DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/783 E. , 2023/2682 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
2.… Bakanlığı
3.… Belediye Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/2023, K:2022/11759 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Nevşehir Kalesi ve çevresini kapsayan ve ekli kroki ile listede sınır koordinatları gösterilen alanın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca "yenileme alanı" olarak belirlenmesine ilişkin 07/01/2020 tarih ve 2035 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/2023, K:2022/11759 sayılı kararıyla; Mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor özetlendikten sonra,
Anayasa'nın 63 ve 90. maddeleri, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 1 ve 2. maddeleri, 3. maddesindeki "kültür varlıkları", "sit", "koruma", "korunma" ve "korunma alanı" tanımları ile 8. maddesi, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 1, 2 ve 7. maddeleri, 244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması İle Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri, tarafı olduğumuz Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 1 ve 5. maddeleri, tarafı olduğumuz Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi'ndeki ilgili düzenlemeler ve anılan Sözleşme'nin 1. maddesindeki "sitler" tanımına yer verilerek, UNESCO Dünya Miras Listesinde ülkemizden 11 adet varlığın yer aldığı, hem kültürel hem de doğal miras olarak Göreme Milli Parkı ve Kapadokya'nın 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alındığı,
ICOMOS (International Council on Monuments and Sites)'un Türkiye resmi sitesinde, hem ICOMOS’un hem de ICOMOS Türkiye Milli Komitesinin iç tüzüğünde belirtilen amaçların yerine getirilmesi için, Venedik Tüzüğü'nün etkisinin yayılması gerektiğinin vurgulandığı, Venedik Tüzüğü'nün "Kazılar" başlıklı 15. maddesinde ise, "3) Bütün yeniden inşa işlemlerinden peşinen (a priori) vazgeçilmelidir. Yalnız anastylosis'e, yani mevcut fakat birbirinden ayrılmış parçaların bir araya getirilmesine izin verilebilir." düzenlemesine yer verildiği,
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; Anayasa'nın 63. maddesinin, Devleti; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almakla görevlendirdiği, bu kuralı yaşama geçirmek üzere yürürlüğe konulan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun da, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemeyi, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemeyi, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmeyi hedeflediği; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin görev ve sorumluluklarını belirlediği,
Onay işlemi yapılarak ulusal mevzuat ile bütünlük oluşturan Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi'ndeki düzenlemelere göre, dünya miras listesine kaydedilen alanların insanlığın ortak mirası olarak sayılması nedeni ile Sözleşme'ye taraf olan devletlerin, alanın dünya miras listesine kaydedilmesinin ardından muhafazası, korunması ve tanıtılması için gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin atıfta bulunduğu ICOMOS'ca benimsenen tüzüklere ve Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak hareket edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, 5366 sayılı Kanun hükümleri ile bu Kanun uyarınca hazırlanan Uygulama Yönetmeliği kuralları uyarınca, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması amacıyla yetkili idareler tarafından "Yenileme Alanı" olarak ilan edilmesinin mümkün olduğu,
Bir alanın yenileme alanı olarak belirlenebilmesi için öncelikle bu bölgenin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alması, yine aynı bölgenin yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olması kriterlerinin arandığı, diğer yandan, bölgenin yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olması niteliğinin tespitinde; uyuşmazlık konusu alanın baskın karakterinin incelenmesi, yapıların baskın çoğunluğunun yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olup olmadığının belirlenmesi gerektiği,
Bunun yanında; 5366 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak, sit alanı olarak belirlenmiş bölge ve koruma alanının niteliği, konumu, barındırdığı değerler gibi özellikleri itibarıyla yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulmasına ve yenileyerek koruma, yaşatarak kullanma amaçlı işlem ve müdahalelere uygun olup olmadığının da belirlenmesinin gerektiğinin anlaşıldığı,
