43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/643
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2020
NUMARASI: 2019/66 Esas - 2020/608 Karar
Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı grup şirketi ... A.Ş. İle davalı arasında 01.01.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin üçlü devri ile 22.06.2018 tarihinde müvekkiline devrolduğunu, sözleşmeye göre ..., davalıya akaryakıt ürünleri ikmal edeceğini, davalı da sözleşme şartlarına göre ...' ten aldığı ürünleri kendi istasyonunda son tüketicilere satacağını, ancak davalının bayilik lisansı, 6 aydan fazla gayrifaal olması sebebi ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğine göre 03.07.2018 tarihinde iptal olduğunu, davalının borçlarını da ödememesi sebebiyle Bayilik Sözleşmesinin müvekkili tarafından Fesh edildiğini, davalının sözleşme gereği müvekkilinden yılda en az 1.100 ton akaryakıt almayı, eksik aldığı ton başına ise 100 USD cezai şart ödemeyi üstelendiğini, ancak sözleşmesinin fesh olması sebebiyle davalının lisansının sona erdiği tarih ile sözleşmenin sona ereceği tarih arasında ürün satmayacağından cezai şartın muaccel olduğunu, toplam cezai şart borcunun 533.627,40 USD olduğunu, borcun bir kısmının davalıya fatura edildiğini ancak bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak davalının haberi olduğu halde katılmadığını, bu nedenlerle şimdilik toplam 7.500 TL sözleşmesel faiz/ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirkete usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..d şirketin geçerli bir lisansı bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporunun 5. Sayfasında belirtildiği üzere davalı şirketin ... sayılı lisansının 02/07/2018 tarihinde sona erdiği görülmektedir. Bu durumda Petrol Piyasası Kanunu Madde 3/b ile Petrol Piyasası Kanunu Lisans Yönetmeliği'nin 17. Maddesi değerlendirildiğinde EPDK tarafından davalının kusuru ile lisansın iptal edildiği anlaşılmaktadır. Davalının lisans olmaksızın bayilik ilişkisini sürdürmesi mümkün olmadığından ve lisansın iptaline bizzat sebep olduğundan feshin haklı olduğu açıktır...a. Cezai Şart; Taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolün 13. Maddesi'nde cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre davalı anılan protokol hükümlerini ihlal ettiğinde c bendinde belirtilen 300.000,00 USD değerindeki cezi şartı ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Yukarıda feshin haklı olduğu belirtilmekle cezai şartın da tahakkuk ettiği ve şartlarının oluştuğu açıktır. b. Kar Mahrumiyeti; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eki niteliğindeki ürün alım taahhütnamesi ile davalı yıllık 1.100 ton beyaz ürün almayı, bu taahhüdünü yerine getirememesi halinde ise ton üzerinden hesaplanacak 100,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt etmiştir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2018/2392 Karar No: 2018/5916 K sayılı kararında "Mahkemece kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekirken davacının kar mahrumiyeti talebinin reddi doğru olmamış, hükmün bu yönden de davacı lehine bozulması gerekmiştir." denilmekle kar mahrumiyetine getirilen sınırlama ortaya konulmuştur.
Mahkememizce resen seçilen sektör uzmanı bilirkişi davacının aynı bölgede yeni bir bayi bulması için gereken zamanın 6 ay olduğunu ifade etmiştir. Bu durumda davacı tarafça çekince konulmadığından (Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere) davalı nezdinde haklı bir güven oluşturduğu açık olup ilk yıl dönemine dair kar mahrumiyeti şartlarının oluşmadığı açıktır. Öte yandan fesih tarihinden önceki eksik alımın 1.817,26 ton, fesih tarihinden sonraki 6 aylık dönem için de 550,00 ton olacağından hareketle yapılan hesapta toplam eksik alımın 2.367,26 ton olacağı, tonaj başına 100,00 USD üzerinden yapılan hesapla toplam kar mahrumiyetinin 236.726,00 USD olacağı anlaşılmıştır. Öte yandan c.Yatırım Bedeli: Taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolün 7. Maddesi'nde yatırım bedeli düzenlenmiştir. Buna göre davalı sözleşmenin feshi veya lisansların alınmaması halinde ... tarafından karşılanan yatırım bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Yukarıda feshin haklı olduğu belirtilmekle yatırım bedelinin davacı lehine tahakkuk ettiği ve şartlarının oluştuğu açıktır. Her ne kadar bilirkişi raporunda sözleşmedeki imzaların birbirlerini tutmadığı ifade edilmiş ise de davalı tarafça yapılan açık bir imza inkarı bulunmadığında bu hususta resen inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Davacı tarafa davasını ıslah etmek üzere süre verilmesine rağmen verilen sürede ıslah yapılmamış, hal böyle olunca basit yargılamaya tabi iş bu davada tahkikat bitirilerek davanın kabulüne, 2.500,00 TL cezai şart tazminatı, 2.500,00 TL kar mahrumiyeti tazminatı ve 2.500,00 TL ödenmeyen yatırım bedeli tazminatı olmak üzere toplam 7.