Danıştay 4. Daire Başkanlığı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13318 E. , 2024/391 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı belediye tarafından, Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, … Mahallesi, … ada … parsel ve … ada … parsel üzerinde, … numaralı, … erişim numaralı, 8,33 hektarlık ruhsat sahasının, maden üretim belgesi alınan 8,26 hektarlık kısmında II-A Grubu Maden (kalker) Ocağı yapılması amacıyla hazırlanan proje tanıtım dosyasının incelenmesi neticesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Antalya Valiliği işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemenin 26/07/2023 tarihli ara kararıyla, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında karara esas alınan 09/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda, işbu dava konusu proje hakkında verilen "ÇED Gereklidir" kararını kapsayacak nitelikte teknik değerlendirme ve tespitlerde bulunulduğu, usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkesi uyarınca, iş bu dosyada aynı konuya ilişkin yeniden keşif icrası ve bilirkişi incelemesine gerek görülmeksizin, anılan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun bir örneğinin işbu dosyanın kaydına alınarak taraflara tebliğ edildiği, anılan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Maden Mühendisliği Açısından; 8,26 hektarlık I-A Grubu Kalker sahasında keşif tarihi itibari ile Kalker ocağı sahasında herhangi bir çalışmanın olmadığı, daha önce madencilik faaliyeti yapılan bu maden ocağı sahasının gezilerek ocak üzerinde incelemeler yapıldığı, ocağın bulunduğu arazinin genel durumu, toprak yapısı, bitki örtüsü ve madencilik faaliyetleri açısından araştırıldığı, söz konusu maden ocağı ruhsatının II-A Grubu 'Hammadde Üretim İzin Belgesi' olarak 29/12/2021 tarihinde Döşemealtı Belediyesi adına 5 (beş) yıl geçerli olarak düzenlendiği, Hammadde Üretim İzin Belgelerinin sadece kamu yararına kullanılmak üzere kamu-kurum ve kuruluşlarına verilen ve malzeme satışı yasak olan ruhsatlar olduğu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verildiği, söz konusu ruhsat alanının 8,33 hektar olduğu, ruhsat alanının tamamının mülkiyetinin Devlet hazinesine ait olduğu, ruhsat alanının güneydoğu bitişinde daha önceki yıllarda farklı kurumlarca madencilik çalışmalarının yapıldığı, yaklaşık 35-40 metre yüksekliğinde şev oluşumlarının mevcut olduğu, basamak yüksekliğinin normalde 8-10 m olması gerektiği, maden ruhsatında ve ÇED raporunda belirtildiği üzere patlayıcı madde kullanılmayacağının ve kırma-eleme tesisi kurulmayacağının anlaşıldığı, söz konusu ÇED raporunda çıkarılan malzemenin tesis kurulmadan iş makineleri ve ekskovatör ile kazılarak ve loader ile kamyonlara yüklenerek belediyenin yapacağı yollarda kullanılmak üzere nakledileceği, kazı ve yükleme yöntemi ile üretimin yapılacağı çıkarılan malzemenin kamu hizmetinde altyapı ve yollarda kullanılacağının belirtildiği, ruhsatın Hammadde Üretim İzin Belgesi olması sebebi ile çıkarılan malzeme sadece kamu hizmetinde kullanılabilir olduğu, saha formasyonları ve ruhsat alanı yerinde incelendiğinde kalker madeni oluşumunun görüldüğü ve saha üzerinde risk teşkil edilecek 1 adet basamak tespit edildiği, halihazırda maden sahasının bu hali ile bırakılması da can ve mal güvenliği açısından risk oluşturduğu, sahanın öncelikli olarak rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve güvenli hale getirilmesinin can ve mal güvenliği açısından önem arz edeceği, ruhsat sahibi kurumun maden sahasında çalışmalara başlamadan önce 3213 sayılı Maden Kanunun 7. maddedeki izinleri (Arazi, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, ÇED, işletme izni) almakla yükümlü olduğu, ayrıca söz konusu sahaya yaklaşık 2 km uzaklıkta madencilik faaliyetlerinde bulunan maden ocağınun bulunduğu, ÇED dosyasında belirtilen taahhütlerin ve emniyet önlemlerinin ve de ilgili kurumlardan izinlerin alınması şartıyla madencilik yönünden işletmeye alınmasında sakınca olmadığı, 2- Çevre Mühendisliği Açısından; Maden (Taş-Kalker) Ocakları için çevre bilincinin ön plana çıktığı günümüzde, madencilik faaliyetlerinde yöntemlerden birinin yüzey madenciliği olduğu, taş ocaklarında da çok kullanılan bu yöntemin, diğerlerine göre doğaya daha çok zarar verdiği, bu durumun ise, doğanın görsel kalitesini azalttığı, bozulan bu alanların onarılması veya farklı amaçlar için