06.06.2005 tarihinde kredi sözleşmesindeki kefaletine ilişkin risk sona erdiğinden fek ettiğini, ancak 3 yıl sonra davalı bankanın diğer davalıların başkaca gayri nakdi kredi sözleşmelerinin kat edilmiş olması nedeniyle müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, oysa müvekkilinin davalı bankaya her hangi bir borcunun olmadığını ancak icra tehdidi altında 75.000 TL daha para ödediğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, süresiz kredi sözleşmelerinde kefaletinde süresiz bulunması nedeniyle kredi limitinin arttırılması ve yeni kredi kullandırılması halinde kefilin sorumluluğunun sona ermeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerinin süresiz olduğu, süresiz olan bu sözleşmelerin taraflardan birinin diğerine yapacağı ihbar ile feshinin mümkün bulunduğu, sözleşmenin devamı süresince kredilerin sıfırlanması ile sözleşme ilişkisinin sona ermediği, bu nedenle de sözleşme kefilinin de sorumluğunun devam edeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur. Davalı banka vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.