3. Ceza Dairesi 2022/1005 E. , 2024/5464 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2018 tarihli ve 2017/4 Esas, 2018/348 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2018/3489 Esas, 2019/1565 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle;
1.Kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğuna,
2.Savunma hakkının kısıtlandığına,
3.Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayandırıldığına,
4.Özel kastın bulunması gerektiğine,
5.Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olması nedeni ile KHK ile kapatılan Akçader'in (Akdeniz Çalışanlar Derneği) yönetim kurulu başkanlığını yaptığı, örgütün finans kaynaklarında önemli bir yer tutan ve örgüt üyeleri arasından özellikle ekonomik durumlarına bakılarak seçilen kişilerden oluşan mütevelli guruplarından sorumlu kişi olduğu, mütevelli başkanlarına talimatlar verdiği, örgüt adına toplanacak yardımlarla ve örgüte ait yayın organlarına aboneliklerle ilgili hedefler koyduğu, örgüt adına himmet, burs, kurban bağışı ve sadaka topladığı tanıklar R. Ş. ve Ş. O.'ın mahkeme huzurundaki yeminli beyanları ile sabit olduğu, sanığın; Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/73 Esas sayılı dosyası ile dönemin Başbakanı ... ... ...'a karşı 1.000,00.-TL talepli manevi tazminat davası açtığı; açılan dava dilekçesinde kamuoyunda Gülen Cemaati hizmet hareketi, cemaat, gönüllüler hareketi olarak tanınan gruba yönelik Başbakan'ın değişik tarihlerde "Paralel devlet, vatan haini, dış mihrakların maşası, Yahudi işbirlikçileri, örgüt, Haşhaşi, ininize girip didik didik edeceğiz, aklını kiralayanlar, kula kulluk yapanlar" gibi ithamlarda bulunarak bu gönüllüler hareketinin gönül vermiş kişilere hakarette bulunduğunu, kendisinin Akçader isimli dernek üyesi olduğunu, bu derneğin gönüllüler hareketi olarak bilinen grup ile gönül bağı olduğunu kendisinin de bu camianın bir ferdi saydığını beyan ettiği; sanığın savunmasında iş bu davayı örgütün talimatı üzerine açtığını ikrar ettiği anlaşıldığı, her ne kadar hak arama hürriyeti Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınmışsa da, Anayasamızın 14/2 ve AİHS'nin 17 nci maddesinde temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılması ve buna yol açacak şekilde yorumlanamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Dönemin Başbakanının MGK kararları ile kamuoyuna açıklanan devlet içerisinde hukuka aykırı olarak kadrolaşan, paralel yapılanma içerisine giren grup-örgütü hedef almasına rağmen sanığın yukarıda bahsedildiği şekilde tazminat davası açmasının örgütsel tavır ve talimat ile gerçekleştiği; nitekim Antalya'da ve tüm ülke genelinde benzer içerikte, aynı zaman diliminde çok sayıda dava açılmış olmasının da bunu açıkça ortaya koyduğu anlaşıldığı, sanığın Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesinde 17-25 Aralık sürecinden önce hesaplarının 2009 yılında kapatmasına rağmen 06.02.2014 tarihinde yeni hesap açtığı; 06.02.2014 tarihinde 500 TL, 25.03.2014 tarihinde 21.500 TL ve 25.02.2015 tarihinde 14.350 TL nakit para girişleri olduğu, hesabın 31.03.2015 tarihinde sıfırlandığı, bu döneme kadar başka bankalardan da para girişleri ile başka banka, 3. Kişi ve firmalara para çıkışlarının olduğu, sanığın savunmasında '...bize bank asya'yı hükümetin batırmaya çalıştığını, bu çatışmanın siyasi bir çatışma olduğunu söylediler, bende buna inanarak ve bu yapının terör örgütü olduğunu bilmediğim için hesap açtırdım ve 500TL para yatırdım...' şeklinde beyanda bulunduğu; bu bağlamda sanığın Bank Asyaya FETÖ/PDY silahlı terör örgütü elebaşı olan Fetullah Gülen tarafından örgütün önemli finans kaynaklarından olan Bank Asyanın desteklenmesi için üyelerine mevduat arttırımı yapması yönünde talimat vermesinden sonra sanığın örgütsel tavırla hesap açtırıp para yatırmış olduğu belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak el edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanığın örgüt ideolojisini benimseyerek hiyerarşik yapıya dahil olduğuna ilişkin tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2018/3489 Esas, 2019/1565 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 10.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.