11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/857
- Karar No
- 2010/11505
- Karar Tarihi
- 09.11.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Hukuk Dairesi 2009/857 E. , 2010/11505 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2008 tarih ve 2007/175-2008/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde davacı-karşı davalı Avukatı ...ile davalı-karşı davacı tebligata rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tescilli “Şirince” ibareli, 08/06/2000 tarihli ve 2000/11301 tescil numaralı markasına, davalının aynı alandaki faaliyetleri sırasında tecavüz ettiğini, müvekkilinin tescilli markasını izinsiz olarak kullanan davalı şirketin, gerek internet ortamındaki kullanımı sırasında, gerekse ürünlerin üzerine ve ambalajlarına yazmak suretiyle markayı kullandığını, davalı şirketin bu kullanımlarının haksız rekabet yarattığını ve müvekkilinin itibarını zedelediğini, Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/40 D. İş tespit dosyasında “Şirince” markasının, marka sahibinin izni alınmadan davalı tarafından üretilen zeytinyağı ve sabun ürünlerinin ambalajları üzerinde, ayrıca bu ürünlerin satışa arz edildiği internet sitesinde kullanıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve iltibasa yol açarak haksız rekabet etme eylemlerinin tespitini, tecavüzün önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve hükmün yayınlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “Şirince” ibaresini kullanımının, hukuka aykırı olmadığını, “Şirince” markasının bir yer adı olduğunu, davalı tarafından meşhur ve maruf kılınmadığını, ilçe olarak zeytinyağı ve şarap üretiminin çok eski tarihlere kadar gittiğini, davacının 2000 yılındaki tescilinden çok daha önce zaten bu ibarenin coğrafi işaret olarak tescilinin gerektiğini, davacının, bu tescile dayanarak, müvekkilinin kullanımını engelleyemeyeceğini; çünkü ibarenin, MarkKHK 7/1 – c hükmü gereği tescil isteminin reddi gereken ibarelerden olduğunu, tescil edilemeyecek bir işaret olmasına rağmen tescilinin sağlandığını, müvekkilinin, davacının ileri sürdüğü gibi kalitesiz ve ucuz mal üretip satmadığını, tam tersine bu iddialar nedeniyle müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, haksız rekabet hükümlerinden asıl yararlanacak tarafın müvekkili olduğunu, “Şirince” ibaresinin bir mahreç işareti olduğunu savunmuş olup, karşı davada, davalı adına tescilli 2000/11301 sayılı, “Şirince” ibareleri markanın, MarkKHK 7/1 – c, 42/1 – a maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin iddiasının hukuka uygun olmadığını, hükümsüzlük konulu karşı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,dosya kapsamına göre,asıl davanın, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, karşı davanın ise marka tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, davacı şirketin, 11301 tescil numaralı ve “Şirince” ibareli, 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli markanın sahibi olduğu ve tarafların zeytinyağı üretmekte ve pazarlamakta olduğu, davalı şirket gerek ürünlerinin üzerinde, gerekse internetteki tanıtımında ambalaj resimleri yanında, internet sitesinin içeriği içinde bazı başlıklarla ibareyi kullandığı, tescilli markanın, tescil sahibine, bir başka mahkeme kararı ile hükümsüzlüğüne karar verilmediği sürece olumlu ve olumsuz tüm kullanım haklarını sağladığı, olumsuz kullanmaya ilişkin haklar kapsamında, üçüncü kişilerin izinsiz ve haksız kullanımlarını önlemenin de yer aldığı, bu men edici yetki ve hakkın sınırını ise; ancak hukuka uygunluk sebebi sınırladığı, asıl dava bakımından da davalı kullanımının, MarkKHK’nin 12. maddesine uygun bir kullanım olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davalının, davacıya tescilli markayı ürünleri üzerinde kullandığının ve bu kullanımın da markasal bir kullanım olduğunun, dava sırasında alınan 19/09/2008 tarihli bilirkişi raporundan ve dava öncesinde Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin D. İş tespit dosyasındaki 01/11/2005 havale tarihli rapor ve eklerinden anlaşıldığı,her ne kadar, “Şirince” ibaresi, İzmir’de zeytinyağı ve şarap ürünlerinin üretimi ile ün yapmış bir yörenin (köyün) adı olsa da davacı tarafından tescil başvurusuna konu edilip, tescil sürecinden geçirilerek marka haline getirildiği ve bu şekilde kullanıldığı anlaşıldığından, hükümsüzlük söz konusu olmadığı sürece, coğrafi ad olmak özelliğine rağmen, markanın