Esas No
E. 2009/14293
Karar No
K. 2010/11334
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2009/14293 E.  ,  2010/11334 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2008 tarih ve 2007/796-2008/2031 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline işyeri poliçesi ile sigortalı regülatöre bağlı hatta davalı eylemiyle oluşan rizikonun müvekkilince tazmin edildiğini, zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.627 YTL’nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kazı işleminin davalının müteahhidi dava dışı şirket tarafından yapıldığı ve davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın husmet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalı vekili davaya konu adreste yenileme çalışmasının müvekkili müteahhit firması tarafından yapıldığını, işin müvekkilinin gözetim ve denetimi altında yapılmaması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, mahkemece, davanın yazılı gerekçe ile husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Oysa, Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, bu gibi bir savunma karşısında, davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan sözleşme ve eklerinin tamamı celbedilerek, sözleşmenin yerine getirilmesinde davalının, çalışmayı yapan dava dışı şirket üzerinde

BK'nun 55 nci maddesi koşullarının tesbiti bakımından, denetim ve gözetim görevinin bulunup bulunmadığı araştırılmak, bu yönde bir görevi varsa, üçüncü kişilere verilecek zararlardan kusursuz ve dava dışı şirket ile aynı kanunun 51/2 nci maddesi uyarınca müteselsil sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşılmak gerekecektir. Artık, bu durumda, BK'nun 355 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin özelliğinden bahisle, yüklenicinin, iş sahibinden bağımsız olarak iş yürüttüğü ve bu sırada zarar verdiği, dolayısıyla zarardan tek başına sorumlu olduğu şeklinde bir sonucuna varılmamalıdır. Zira, davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme yada şartnamade bu yönde bir hüküm varsa ancak, davalı ile dava dışı şirket arasındaki iç ilişki de uygulanabilir nitelikte bir hüküm olup, üçüncü kişi durumundaki zarar göreni bağlamaz.

O halde; mahkemece, yukarıda belirtlen ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme hükümleri incelenmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, davalı vekilinin husumet itirazı bu yönden denetime elverişli bir şekilde irdelenmeden, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.