Dosyanın incelenmesinden; Nevşehir Belediyesince hazırlanan Gerekçe Raporunun "Projenin Amaç ve Hedefler" başlıklı kısmında, alan üzerinde soyut ve somut kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının hedeflendiğinin belirtildiği, "Sonuç ve Öneriler" başlıklı kısmında ise, "Yenileme alanı kamu ve özel mülkiyete ait olup; bölge içerisindeki kaya oyma kilise, bezirhane, şırahane, suyolları, tüneller, iş atölyeleri ve kamusal alanların yer aldığı ve içerisinde arkeolojik eserlerin de bulunduğu bir alandır. Bölgede Cumhuriyet öncesi dönemde yapılan sivil mimari ve anıtsal yapıların tekrar işlevsel hale getirilmesi ve yok olmaya yüz tutmuş kültürel mirasın yeniden canlandırılması amacıyla bölgenin gelişimine ve mimari yapısına uygun yeniden inşa ve restorasyon çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bölgenin ihtiyacı olan konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanlarının oluşturulmasıyla; tarihi ve kültürel potansiyele sahip bölgenin, ülke turizmine sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan da katkı sağlayacağı düşünülmektedir." ifadelerine yer verildiği, ancak gerekçe raporunda belirtilen somut amaçlar kapsamında belirtilen işlem ve müdahaleler ile ülke turizmine sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan katkı sağlaması açısından yapılacak yapılanma çalışmalarının, sit alanı ve çevresinin arkeolojik ve bilimsel niteliğine etkileri araştırılıp teknik ve bilimsel gerekçeleri belirtilerek açıklığa kavuşturulmadığının görüldüğü,
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, bölgedeki kentsel dönüşüm ve temizlik çalışmaları sırasında açığa çıkan kalıntıların çok katmanlı bir yerleşimi temsil eden kaya oyma yamaç yerleşimi olarak tanımlanan ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen dava konusu alanda, tescilli kültür varlıkları ve sivil mimarlık örneklerinin, yer altı kaya oyma mağara ve tüneller gibi arkeolojik ve tarihi niteliği olan mekanların da yer aldığı, içerisinde henüz araştırılmamış alanlar bulunduğu, yapılan çalışmalar ve kazılarla üzeri açılarak görünür hale gelen bölgenin, yerleşim alanı özelliğini yitirdiği, büyük ölçüde yapılaşmadan arındırıldığı, Kapadokya’da kayalara yapılmış tapınaklar, meskenler, köyler ve manastırların nitelikleri, sıklıkları ile geleneksel insan yerleşiminin olağanüstü bir örneği olması nedeniyle dünya mirası açısından önemli olduğunun anlaşıldığı,
Uyuşmazlığın çözümünde, Kapadokya’da kayalara yapılmış tapınaklar, meskenler, köyler ve manastırların nitelikleri, sıklıkları ile geleneksel insan yerleşiminin olağanüstü bir örneği olması nedeniyle dünya mirası açısından önemli olduğu gerçeği ile Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler çerçevesinde Devletin bu alanların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasındaki sorumluluklarının da göz önünde bulundurulmasının önem arz ettiği,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin ve bilirkişi raporunun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; çok katmanlı kaya oyma yamaç yerleşimi olarak tanımlanan ve arkeolojik sit alanı niteliğini taşıyan yamaç yerleşiminin üzerinin açılarak tamamen görünür duruma geldiği, içinde birçok tescilli kaya oyma yapının yanı sıra henüz açılmamış alanlar bulunduğu, mevcut haliyle yerleşim alanı niteliğini kaybetmiş olması ve içerisinde diğer dokuyla uyumlu, yıpranmamış ve özelliğini korumaya devam eden alan ve yapı bulunmaması nedeniyle dava konusu alanın baskın karakterinin 5366 sayılı Kanun'da belirtilen yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olma kriterini taşımadığı, diğer yandan alanda bulunan kaya oyma yamaç yerleşiminin yapı ölçeğinde ele alınması ve yeniden inşası olanağının bulunmadığı gibi üzeri tamamen açılarak görünür duruma gelen çok katmanlı arkeolojik alanın üzerinin yeniden yapılaşmaya ve yerleşime açılmasının, üzerinde konut, ticaret, turizm vb. kullanım için yapılacak inşai faaliyetler ve fiziki müdahalelerin alanın niteliğine uygun olmadığı, geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açabileceği, bütünleşik bir nitelik taşıyan ulusal ve uluslararası koruma ilkelerine aykırı olduğunun görüldüğü, Öte yandan, dava konusu alanda arkeolojik kazı ve çalışmaların devam etmesi ve henüz açılmamış alanlar bulunması nedeniyle yapılacak araştırma ve çalışmaların sonucuna göre arkeolojik sit derecesinin yeniden değerlendirilebileceğinin açık olduğu,
