11. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2014/58 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca dört kez 2 yıl 6 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanığın savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun maddi unsuru olan hilenin gerçekleşmediğine, sanığın Ticaret Odasına kayıtlı olup, aracılık hizmetleri yapmaya yetkili olduğuna, suçun işlendiğine dair delil bulunmadığına, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın ... .../... ve İstanbul Denizcilik isimli şirket isimleriyle, gazetelere gemilerde çalışacak eleman arandığı şeklinde ilanlar verdiği ve katılanların bu ilanları görüp sanıkla irtibata geçtiği, sanığın her bir katılandan kendi yararına menfaat temin ettiği, sonrasında kendisine ulaşılamadığı iddiasıyla sanık hakkında, dört kez basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davaları açılmıştır. 2. Sanık, kendisi ve eşinin adına kurmuş olduğu aracılık firmalarının faaliyeti döneminde, gemilerde çalışmak için kendilerine müracaat eden bazı şikayetçilerin çalıştırılacağı firmaların, personel talebinden vazgeçmesi ve bu kişilerden aldığı paraların büyük bir kısmını kurs ve harç gideri olarak harcamış olmaları nedeniyle iade edemediklerini, suç işleme kastının bulunmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir. 3. Katılanlar beyanlarında; ... .../... ve İstanbul Denizcilik isimli şirketlerin gazete ilanı üzerine sanık ile görüştüklerini, istenen belgeleri ve parayı verdiklerini, ancak işe yerleştirilmedikleri gibi paralarını da geri alamadıklarını beyan ederek, ödemelere ilişkin makbuzları dosyaya sunmuşlardır. 4. Mahkemece, sanık savunmaları, katılanların beyanları, para yatırma dekontları, gazete ilanı ve dosya kapsamındaki tüm delilerden, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Tebliğname Yönünden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış olması, sanığın yakalama neticesinde müdafii huzurunda yapılan sorgusunda, iddianame ve eklerinin okunmuş olması karşısında, Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir. B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden 1. Dosya kapsamına göre, sanığın gazetede verdiği iş ilanını gördükten sonra tarafların yüz yüze geldikleri ve hileli hareketlerin yüz yüze yapılan görüşmelerde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı; sanığın İstanbul Denizcilik Aracılık ve Danışmanlık Hizmetleri ve ... ...&... isimleri altında verdiği gazete ilanları ile işe girmek isteyen katılanlardan menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerine yönelik suç vasfının belirlenebilmesi için; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında” şeklindeki hükmünde şüphelinin tacir sıfatını haiz olması yeterli olup, tacir sıfatının kazanılması bakımından da tüzel kişiliğin bulunmasının şart olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." şeklindeki hükümlere göre, Ticaret Sicil Müdürlüğünden “İstanbul Denizcilik Aracılık ve Danışmanlık Hizmetleri" ve "... ...&...” ticaret ünvanı ile ticaret siciline kayıtlı şirketler bulunup bulunmadığının araştırılması, sicil kaydı bulunduğunun anlaşılması halinde, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen "Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık", sicil kaydının bulunmadığının anlaşılması halinde ise, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasındaki uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Kabule göre de ; Sanığın katılan ...'a önceden bir miktar belirlemeksizin kısa aralıklarla birden çok kez menfaat sağladığı, eyleminin adı geçen katılan yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç kapsamında bulunduğu gözetilmeden eksik ceza tayini, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2014/58 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararlarına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap