Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/12033
Karar No
K. 2023/6515
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12033 E.  ,  2023/6515 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2019/12033
Karar No: 2023/6515
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. ...

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL

(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca ve müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:

Davacı tarafından, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen muayene sırasında kızlık zarının yırtıldığı iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü manevi zararına karşılık 200.000,00 TL manevi tazminatın 18/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; tarafların ve müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :

Davacı tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, somut olayda hizmet kusuru ile illiyet bağı bulunmadığından ve uygun bir şekilde onarım ameliyatı yapıldığından tazmin şartlarının oluşmadığı, davacının maddi zarar isteminin ispatlanamayan bir iddiaya dayandığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği; müdahil tarafından, ceza davasında verilmiş olan karar ile idare mahkemesinin bağlı olmadığı, davacının eğitimli biri olmasına, kullanılacak aletler ile muayene şeklini görmesine ve yapılacak muayene kendisine söylenmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığından ve bekareti hakkında bilgi vermediğinden doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu, ayrıca, davacının iletişim kurulmasında zorluk yaşanan birisi olduğu, daha sonrasında uygun müdahale ile onarım ameliyatı yapılmış olduğu, kararda hizmet kusuru ile görev kusuru ayrımının yapılmadığı ve davacı tarafın kusurlu davranışının değerlendirilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :

Davacı tarafından, müdahilin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idarenin temyiz istemine karşı savunma verilmemiştir. Davalı idare ve müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idare ve müdahilin temyiz istemlerinin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden;

Davacının, adet dönemi öncesinde tansiyon düşüklüğü meydana geldiği şikayetiyle Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, burada evliliğe veya bekarete yönelik herhangi bir soru sorulmadan ve bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirilen jinekolojik muayene sırasında kızlık zarında perforasyon oluştuğu, ertesi gün kızlık zarında oluşan perforasyona yönelik onarım ameliyatına alındığı, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinin psikiyatri bölümünce düzenlenmiş olan tek hekim raporunda ise, jinekolojik muayene sırasında meydana gelen kızlık zararı perforasyonu nedeniyle travma sonrası stres bozukluğunun başladığının ve tedavisinin düzenlendiğinin belirtildiği,

Müdahil doktorun uyuşmazlığa konu olay neticesinde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlemiş olduğundan bahisle ...Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasında, müdahil doktorun davacının kızlık zarının perforasyonuna sebebiyet verdiği anlaşıldığından sübut bulun eyleminden dolayı cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Davacı tarafından, bahsi geçen ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra, hizmet kusuru nedeniyle uğradığı manevi zararının tazmini için davalı idareye yapmış olduğu başvurusunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,

İdare Mahkemesince; ceza mahkemesi kararı ve dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler irdelendiğinde, idarenin ajanı konumunda olan müdahil doktor tarafından gerçekleştirilen muayenede davacıya gereken bilgilendirmede bulunulmadığı ve bakire olup olmadığı hususunda davacıdan bilgi alınmadığı, bu itibarla davacıya uygulanan tıbbi müdahalenin hatalı olduğu hususunda duraksama olmadığından yapılan müdahalede idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği, ancak söz konusu hatalı tıbbi müdahaleyle davacıda fonksiyonel organ kaybına veya iş gücü kaybına sebep olacak bir zararın doğmadığı anlaşılmakla birlikte, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Tek Hekim Sağlık Raporunda, jinekolojik muayene esnasında meydana gelen kızlık zarı laserasyonu neticesinde davacıda travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının oluştuğunun beliritildiği ve davacının içinde bulunduğu sosyal çevreye ait toplumsal ahlak anlayışı göz önüne alındığında hatalı tıbbi müdahale nedeniyle davacının elem, üzüntü ve ızdırap duyduğunun kabulü gerektiği, bu bakımdan manevi tazminat şartlarının oluştuğunun anlaşıldığı ve takdiren 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi, fazlaya ilişkin kısmın ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de, tarafların ve müdahilin istinaf istemlerinin reddedildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.

Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Bu niteliği gereği manevi tazminatın, manevi tatmin sağlayacak, olayın oluş şekli ve niteliğine uygun miktarda olması gerekmektedir.

İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu olay nedeniyle meydana gelen manevi zararın tazmini için davacıya 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de tarafların ve müdahilin istinaf istemleri reddedilmiş ise de; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare ajanının kusurlu eylemi neticesinde, davacının kızlık zarının yırtıldığı, bu nedenle ameliyat geçirmek zorunda kaldığı ve travma sonrası stres bozukluğu şeklinde zuhur eden psikolojik rahatsılığının oluştuğu sabit olduğundan, davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat miktarının, kusurlu eylem, eylemin gerçekleştirilme şekli ve meydana gelen zararın niteliği dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin ve müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KABULÜNE,

2....Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu K2577 md.2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.