Bu durumda; arkeolojik sit alanı olarak tescilli Nevşehir Kalesi ve çevresini kapsayan alanın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca "Yenileme Alanı" olarak belirlenmesine ilişkin 07/01/2020 tarih ve 2035 sayılı Cumhurbaşkanı kararında kamu yararına ve hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin 45. maddesinin 2. fıkrasına göre tüzel kişiliği bulunmayan Mimarlar Odası Ankara Şubesince açılmış olan iş bu davanın öncelikle menfaat-ehliyet sebebiyle reddinin gerektiği, Nevşehir Kalesi ve çevresini kapsayan alanın 5366 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca yenileme alanı olarak belirlenmesine ilişkin hazırlanan teklif dosyasının 05/11/2019 tarih ve 5890 sayılı yazı ile Cumhurbaşkanlığı'na sunulmak üzere Bakanlıklarına intikal ettirildiği, söz konusu teklif dosyasının 5366 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrası çerçevesinde sadece içeriğinde bulunması gereken bilgi ve belgeler açışından incelenerek 19/12/2019 tarih ve 300916 sayılı yazı ile Cumhurbaşkanlığı'na sunulduğu, mezkur alanın dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile yenileme alanı olarak ilan edildiği, bu itibarla işbu davada Bakanlıklarının hasım mevkiinden çıkarılmasına karar verilmesi gerektiği, işin esasına gelince; Dairece verilen dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması yolundaki karara karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen itirazın kabulü ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolundaki kararda belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim temyize konu kararda yer alan karşı oy gerekçesinde de dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunun belirtildiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarelerden Nevşehir Belediye Başkanlığı tarafından, uyuşmazlık konusu alanın yenileme alanı olarak ilan edilmesi için 5366 sayılı Kanun'da öngörülen koşulların bulunduğu, Belediyeleri tarafından konuya ilişkin olarak hazırlanan gerekçe raporunda söz konusu alanın yenileme alanı olarak belirlenmesinin gerekçelerinin ayrıntılı olarak ortaya konulduğu, Dairece verilen dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması yolundaki karara karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen itirazın kabulü ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolundaki kararda belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca Dairece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmemesinin doğru olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Nevşehir Belediye Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY : Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Nevşehir Kalesi anıtsal yapı olarak tescil edilmiş ve Kalenin korunma alanı sınırı belirlenmiştir. Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Nevşehir Kalesi ve çevresi III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.
Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Nevşehir Kalesi ve çevresi III. derece arkeolojik sit alanı sınırları yeniden belirlenerek koordinatlandırılmış, 26/08/2019 tarih ve 3922 sayılı kararı ile Nevşehir Kalesi ve Çevresi III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları belirlenmiş, … tarih ve … sayılı kararıyla da III. derece arkeolojik sit alanında Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 yılı yatırım programına alınması planlanan "Nevşehir Kalesi ve Çevresi III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı Yapımı" kapsamında 1/5000, 1/1000 ve 1/500 ölçekli plan sınırları uygun görülmüştür.
Nevşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … gündem sayılı kararı ile Nevşehir Kalesi ve çevresinde belirlenen III. derece arkeolojik sit alanının, 5366 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre "yenileme alanı" olarak belirlenmesine karar verilmiş, sonrasında Nevşehir Kalesi ve çevresini kapsayan ekli kroki ve listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın 5366 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince "yenileme alanı" olarak belirlenmesine ilişkin 07/01/2020 tarih ve 2035 sayılı Cumhurbaşkanı kararı alınmış, alınan bu kararın 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. UNESCO’nun Dünya Miras Alanı Tescil Kararına göre, Göreme Milli Parkı ve Kapadokya'nın, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin hazırladığı Dünya Miras Listesi’nde 1985 tarih ve 357 no. ile kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir." hükmü yer almaktadır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Kültür varlıkları", tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar; "Sit", tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar; "Koruma" ve "Korunma", taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri; taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işleri; "Korunma alanı", taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alan olarak tanımlanmıştır. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır." hükmüne, 2. maddesinde, "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur.
Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır.
Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir." hükmüne, 7. maddesinde ise, "Bu kanun kapsamında yer alan yenileme alanlarında, uluslararası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde de, "Yenileme Alanı: Sit ve koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca kabul edilerek belirlenen alanlar ifade eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun "Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı İlke Kararı'nda, I. derece arkeolojik sitlerin, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olduğu, bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyeceği belirtilmiş, aynı İlke Kararı'nda, III. derece arkeolojik sit ise, koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Daire kararıyla; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda yer alan tespitlere itibar edilmek suretiyle dava konusu işlemin dayanağı olan gerekçe raporunda alanın konumu, niteliği, baskın karakteri ve barındırdığı değerler dikkate alınarak, Kanun'da belirtilen yenileyerek koruma ve yaşatarak kullanma amaçlı işlem ve müdahaleler açısından, arkeolojik sit alanının tüm nitelikleri itibarıyla Kanun'da öngörülen koruma ve kullanma yaklaşımına uygun olduğunun etüt çalışmaları yapılarak, alternatif yaklaşımlarla kıyaslandığında 5366 sayılı Kanun kapsamında "yenileme alanı" olarak değerlendirilmesinin neden gerekli olduğunun hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde teknik ve bilimsel gerekçelerle ortaya konulamadığı, alanın baskın karakteri itibarıyla arkeolojik sit niteliğinde olduğu, sahip olduğu olağanüstü evrensel değerler nedeniyle hem kültürel hem de doğal miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesine alınan Göreme Milli Parkı ve Kapadokya sınırları içerisinde bulunduğu, arkeolojik sit alanı olarak tescilli Nevşehir Kalesi ve çevresini kapsayan çok katmanlı kaya oyma yamaç yerleşimi üzerinde konut, ticaret, turizm vb. kullanım için yapılacak inşai faaliyetler ve fiziki müdahalelerin alanın niteliğine uygun olmadığı, geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açabileceği, bütünleşik bir nitelik taşıyan ulusal ve uluslararası koruma ilkelerine aykırı olduğu gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 5366 sayılı Kanun hükümleri ile bu Kanun uyarınca hazırlanan Uygulama Yönetmeliği düzenlemeleri uyarınca, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması amacıyla yetkili idareler tarafından "yenileme alanı" olarak ilan edilmesi mümkündür. "Yenileme alanı" ilanı, bir sınır belirleme işlemi olup bir alanın yenileme alanı olarak belirlenebilmesi için öncelikle bu bölgenin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alması ve aynı bölgenin yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş nitelikte olması gerekmektedir. Bölgenin yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olması niteliğinin tespitinde, uyuşmazlık konusu alanın baskın karakteri incelenerek, yapıların baskın çoğunluğunun yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olup olmadığı belirlenmelidir. Diğer taraftan, 5366 sayılı Kanun çerçevesinde "yenileme alanı" olarak öngörülen alanın, mutlaka konut vb. işlevlerden oluşan bir mahalle karakterinde olması gibi bir zorunluluk da bulunmamaktadır. Kanun'un asıl amacının, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş, kültür ve tabiat varlıklarının koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilmesi olduğu açıktır.
Başka bir deyişle, "yenileme alanı" olarak öngörülen alanın sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarıyla sınır olarak örtüşmesi, bu bölgenin mevcut haliyle baskın karakterinin yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olması ve bu alanda 5366 sayılı Kanun'da belirtilen somut hedeflerin (konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması; tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması; tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması) gerçekleştirilmesinin amaç edinilmesi "yenileme alanı" ilanı için yeterlidir.
Ayrıca, yenileme alanlarında 5366 sayılı Kanun'da belirtilen konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı gibi tüm kullanımların bir arada oluşturulması da gerekmez. Çünkü 5366 sayılı Kanun'a göre bu alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilmesi gerekliliğinden bahsedilmektedir.
