Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket tarafından davalı şirkete muhtelif tarih ve miktarlarda karton rulo ve diğer mal satışı yapıldığını,ancak borçlu şirket uzun süre boyunca satışların bedelini ödemediğini, her seferinde müvekkili oyaladığını, bunun üzerine borçlu şirkete karşı icra yoluna başvurulduğunu,ancak davalı borçlu zaman kazanmak amacıyla 28/07/2023 tarihinde borca ve ferilerine hiçbir sebep göstermeden itiraz etmiş ve takibi haksız olarak durdurduğunu, borçlu ile yapılan görüşmelerde borcu kabul ettiklerini ancak ödemelerde sıkıntı yaşandığından kendilerine süre verilmesini talep ettiklerini, verilen süreye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi bir süre sonra iletişimi de kestiklerini, müvekkilinin tüm iyiniyetine rağmen davalının karşı iyiniyet göstermediğini, tamamen zaman kazanmak ve müvekkili oyalamak amacıyla takibe itiraz ettiğini, verilen süreye rağmen ödemenin yapılmadığını, takip konusu alacağın belirli, sabit, borçlu tarafından bilinmesi mümkün olduğundan haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre faturadan kaynaklanan alacaklarda alacağın likit olduğu benimsendiğini, bu sebeple davalı aleyhine %40 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava şartı arabuluculuk yoluna başvuru yapılmış fakat 2023/... numaralı başvuru 03/08/2023 tarihinde anlaşmama olarak sona erdiğini, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile takip durduğundan takibin devamı ve alacağın, faiz ve ferileriyle birlikte tahsili adına iş bu davayı açma zarureti hâsıl olduğunu, borçlu şuana kadar müvekkilini oyalamış ve hatta telefonlarına dahi artık cevap vermediğini, işbu borcu dışında muaccel hale gelen başka borçları da ödemediğini, hatta müvekkilinin duyumuna göre diğer firmaları verdiği çekler karşılıksız çıktığını, faturaların üzerinden uzun bir süre geçmesi, davalının borcu kabullenmesi ile alacağın sabit olduğu, ancak buna rağmen ödemelerden kaçınması hususları bir arada değerlendirildiğinde borçlunun mal kaçırma ve iş yerini kapatma tehlikesinin bulunduğu açıkça ortada olup, ihtiyati haciz ve tedbir için gereken, para alacağı olması, rehinle teminat altına alınmamış olması, vadenin gelmiş olması, talebin haklılığını ispatlar deliler olması koşulları sağlandığını, dolayısıyla davalı borçlunun malları, alacakları ve hakları üzerinde ihtiyati haciz ve tedbir konulması gerektiğini, bunların yapılmaması halinde müvekkili alacağına kavuşamayacağını, öncelikle alacak miktarı, davalının aşamalardaki mal kaçırma şaibesi taşıyan hareketleri ve kötüniyeti ile muaccel olan diğer borçlarının da bulunduğu, diğer borçları için verdiği çeklerin karşılıksız çıkması hususunun nazara alınarak adına kayıtlı araçların, menkullerin ve gayrimenkullerin kaydına, üçüncü kişilere devri ve hak kaybını önlemek maksadıyla dava sonunda verilecek karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir/ ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline, asıl alacak, faiz ve tüm ferileri bakımından takibin devamına, borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile itiraz ettiği kısım üzerinden %40'dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı tespit edilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın