11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/262 E. , 2024/3472 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ( Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1974 yılından beri Diyarbakır Oto Tamircileri Odasına kayıtlı olarak "... Oto Cam” ticaret unvanıyla faaliyet gösterdiğini, "...-... Otocam" ticaret unvanını 04.05.2005 tarihinde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasına tescil ettirdiğini ve söz konusu tescilin 13.05.2005 tarihinde 6303 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davalı şirketin sahibi olan ortakların kardeş olduğunu, davalı şirketin ortaklarından olan ...'ın, 1992-2004 yılları arasında davacının yanında işçi olarak çalıştığını ve davacı müvekkili ile işçi-işveren ilişkisi sona erdikten sonra davacıya ait ticaret unvanını isim seçerek ''... Otocam İnş. Nak. Gıda ve Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti” adlı bir limited şirketi kurduklarını, davalı tarafın bu şirket çatısı altında, davacı müvekkilin ticaret unvanı olan "... Otocam” unvanını kullanarak biri davacı müvekkilin Diyarbakır 1. Sanayi Sitesinde bulunan işyerinin tam karşısında olan 3 ayrı şube açtıklarını, davalı tarafın 2011/32491 numaralı başvuru ile ‘’.... ... OTOCAM” markasını tescil ettirmek için davacı müvekkilinin hizmet tescil sınıfı olan 12. sınıfa başvurduğunu, ancak bu başvurunun reddedildiğini, ancak davalı tarafın ilk tescil başvurusunun reddinden sonra 09.02.2011 tarih ve 2011/10323 numaralı başvuru ile ‘’... ... OTOCAM” markasını 19.04.2012 tarihinde 37. hizmet sınıfında tescil ettirdiğini, müvekkiline ait marka tescilinin başvuru tarihi itibariyle önceliğe sahip olduğunu, iki markaya bakıldığında davalı tarafın markasının, müvekkiline ait marka ile görsel, biçimsel, anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, davalıya ait ‘’... ... OTOCAM” markası davacı müvekkiline ait "AOC ... OTOCAM” ibareli markaya tecavüz ettiğini, bu tecavüz nedeniyle müvekkilinin maddi, manevi zarara uğradığını, davalı tarafa ait markanın hükümsüz kılınması ve davalı yanın bu haksız kullanımına son verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından daha evvel Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/25 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak müvekkilin bir önceki vekilinin davayı takipsiz bırakması üzerine "davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiğini iddia ederek davalı adına tescilli olan 19.04.2012 tarih, 2011/10323 numaralı ‘’.... ... OTOCAM” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2008 yılında kurulduğunu, Sanayi Sitesinde ... Otocam ismiyle cam üzerine fiilen faaliyet gösterdiğini, şirketin ortaklarından birisinin de ... olduğunu, davacının bildirdiği gibi ...'ın 2004 yılına kadar davacı yanında çalıştığını, 2004 yılında davacının oto cam işini bıraktığını, faaliyet gösterdiği işyerini içerisinde bulunan tüm malzemeleri, işyeri unvanı ve sair tüm hakları ile birlikte ...'a devrettiğini, davacının sadece dükkanın tapuda maliki olarak kaldığını, davalıdan kira aldığını, bu devrin fiilen yapıldığını, davacının söz konusu işyeri ile fiilen hiç bir ilgisinin kalmadığını, işyerinin vergi dairesi vs. resmi kurumlarda davacı adına çıktığını, vergi dairesi, SGK vs. resmi daireler nezdinde bu işyerinin davacı adınaymış gibi işlemler yapıldığını, ... Otocam isimli işyerinin 2004 yılından 2008 yılına kadar ... tarafından fiilen işletildiğini, bu dönem boyunca söz konusu işyerinin tek sahibi ve işleteninin ... olduğunu, 2008 yılında ... ile davacı arasındaki kira ilişkisinin sona erdiğini, ...'ın davacıya ait işyerini boşaltarak başka bir işyerinde aynı faaliyet alanında çalışmaya devam ettiğini, 2008 yılında ... ile ...'ın davalı şirketi kurarak bu şirket adıyla faaliyet göstermeye devam ettiğini, davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesi bittikten ve ... Otocam isimli bir şirket kurulduktan sonra davacı bu kez fiilen otocam işini yapmadığı halde davalı aleyhine peşi sıra davalar açmaya başladığını, açılan davalardan birisinin Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/429 E. sayılı dosyası olduğunu, bu dava sonucunda sanığın beraatine karar verildiğini, yine Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/25 E. sayılı dosyasında ise davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu dava süreçlerinde davacının ... Otocam ismiyle marka ismini tescil ettirdiğini, davacının kötü niyetli bir şekilde ve davalı aleyhine marka hakkında tecavüz şartlarını oluşturmak için bu tescili yaptırdığını, davanın zamanaşımına uğradığını, bu tür davalarda 2 yıllık süre içerisinde dava açılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2005 yılında tescil ettirdiği ve "... OTO CAM" ticaret unvanıyla faaliyet gösterdiği iş yerinde, davacı ve davalı şirket ortaklarının öncesinde birlikte çalıştıklarının, sonrasında davacının işletmesini davalı şirket ortaklarına devrettiğinin, bir süre sonra da davalı şirket ortaklarının aynı sanayide bir başka iş yeri açarak ve daha sonra da davalı şirketi kurmakla tescil ettirdikleri "...." markası altında ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, davalı şirketin bu marka ismi altında iş hacmini genişletmesinin ve büyük ihaleleri almasının ardından davacının tescilli markasının kullanılmasına itiraz ettiğinin dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu, uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla ve başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edildiği dikkate alındığında, somut olayda belirtilen kötü niyet hallerinden biri veya bir kaçının varlığından söz edilemeyeceği, davalı şirketin marka başvurusunu belirtilen bu amaçlarla gerçekleştirdiği yönünde iddia ve ispatının olmadığı, kaldı ki hak sahibi davacının öncesinde davalı şirket tarafından markasının kullanılmasına zımnen müsaade ettiği, uzun zaman sonra ve davalı şirketin uyuşmazlığa konu "..." markası altında emek sarf ederek iş hacmini genişlettikten ve markanın tanınırlığını arttırdıktan sonra itiraz ettiği, böylece davalı şirketten önce davacının bu davranışının dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar talimat yolu ile aldırılan 06.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacının hükümsüzlüğe gerekçe gösterdiği markası ile davalı adına tescilli ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın benzer olması ve mal/hizmet sınıflarının da benzer olması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu tespiti yapılmışsa da, belirtilen sebeplerle davalı şirketin marka tescilinin kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığı, istinaf kaldırma ilamında belirtildiği üzere 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiği, ancak markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davasının süreye bağlı olmadığı, davalıya ait markanın 31.05.2012 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın ise 26.01.2018 tarihinde açıldığı, davalının marka tescilinin ise kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin " ... Otocam" ibareli markanın emtia sınıfı olan 12. ve 35. sınıflarda tescili için başvuru yaptığını, söz konusu markayı 2010/02442 tescil numarası ile 09.02.2011 tarihinde tescil ettirdiğini, davalı şirketin sahipleri olan Abdullah ve ... kardeşlerin, müvekkiline ait ticaret unvanında ufak değişiklikler yaparak şirket kurduğunu, 04.07.2008 tarihinde Diyarbakır Oto Tamircileri Odasına kayıt yaptığını ve müvekkiline ait iş yerinin tam karşısında iş yeri açarak faaliyete geçtiğini, davacı müvekkilinin, ticari hayatın doğası gereği işletmesi ile aynı unvana sahip bu işletmenin ismine ve unvanına itiraz ettiğini, 04.11.2009 tarihinde davalı iş yerinin sahipleri olan Abdullah ve ... isimli kişilere noter kanalıyla ihtarname göndererek iş yeri unvanına yapılan tecavüzden vazgeçilmesini talep ettiğini, ancak davalı iş yeri sahiplerinin bu tecavüzü sürdürmeye devam ettiğini, müvekkilin uzun yıllar emek vererek sağladığı ticari itibarını ve markasını kullanarak haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı şirket sahibi kardeşler hakkında Diyarbakır 3. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı ile davalıların iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunu işledikleri yönünde mahkumiyet kurarak cezalandırdığını, davalı iş yeri sahiplerinin tüm bu haksız saldırılarına devamla müvekkilinin 12. sınıfta tescilli markasının tıpatıp benzerini tescil ettirmeye çalıştığını, 19.04.2011 başvuru ve 2011/32491 sayılı marka tescil başvurusunun 16.11.2011 tarihinde reddedildiğini, ancak davalı tarafın müvekkiline ait marka ile görsel, biçimsel ve anlamsal olarak benzerliği nedeniyle reddedilmesinin önüne geçmek için kötü niyetli hareket ederek faaliyet alanı dışındaki 37. emtia sınıfına tescil başvurusu yaptığını, bu başvurusunun kabul edildiğini, kabul edilen bu başvurunun aslında davalı tarafın faaliyet göstermediği marka sınıfını kapsadığını, çünkü davalı tarafın taşıt camlarının imalatı, bakımı ve onarımı olan 12. sınıfı olan kategoride alamadığı bu tescili kötü niyetli olarak 37. sınıf üzerinden sağladığını, tüm bunların müvekkilin ticari itibarını sarstığını, markanın hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu durumun her türlü bilgi ve belgeyle sabit olduğunu, davalı şirketin, müvekkilin ticari itibarını, ismini, markasını, çevresini kullanarak bu zamana kadar ticari hayatta bir yer edindiğini, bunun tamamen hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davada istinaf bozma ilamından sonra tanıkların dinlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar kötü niyet iddiası Mahkemece değerlendirilecek olsa da bilirkişilerin yapmış olduğu değerlendirmenin göz ardı edilmemesi gerektiğini, alınan raporda, "Daha önce ... Otocam markasına sahip iş yerinde çalışmış olan davalı şirket ortaklarının basiretli ve iyi niyetli bir tacir gibi davranmadığı, davaya konu marka örneği ile mal ve hizmet seçiminde iltibas yaratacağını bilerek ve isteyerek hareket etmiş olduklarına" ilişkin değerlendirme yapıldığını, davalı şirket sahiplerinin kötü niyetli olarak müvekkilinin markasına tecavüz ettiklerini, hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, zamanaşımının bu minvalde söz konusu olamayacağının kabulü gerektiğini belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı yanca tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesinin altıncı fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Eldeki dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin altıncı fıkrası, "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." düzenlemesini içermektedir.
2.Davacı adına 2010/02442 tescil numaralı, "..." ibareli markanın, 12. ve 35. sınıflarda kayıtlı olduğu, işbu markanın ilk defa 15.01.2010 tarihinde tescil edildiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 40 ıncı maddesi gereğince 15.01.2020 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiği, tescili 09.02.2011 tarihinde sicile kayıt edilen markanın, 31.03.2011 tarih ve 410 sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı, davalı adına 2011/10323 tescil numaralı, "İ...." ibareli markanın, 37. sınıfta kayıtlı olduğu, işbu markanın ilk defa 09.02.2011 tarihinde tescil edildiği, 556 sayılı KHK'nın 40 ıncı maddesi gereğince 09.02.2021 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiği, tescili 19.04.2012 tarihinde sicile kayıt edilen markanın, 31.05.2012 tarih ve 417 sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığı Türk Patent ve Marka Kurumunun cevabi yazısından anlaşılmaktadır.
3.Dava dosyası içinde bulunan davacı tarafından gönderilen 29.03.2011 tarihli ihtarname içeriği, Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/429 E. ve 2013/342 K. sayılı dava dosyası içeriği, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/25 E. sayılı dava dosyası içeriği, davalı şirket ortağı olan ...'ın daha önce davacı iş yerinde çalışmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının açtığı marka hükümsüzlüğü davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı, başka bir deyişle davalının kötü niyetli olduğu dosya kapsamı ile anlaşıldığından yukarıda anılan Kanun hükmünde öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek ve Dairemizin yerleşik kararları ile kabul edilen "kötü niyetin bölünmezliği" ilkesi de dikkate alınarak markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınması gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.