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davada, (a) akaryakıt ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacaklarının 533.627,40 USD, (b) yapılan yatırım bedeli ödemesinin işlememiş süreye isabet eden kısmının 1.173.506,12 TL ve (c) Sözleşmenin erken sona ermesinden kaynaklı cezai şart alacağının 300.000 USD olarak tespitini talep edip her bir alacak kalemi yönünden (fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup) 2.500’er TL’lik kısmi talepte bulunduklarını, Mahkemenin (b) ve (c) bentlerindeki talepleri ile bire bir aynı yönde hüküm tesis ettiğini, kararın bu yönüyle hukuka uygun olduğunu, onanması gerektiğini, mahkemece eksik ürün cezai şart alacağını eksik hesaplandığını, (a) bendinde yazılı “akaryakıt ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacağını” 533.627,40 USD yerine 236.726 USD olarak tespit ettiğini, bu tespitin eksik, dolayısıyla hatalı olduğunu, alacağın kar mahrumiyeti değil cezai şart olduğunu, eksik ürün cezai şart sözleşmeye göre her zaman talep edilebileceğini, akaryakıt ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacaklarının 236.726 USD yerine 533.627,40 USD olarak tespit edilmesini, Mahkeme ilamının geriye kalan kısmının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayiilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle cezai şart , yatırım bedeli ve kar mahrumiyeti bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .Davacı, taraflar arasında bayiilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme süresi içinde davalı bayiinin ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğini iddia ederek sözleşmede öngörülen cezai şart ve kar mahrumiyeti, yatırım bedeli alacaklarının tahsilini istemiştir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı tarafın kar mahrumiyeti bedelinin doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı noktasındadır. Dava dışı ... AŞ ile davalı şirket arasında imzalanan 01.01.2017 tarihli bayilik sözleşmesi ile yine 01.01.2017 tarihli olup, onun ayrılmaz bir parçası olarak imzalanan ekli Ürün Alım Taahhütnamesi'nde davalı şirketin, yıllık 1.100 ton (anlaşma süresince toplam 5.500 ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin + normal benzin+ motorin) münhasıran ... A.Ş'den veya ... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, satın alma taahhüdünü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediği takdirde anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan üzerinden ton başına 100 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir.Dosyaya sunulan 22/06/2018 tarihli devir mutabakatına göre davalı şirketin dava dışı ... AŞ ile imzalamış olduğu sözleşmenin davalının muvafakatiyle davacı şirket tarafından sürdürüleceği, dava dışı ... AŞ'nin tüm sözleşmeleri davacıya devrettiği görülmüş olup, davalı şirketin ... sayılı lisansının 02/07/2018 tarihinde sona erdiği, davacı şirketin davalıya gönderilen 27/08/2019 tarihli Beşiktaş .... Noterliği'nin ... numaralı ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü''ne uymama halinde öngörülen kar mahrumiyeti ödenmesine ilişkin hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179/1. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğindedir.TBK'nun 179/II maddesine göre “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh.
740.Beş yıl süreli bir akaryakıt sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın B.K'nun 158/11. (TBK 179/11.) maddesi uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bakiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ''çekince (ihtirazi kayıt) '' bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulu istenebilecektir. Somut olayda dava dışı tedarikçi şirket tarafından bayilik sözleşmesinin ilk yılına ilişkin davalıya 93.625,40 USD kar mahrumiyeti bedeli ihtiva eden fatura tanzim edilerek 06.01.2018 tarihinde 350.683,50 TL olarak davalı cari hesabına borç olarak yazılmakla birlikte davalı tarafa ait teminat mektubu tahsilatı ile bu borcun kapatıldığı anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamına göre bayilik sözleşmesinin ikinci ve sonraki yıllarına ilişkin olarak davacı tarafça bayilik sözleşmesinin devralınmasından sonra davalının davacıdan hiç ürün almadığı da ihtilafsızdır. EPDK tarafından davalının lisansının iptal edilmesi nedeniyle bayilik ilişkisinin sürdürülmesinin mümkün olmadığı ve lisansın iptaline bizzat davalının sebep olduğu anlaşılmakla davacı tarafça yapılan feshin haklı olduğu gözetildiğinde davacı, sözleşmenin devir tarihinden fesih tarihine kadar eksik alım sebebiyle kar mahrumiyeti (cezai şart), fesih tarihinden sonra o bölgede yeni bir bayi bulması için gereken makul süre için kar mahrumiyeti isteyebilecek olup, istinaf edenin sıfatına göre mahkemece taleple bağlı kalarak kar mahrumiyeti talebinin kabulüne karar verilmesi sonucu itibarı ile doğrudur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.