kullanılmasının, kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması açısından gerekli olduğu, doğal kaynakların insan ve toplum yaşamının önemli bir parçası olduğu, yaşamı fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin tamamına yakını, farkında olmasak da, doğal kaynaklardan sağlandığı, ancak, madenlerin bulunduğu yerden çıkarılmaları doğal çevrede birçok değişime neden olmakta, bu değişimlerin ise doğayı olumsuz etkilemekte olduğu, oysa ki günümüzde artan çevre bilinci, madencilik faaliyetleri sırasında çevreye daha az zarar verilmesini, sonrasında da alanların öncelikle doğal yapıya uyumlu duruma getirilmesini veya farklı gereksinimler için değerlendirilmesini zorunlu kıldığı, Proje Tanıtım Dosyasındaki bilgilere göre değerlendirmede: dosyada faaliyet sahasında oluşacak her türlü atık için belirtilen bertaraf yöntemlerinin uygulanacağının öngörüldüğü, yazılan taahhütlerin yerine getirilmesi halinde çevresel kirlilik açısından bölge halkını etkileyecek olumsuz bir etkinin beklenmemekte olduğu, mevcut hali ile proje alanının terk edildiği ve rehabilite edilmediği, faaliyete geçildiği zaman kademeler oluşturularak insanların ve hayvanların can ve mal güvenliğini için tehlike arz eden durumun ortadan kalkması sağlanacağı, basamaklandırma ve rehabilite işlemleri yapılacağı, davacı kurum tarafından bu hususların taahhüt edildiği, faaliyet sahası bu hali ile bölgede yaşayan insanlar ve hayvanlar için tehlike oluşturduğu, kış aylarında yağışla birlikte göllenmeye müsait bir alan olduğu, davacı firmanın belirttiği işletme tekniği ile mevcut sahadaki tehlike unsurlarının ortadan kaldırılıp, faaliyet alanı işletmeye kapanacağı zaman keskin şev acıları kırılarak, uygun ağaçlandırma yapılması ve doğaya uyumlu hale getirilerek sahanın terk edilmesi ile hem güvenli hem de görüntü açısından bölge halkının yararına olacak bir faaliyet olacağı, ocaktan çıkarılan malzemeninbölge ve ilçedeki imar yollarının açılmasında Döşemealtı Belediyesi tarafından alt yapı malzemesi olarak kamu hizmeti için kullanılacağı, söz konusu alanda gerçekleştirilecek olan faaliyetin, ticari amaç olmaksızın tamamen bölge halkının ihtiyacı için kullanılacağından dolayı üstün kamu yararının bulunduğu, Çevre Mühendisliği açısından ele alınman konular bakımından, Proje Tanıtım Dosyasında yer alan önlemlerin teknik olarak uygulanabilir olduğu kanaatinin oluştuğu, 3- Ziraat Mühendisliği açısından; 8,33 hektarlık ruhsat sahasının 8,26 hektarlık maden üretimi yapılması talep edilen kısmı ve bu parsellerin çevresindeki alanlarda bulunan bitki örtüsünün gözlemlendiği, dava konusu faaliyet alanının, Antalya'ya uzaklığının yaklaşık 60 km, Döşemealtı İlcesi'ne uzaklığının yaklaşık 34 km, en yakın yerleşim yeri olan … Mahallesi'ndeki konuta uzaklığının kuş uçumu 40 metre olduğu, faaliyet alanına kuş uçumu olarak; anayola 2146 metre, okula 2083 metre, camiye 1899 metre, mezarlığa 2664 metre, sağlık ocağına 1994 metrede yer aldığı, dava konusu faaliyet alanının batı kısmında bulunan yoldan itibaren başlayan çalılık ve tarla vasfında olan parsellerde yapılaşma mevcut olup,bu parseller üzerinde evlerin çevresinde değişik yaşlarda (2-3 yaşlarından başlayan 12-15 yaşlarına kadar değişik yaş aralığında olan) zeytin ağaçlarının bulunduğu, bu zeytin ağaçları düzenli -tesis edilmiş kapama bir zeytin bahçesi şeklinde olmayıp, yerleşim alanındaki evlerin çevresine dikilmiş durumda olduğu, zeytin ağaçlarının yaşlarına bakıldığında 2007 yılından itibaren zeytin dikim işleminin başladığı ve 2020 yılına kadar değişik yıllarda devam ettiği, bu zeytin ağaçlarının dava konusu parsellerden itibaren 3,0 km'lik bir mesafe içerisindeki alanının 35,0 dekar olduğu, zeytin ağaçlarının bakımının düzenli olarak yapıldığı, gelişme düzeylerinin iyi durumda olduğu, zeytin dikili bu alanların başladığı parseller ile dava konusu parseller arasında sadece bir yol bulunduğu, zeytin dikili parsellerin, dava konusu parsellere komşu parsellerden itibaren başlayıp, mahalle merkezine doğru devam ettiği, bu mesafenin 15 metreden başlayıp 3.000 metreye kadar olan bir mesafe olduğu, yapılan incelemelerde zeytin ağacı dikili bulunan parsellerin büyük çoğunluğunun çalılık vasfında olduğu,bir kısmının da tarla vasfında olduğu,hiç birinin zeytinlik vasfında olmadığının tespit edildiği, dava konusu parsellerde yapılması planlanan proje için; Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nce