Hırsızlık suçundan sanık ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/1-son, 522, 55/3, 59, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4.maddeleri gereğince 2.420.955.288 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, KIRKLARELİ Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2002 tarihli ve 2002/59-290 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/b, 143, 145, 31. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 50/d maddesi gereğince sanığın mahkûm olduğu cezanın yarısından bir katına kadar süreyle gece sokağa çıkmasının yasaklanmasına ilişkin aynı Mahkemenin 13/06/2005 tarihli ve 2002/59-290 sayılı ek sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 15.07.2009 gün ve 38883 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2009 gün ve KYB/182703 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 09.09.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan yazıda; “Tüm dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararma nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılıp yargılamaya devam edilmesi yerine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Usul ve Yasaya aykırı olduğundan,