doğurduğu tüm etki ve sonuçları doğuracağı,nitekim, bir köy olan “şirince”nin, ülke çapında maruf, meşhur olmadığı, böylece doğrudan doğruya malın kaynağını gösterir nitelikte sayılamayacağı,tescilli markaların haksız ve izinsiz kullanımı, markaya tecavüz oluşturmakla birlikte, kimi durumlarda kullanıcının izin almamasına rağmen, markayı, yaptığı ticareti veya üretimi anlatmak adına veya mal ve hizmetin cins, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak, üretim bilgileri gibi niteliklerine ilişkin açıklamalar yapmak şeklindeki kullanımlarının, marka sahibi tarafından engellenemeyeceği,MarkKHK’nin 12. maddesinin, bu konuda kullanıcılara serbesti sağlamakta, şeklen markaya tecavüz gibi gözüken belirli kullanımları, dürüstçe oldukları ve bilgi verici mahiyette oldukları hallerde, tecavüz kapsamının dışına çıkarmakta olduğu,davalının bu markayı salt ürünün üretildiği yeri belirtmek adına ve tüketiciye bilgi vermek niyetiyle kullanması, tecavüz oluşturmamakta, MarkKHK’nin 12. maddesi kapsamında kalmakta olup,nitekim, davalı şirketin ürün örnekleri üzerinde, daha küçük puntolarla ve ambalajın alt ve üst uç kısımlarında “Şirince – İzmir” ibareleri şeklindeki kullanımları, 12. madde kapsamında bulunduğu, internet ortamında da yer alan ambalajların üzerinde davalının kendi markası “Bereket”, büyük puntolarla yer almakta,“Şirince” ise, tamamen ikinci planda ve küçük puntolarla, markasal olmayan biçimde yer almakta olduğu,davalının, kendi markasının esas unsurunu baskın biçimde kullanmakta ve ürününün kaynağını belirtmek adına, 12. maddenin sağladığı olanakla kaynak bildirmekte olduğu,nitekim, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin, nerelerde üretildiğini bilmeleri konusunda hem marka hukuksal hem de tüketici hukuksal faydalar bulunduğu, bilirkişinin de bu yoldaki görüşü, dosyadaki kanıtlarla uyumlu olduğu, hükümsüzlük davası, HUMK 409. maddede öngörülen sürede yenilenmeyerek takipsiz bırakıldığı ve davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, davalının, Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/40 D. İş tespit dosyasında tespit edilen kullanımının, davacının hak sahibi olduğu “Şirince” markasına tecavüz oluşturduğu şeklindeki iddiaların yerinde olduğu, davalının, tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini, aynı emtia sınıfındaki ürünler üzerinde iltibasa yol açacak biçimde kullandığı, ancak, aynı davalının, ürünler üzerindeki köken bildirici mahiyetteki kullanımının ise, marka tecavüzü olarak nitelenmesinin mümkün olmadığı, davalının, köy sızması natürel zeytinyağı, sızma zeytinyağı olarak nitelendirdiği ürün ambalajlarında, daha büyük puntolarla yazılı olarak kullandığı “Şirince” ibaresi, köken bildirici değil, markasal nitelikte olduğundan,bu çeşit kullanımların, 12. madde kapsamında nitelenmesinin de mümkün olmadığı, .../...
Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında tespite bağlanan ve mahkememizce atanan bilirkişi tarafından da tecavüz olarak nitelenen bu kullanımlar, markaya tecavüz olduğu gibi, aynı zamanda haksız rekabet niteliği taşıdığı gerekçesiyle,hükümsüzlük konulu karşı davanın, HUMK 409. madde gereğince açılmamış sayılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/40 D. İş sayılı dosyasında tespit edilmiş olan kullanımının, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, asıl davanın kısmen reddi ile davalının internet ortamında tanıtımını yaptığı ürünlerinin ambalajında yer alan “Şirince” ibarelerin, markasal bir kullanım olmayıp, köken bildirici mahiyette olduğuna, MarkKHK 12. madde kapsamında, hukuka uygun bir kullanım olduğunun kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkindir.
Davacı vekilinin 28.01.2008 tarihli delil listesinin 35 nolu delili ekinde sunduğu 28.12.2007 tarihli internet çıktılarından en sonuncusu olan ek 5 sırada dosyaya sunulan çıktıda, siyah ve yeşil zeytin ürün paketlerinin ambalajlarında “ŞİRİNCE” ibaresi ortada ve büyük harflerle yer almakta olup, davalıya ait internet sitesindeki söz konusu kullanımın 556 Sayılı KHK'ni 9/2-(b) bendi uyarınca markaya tecavüz oluşturduğu ve 556 sayılı KHK’nin 12. maddesinde yer alan dürüstçe kullanım sınırlarını aştığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, anılan davalı kullanımlarının da markaya tecavüz oluşturduğunun kabulü ile buna göre hüküm tesisi gerekirken, davacı isteminin kısmen kabulü yerine tamamen reddi doğru görülmemiştir.