olumlu görüş yazısı, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce olumlu kurum görüşü, DSİ 13. Antalya Bölge Müdürlüğünce olumlu kurum görüşü, Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğünce olumlu kurum görüşü yazısı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce olumlu kurum görüşü yazısı verildiği, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün olumsuz kurum görüş yazısı verildiğinin görüldüğü, projenin tanımı ve amacı bölümünde; proje konusu faaliyeti Döşemealtı Belediyesi Antalya İli, Döşemealtı- İlçesi, … Mahallesi'ndeki Belediyenin yol yapımı işlerinde dolgu malzemesi olarak kullanılacak sahada Açık İşletme Yöntemi ile; kesinlikle galeri atımı ve dinamit ile patlama yapılmadan Kalker üretimi yapılmasının planlandığı, üretimi yapılacak olan Kalkerin, Belediye'nin yol yapımında dolgu malzemesi olarak kullanılmasının planlandığı, ayrıca, üretim esnasında açık ocak sahası içindeki basamaklarda ocak içi ve stabilize nakliye yollarında, tozumanın engellenmesi için spreyleme ve arazöz ile sulama yapılacağı, ayrıca toz emisyonunun azaltılması amacı ile de su kullanımının söz konusu olacağı, çalışma sahasında ve yollarda meydana gelecek toz emisyonlarını minimize etmek amacı ile özellikle yaz aylarında günde ortalama 20 m3 su kullanılması planlanmakta olduğu, faaliyet tamamlandıktan sonra ocakta rehabilitasyon işleminin yapıldığının tespit edildiği, açık işletme olarak üretim yapılacak bu maden ocağında basamaklar standartlara uygun şekilde düzgün olarak bırakılacağı, peyzaj düzenlemesinin o bölgede yaşayan ağaç ve bitki toplulukları ekimi ile yapılacağı, ilk aşamada fazla bakım gerektirmeyen ve toprağın yapılanmasını sağlayacak ağaçların dikileceğinin belirtildiği, ayrıca, işletme esnasında yapılacak toz yayıcı faaliyetler (yükleme, boşaltma, nakliye) sonucu oluşacak tozların yönetmeliklerde belirtilen sınırları aşmaması ve çevreyi etkilememesi için izleme ve kontrollerin yapılmasının gerekeceği, nakliye esnasında kamyonların üzerinin branda ile kapatılmasının sağlanacağı, araçların hızlarının trafik kurallarına uygun kontrollerinin yapılacağı, nakliye için kullanılan stabilize yol ile ocak içi yollarının yüzeyinin nemlendirilmesi işleminin düzenli yapılmasının sağlanacağının belirtildiği, yapılması planlanan projenin Açık İşletme Yöntemi ile kesinlikle galeri atımı ve dinamit ile patlama yapılmadan kalker üretimi yapılması planlandığından ve üretim esnasında açık ocak sahasında içindeki basamaklarda ocak içi ve stabilize nakliye yollarında, tozumanın engellenmesi için spreyleme ve arazöz ile sulama yapılacağından, toz emisyonunun azaltılması amacı ile de su kullanımı söz konusu olacağından proje alanından itibaren 3,0 kmlik alan içerisinde 35,0 dekar alanda zeytinlik vasfında olmayan parsellerde dikili bulunan zeytin ağaçlarına herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı kanaatinin oluştuğu, şeklinde görüş ve tespitlere yer verildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine rapora karşı davalı idare tarafından yapılan itirazlar yerinde ve raporu kusurlandırıcı mahiyettte görülmeyerek olayın her açıdan aydınlatıldığı ve güncel, bilimsel ve teknik verileri içeren bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak, dosyada yer alan proje tanıtım dosyası ve diğer bilgi ve belgeler ile özetlenen bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirilerek; söz konusu alanda gerçekleştirilecek olan faaliyetin, ticari amaç olmaksızın tamamen bölge halkının ihtiyacı için kullanılacağından dolayı üstün kamu yararının bulunduğu, projeyle ilgili olarak söz konusu maden sahasında çevre, doğa ve emniyet önlemleri açısından ve 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı, her ne kadar İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce istikrarlı bir şekilde, sahanın yakın çevresinden itibaren 3 kilometrelik saha içerisinde yaklaşık 35 dekar alanda zeytin plantasyonlarının bulunduğu şeklinde olumsuz kurum görüşleri verilmiş ise de, … İdare Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararında da belirtildiği üzere, proje alanından itibaren 3 kilometrelik alan içerisinde 35 dekar alanda zeytinlik vasfında olmayan parsellerin bulunduğu ve bu parsellerde dikili bulunan zeytin ağaçlarına da çeşitli yöntemlerle sulamanın yapılacak olması nedeniyle herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı birlikte göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı Tesisi projesiyle ilgili olarak verilen ÇED Gereklidir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının ve dayandığı gerekçenin hukuken isabetli olmadığı, ÇED Yönetmeliği kapsamında yapılan yer tetkikinden sonra, ilgili kurumlardan görüş alındığı, dava konusu Proje Tanıtım Dosyasının içeriği ile gelen kurum görüşlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı yazısında belirtilen olumsuz görüş nedeniyle 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinin 6/4 maddesi uyarınca sürecin sonlandırılarak Proje Tanıtım Dosyasının iade edildiği, davacının iddialarının aksine alanla ilgili inceleme raporu bulunduğu, söz konusu olumsuz görüş ve ekindeki inceleme raporu değerlendirilerek, hukuki değerlendirme yaptıkları, sonrasında İdare Mahkemesinin iptal kararı sonrasında Proje Tanıtım Dosyasının ÇED sürecinin yeniden başlatıldığı, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne yeniden projenin gerçekleştirilmesinde bir sakınca olup olmadığının Mahkemenin iptal kararında yer verilen hususlar değerlendirilerek bildirilmesinin istenildiği, kurumca tekrar olumsuz görüş verildiği, olumsuz kurum görüşü, Bakanlık ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı yazısında yer alan hususlar ve ÇED Yönetmeliğinin 5. ve 17. maddeleri gereği, dava konusu proje ile ilgili olarak ÇED Gereklidir kararı verildiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı belediye tarafından, Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, … Mahallesi, … ada … parsel ve … ada … parsel üzerinde, … numaralı, … erişim numaralı, 8,33 hektarlık ruhsat sahasının, maden üretim belgesi alınan 8,26 hektarlık kısmında II-A Grubu Maden (kalker) Ocağı Projesi ile ilgili olarak hazırlanan proje tanıtım dosyasının, ÇED Yönetmeliği kapsamında 07/02/2022 tarihli e-ÇED başvurusuyla davalı idareye sunulduğu, yapılması planlanan faaliyet ile ilgili olarak davalı idarece ilgili kurumlardan görüş sorulduğu, bu kapsamda kurum görüşüne başvurulan Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla belirtilen olumsuz kurum görüşü nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 6. maddesinin 4. fıkrası gereğince ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iadesine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin tesis edildiği, bu işleme karşı … idare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında dava açıldığı, Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 06/06/2023 tarih ve E:2023/2745, K:2023/5585 sayılı kararıyla onandığı, anılan Mahkeme kararına dayanılarak davalı idarece proje tanıtım dosyası incelenerek ÇED sürecinin yeniden başlatıldığı, ilgili mevzuat kapsamında kurumlardan görüş istenildiği, bu sefer Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla; "Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başka bir ilde Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi talebine ilişkin verilen görüş yazısında '3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ve Danıştay Sekizinci Dairenin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, zeytinlik sahalar içerisinde zeytinlerin generatif ve vejetatif gelişmesine etkisi incelenmeksizin zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmeler dışındaki tesislerin yapımına ve işletilmesine izin verilemeyeceğinin' ifade edildiği, bu kapsamda dava konusu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı görüş yazısında, projenin zeytinlik sahalarda yapım ve işletilmesi yasak olan/izin verilmeyecek olan tesislerden olduğu, bu tip tesislerin zeytinlik sahalar içerisinde yapılmasına ve işletilmesine izin verilemeyeceği şeklinde görüş belirtildiği, buna istinaden dava konusu faaliyet ile ilgili izin talebinin uygun görülmediği" şeklinde olumsuz görüş bildirildiği, bunun üzerine, Antalya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün …tarih ve … sayılı işlemiyle, ilgili kurum görüşü dikkate alınarak ÇED Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "... h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir Kararı: Ek-2'deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını,..." şeklinde tanımlanmış, Yönetmeliğin, "Yetki" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır..." düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. ... " düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; ... b) "ÇED Gereklidir" Kararı