Buna göre, mahalle karakterinde olup halihazırda konut, ticaret, sosyal donatı gibi kullanımlar barındıran ancak yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş yerleşime konu alanlar, iskanın yenilenmesi niteliğinde olacak şekilde benzer kullanım alanları oluşturulması ve tabii afet risklerine karşı tedbir alınması amacıyla "yenileme alanı" ilan edilerek yenileme uygulamalarına konu edilebileceği gibi, halihazırda yerleşime konu olmayan, ancak turizme kazandırılabileceği değerlendirilen, içerisinde tarihi ve arkeolojik değerler barındıran alanların da, özellikle bu alanların yeniden inşa ve restorasyon suretiyle yenilenerek korunması, tabii afet risklerine karşı tedbir alınması, turizme kazandırılması ve bu şekilde yaşatılarak kullanılması amaçlarıyla "yenileme alanı" olarak ilan edilmesi mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; Nevşehir Belediyesince hazırlanan Gerekçe Raporunun, "Projenin Amaç ve Hedefler" başlıklı kısmında, alan üzerinde soyut ve somut kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının hedeflendiğinin belirtildiği, "Sonuç ve Öneriler" başlıklı kısmında ise, "Yenileme alanı kamu ve özel mülkiyete ait olup; bölge içerisindeki kaya oyma kilise, bezirhane, şırahane, suyolları, tüneller, iş atölyeleri ve kamusal alanların yer aldığı ve içerisinde arkeolojik eserlerin de bulunduğu bir alandır. Bölgede Cumhuriyet öncesi dönemde yapılan sivil mimari ve anıtsal yapıların tekrar işlevsel hale getirilmesi ve yok olmaya yüz tutmuş kültürel mirasın yeniden canlandırılması amacıyla bölgenin gelişimine ve mimari yapısına uygun yeniden inşa ve restorasyon çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bölgenin ihtiyacı olan konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanlarının oluşturulmasıyla; tarihi ve kültürel potansiyele sahip bölgenin, ülke turizmine sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan da katkı sağlayacağı düşünülmektedir." ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, bölgedeki kentsel dönüşüm ve temizlik çalışmaları sırasında açığa çıkan kalıntıların çok katmanlı bir yerleşimi temsil eden kaya oyma yamaç yerleşimi olarak tanımlanan ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen dava konusu alanda tescilli kültür varlıkları ve sivil mimarlık örnekleri, yer altı kaya oyma mağara ve tüneller gibi mekanların yer aldığı, bu haliyle halihazırda yerleşime konu olmamakla beraber söz konusu alanın yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş tarihi ve arkeolojik değerler barındırdığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde, Kapadokya’da kayalara yapılmış tapınaklar, meskenler, köyler ve manastırların, nitelikleri, sıklıkları ile geleneksel insan yerleşiminin olağanüstü bir örneği olması nedeniyle dünya mirası açısından önemli olduğu gerçeği ile Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler çerçevesinde Devletin bu alanların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasındaki sorumluluklarının da göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir.
Bu durumda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun "Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı İlke Kararı'na göre III. derece arkeolojik sit alanlarının kesin yapılaşma yasağı bulunmayan, koruma-kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek alanlar olduğu da dikkate alınarak dava konusu alan incelendiğinde, ilan edilen "yenileme alanı" sınırı ile III. derece arkeolojik sit alanı sınırının örtüştüğü, bu alanın yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş tarihi ve arkeolojik değerler barındırdığı ve dava konusu işlemle bahsi geçen tarihi ve arkeolojik değerlerin yeniden inşa ve restore edilmek suretiyle yenilenerek korunması, ülke turizmine kazandırılarak yaşatılmasının sağlanması ve tabii afet risklerine karşı tedbir alınmasının amaçlandığı anlaşıldığından, 5366 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, yukarıda da belirtildiği üzere "yenileme alanı" ilanı bir sınır belirleme işlemi olup bu alanda gerçekleştirilecek uygulamalar 5366 sayılı Kanun ve uygulama Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde hazırlanacak olan yenileme projeleri (avan ve uygulama projesi) ile netleştirileceğinden, Daire tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda yer verilen 'Nevşehir Belediyesince hazırlanan Gerekçe Raporunda bahsi geçen konut, ticaret, turizm vb. kullanımların, yaklaşık 43,74 hektarlık alanın hangi kısmında, ne yoğunlukta öngörüldüğünün teknik ve bilimsel gerekçeleri belirtilerek açıklığa kavuşturulmadığına yönelik tespite' de itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/12/2022 tarih ve E:2020/2023, K:2022/11759 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı Belediyeye iadesine,
4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5.Kesin olarak, 21/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.