19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idare ... 2560 sayılı Kanunla kurulu bir kamu kurumu olup, bütün hizmet, görev ve işlemlerini bu kanun kapsamında yerine getirmekte olduğunu, Dolayısıyla davacı tarafin, sigortalısının uğradığını iddia ettiği hasarın meydana gelmesinde müvekkil idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığını, davanın idari yargıda görülerek çözüme bağlanması gerektiğini, Davacının tazminat talebi zamanaşımına uğramış ve dava hak düşürücü süresi içerisinde açılmamış olduğunu, Borçlar Kanunu ilgili maddesine göre tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun olması fakat hepsinden önce tazminat talep edilen ile hasar arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, Müvekkil idarenin ise iddia olunan hasar ile hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, Müvekkil İdare birimlerinden Atıksu İnşaat Dairesi Başkanlığı ile yapmış olduğumuz yazışmaya verilen cevabi yazıda: ".. Bahse konu mahalde İdaremiz "..."...A.Ş.* ... A.Ş. İş Ortaklığı" firması çalışma yapmıştır. İdaremizle yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin 17, 22 nolu maddelerine, İnşaat İşleri Genel Teknik Şartnamesinin 3.5, 10.2 nolu maddelerine, Kanalizasyon İşleri Teknik Şartnamesinin 4.5 nolu maddesine, İdari Şartnamenin 18 maddesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 9, 14, 20, 25, 26 nolu maddeleri ve birim fiyat tariflerine binaen, yüklenici yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü şikayet, zarar ve kaza, hasar, "andan dolayı maddi, manevi, hukuki ve cezai olarak sorumludur. Ayrıca yüklenicinin sigorta kapsamı içinde veya dışında kalan hareket ve fiillerinden dolayı meydana gelecek bütün talep ve iddialarının karşılanması yükümlülüğü de yükleniciye aittir. Bu itibarla bahse konu olayda tüm sorumluluk... Tic. A.Ş.* ...Tic. A.Ş. İş Ortaklığına aittir." hususlarının belirtildiğini, Bu nedenle mütcahhit tarafından yapılan çalışmalar sırasında oluşacak hasardan dolayı müvekkili idarenin sorumlu tutulamayacağını, çünkü İdare ile Yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin ve ekli Özel Teknik Şartnamede müteahhit yapım çalışmaları süresince üçüncü şahıslara verilecek zarar ve hasarı ödemeye mecburdur hükmünü amir olduğunu, müvekkili İdarenin BK 66. maddesi anlamında bir denetim ve gözetim yetkisinden bahsedilemeyeceğini, idare bir kamu kuruluşu olup inşaat isleri ile uğraşmadığı için bu isi ihale yönetmeliğine uygun olarak gerekli yeterlilik belgelerini ibraz ederek ihaleyi alan firmaya verdiğini, dava konusu hasarın, gerçekten verildiği kabul edilecek olunsa dahi, Müvekkili idare ile müteahhit firmalar arasında eser sözleşmesi yapılmış olup İşin başından sonuna kadar müteahhit firma kendi hesabına ve müvekkil idareden bağımsız olarak sözleşme konusu işi yapmayı üstlendiğinden iş sırasında verilen zararlardan da müvekkil idarenin sorumlu tutulamayacağını, bu sebeplerle söz konusu oluşan zarar ve ziyandan yüklenici firma sorumlu olduğundan, davanın husumet bakımından reddini talep ettiklerini, Davacı ... A.Ş.'nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdi konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediğini, Yüksek mahkemenin artık müstkar hale gelmiş içtihatlarında ;"...Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderler olduğunu, bunların zarar ile ilgisinin bulunmadığını, özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dâhil edilemez." görüşü hâkim olduğunu, bu sebeplerle davacı açıkça kendi personel ve araçları ile çalışma yapmış olduğundan bu iş için ayrıca özel eleman tuttuğunu ortaya koyamadığından bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, talep edilen hasar bedelinin rayice ve gerçeğe uygun olduğu şaibeli olduğunu, Davaya konusu tesislerde meydana geldiği iddia edilen hasarın oluş şekli ile hasar bedeli arasında bariz bir fark görülmediğini, alacak talebinin tek taraflı olarak tutulmuş tutanaklara dayanmakta olduğunu, Davacının hasar tarihinden itibaren faiz istemesi mümkün olmadığını, çünkü faiz istenebilmesi için müvekkili idarenin temerrüde düşürülmesinin şart olduğunu, haksız eylemden kaynaklanan davalarda ise ancak yasal faiz istenebileceğini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın