11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/6126 E. , 2011/17196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2009 tarih ve 2008/569-2009/537 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı (birleşen davada davalı ) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı (Birleşen dosyada davalı) vekili, müvekkilinin tekstil alanında tanınmış bir firma olduğunu, “ABRAHAM” markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının iş yerinde “MARUQEN ABRAHAM” ibaresini kullanmak suretiyle müvekkiline ait markaya tecavüz ettiğini ileri sürerek, “MARUQEN ABRAHAM” markalı ürünlerin muhafaza altına alınıp imhasına, kararın gazetede ilanına, 5.000 TL maddi zarar ile 50.000 TL manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (Birleşen dosyada davacı) vekili, davacının haksız olarak tescil ettirdiği “Abraham” markasının hükümsüz sayılması için hükümsüzlük davası açıldığını, “Abraham” markasının, Abraham AG şirketi tarafından dünya çapında meşhur edilen bir marka olduğunu, sonrasında bu kumaşın halk arasında “abraham saten” kumaş olarak yaygın bir ad haline geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, birleşen davadaki talebinde de, davalı adına kayıtlı bulunan markanın 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüz olduğunu ileri sürerek, söz konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, “Abraham” markasının bir kumaş türü olarak yaygın bir ad haline geldiği gerekçesiyle, marka hükümsüzlüğü davasının kabulüne ve birleşen dosyanın davalısı adına tescilli 2006/14148 nolu “Abraham + şekil” ibareli markanın 556 sayılı KHK'nın 42/1-(d) bendi gereğince hükümsüzlüğüne, asıl davaya konu marka hükümsüz kılındığı ve bu nedenle dava hukuki dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle markaya tecavüzün, tespit ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı (Birleşen dosyanın davalısı) vekili temyiz etmiştir. Mahkemece, birleşen davanın davalısı adına tescilli olan 2006-14148 sayılı " ABRAHAM+ Şekil" ibareli markada yer alan "ABRAHAM" sözcüğünün bir kumaş türü haline geldiği gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nin 42/1-(d) bendi uyarınca hükümsüzlüğe karar verilmiştir.
Ancak 556 sayılı KHK'nin 42/1-(d) bendine dayalı hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, uyuşmazlık konusu markanın tescil edildikten sonra ve marka sahibinin davranışları nedeniyle tescilli olduğu mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi gerekir.
Oysa, dosyada mevcut deliller ve bilirkişi raporundaki açıklama itibariyle, dava konusu markada yer alan "ABRAHAM" ibaresinin markanın tescil başvurusundan da önce 26.09.1990 tarihinden itibaren dava dışı bir firma adına tescilli olup markanın yenilenmemek suretiyle hükümden düştüğü, bu arada ilgili sektörde yaygın bir şekilde bir kumaş türü olarak (jenerik ad) kullanılmaya başlanıldığı anlaşıldığından, artık bu ibarenin birleşen dosyanın davalısı adına tescil edildikten sonra jenerik ad haline geldiğinden söz edilemez. Dolayısıyla, mahkemenin birleşen davada 556 sayılı KHK'nin 42/1-(d) bendi gereğince hükümsüzlük kararı verilmesi doğru değilse de az öncede açıklandığı üzere "ABRAHAM" sözcüğünü tescil başvurusunun yapıldığı 07.04.2006 tarihinden önce 24 ncü sınıf kumaş emtiası için cins adı haline geldiği belirlendiğinden esasen 556 sayılı KHK'nin 7/1- (c) ve 42/1- (a) bendi uyarınca dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerekeceğinden, sonucu bakımından doğru olan kararın açıklanan bu gerekçe itibariyle onanması gerekmiştir.