verilen projelere ... ÇED raporu hazırlanması zorunludur." düzenlemesine, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinde; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir... (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak "ÇED Gereklidir" kararına esas şartların değişmesi halinde, 15. madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez." hükmüne yer verilmiş, 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik"in (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2012/4992 sayılı dosyasında açılan davada, Dairenin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararıyla; dava konusu Yönetmeliğin; dayanağı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrasında da aynen yer verilen 23. maddesinin 1. fıkrasının; ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.'' cümleleri bakımından davanın reddi;
4.maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddesinin diğer kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Ayrıca 6777 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki 3573 sayılı Kanunun Sakız ve Nevileriyle Harnupluklara da Teşmiline Dair Kanun"un 1. maddesinde; "Antep fıstığı ve harnupluk tesisi için sakız (Pistacia) nevileri olan menengiç (Pistacia Terebinthus L.), buttun (Pistacia Khinjuk), yabani sakız («Mezdeki sakızı (Pistacia Lentiscus L.), adi sakız (Pistacia mutica, Fisch), Filistin sakızı (Pistacia Palestina, Boiss») ağaçlarını aşılamak suretiyle istifade etmek istiyenler hakkında zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılattırılmasına dair olan 3573 sayılı Kanun ile mezkür kanunun 14 üncü maddesini değiştiren 3669 sayılı Kanun ve bu kanunlara göre çıkarılan mevzuat aynen tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılmakta, bu bağlamda çevresel etki değerlendirmesi, kalkınma ve ekonomik gelişmeyi de etkileyecek şekilde, yapılması planlanan projelerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen, karar mercilerine, kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir yöntem olarak açıklanabilmektedir.
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, muhtemel olumsuz etkilerin değerlendirilmesi amacıyla; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-1 listesinde yer alan projeler için, Ek-3'te yer alan genel format esas alınarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmakta; Yönetmeliğin Ek-2 Listesinde yer alan, çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler için de, Ek-4'te yer alan format esas alınarak Proje Tanıtım Dosyası hazırlanmaktadır. Bununla birlikte Ek-2 Listesinde yer alan, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projelerden biri olmakla birlikte idare tarafından görülen lüzum üzerine, çevresel etkilerinin detaylı incelenmesi istenen projeler için "ÇED Gereklidir" Kararı verilerek çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanması istenilmektedir. "ÇED Gereklidir" Kararı, idarenin, gerçekleştirilmek istenen projenin incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, gördüğü lüzum üzerine, Yönetmeliğin verdiği takdir yetkisinin kullanılması ile tesis edilmekte olup, "ÇED Gereklidir" Kararının iptali istemiyle açılan davalarda da bu yetkinin, çevrenin korunması amacına ve kamu yararına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, … Mahallesi, … ada … parsel ve … ada … parsel üzerinde, maden üretim belgesi alınan 8,26 hektarlık kısmında II-A Grubu Maden (kalker) Ocağı Projesi ile ilgili olarak hazırlanan proje tanıtım dosyası ile ilgili olarak yapılan başvuru neticesinde yapılan değerlendirmede; Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla "II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı" yapılması planlanan sahanın yakın çevresinden itibaren 3 kilometrelik saha içerisinde yaklaşık 35 dekar alanda zeytin plantasyonlarının bulunduğunun saptandığından bahisle 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri gereğince izin talebinin uygun görülmediğinin" belirtildiği olumsuz kurum görüşü nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 6. maddesinin 4. fıkrası gereğince ÇED sürecinin sonlandırıldığı, bu işlemin iptali amacıyla açılan davada, Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nce onanması sonrasında, Mahkeme kararına dayanılarak davalı idarece proje tanıtım dosyası incelenerek ÇED sürecinin yeniden başlatıldığı, kurumlardan yeniden görüş istenildiği, bu sefer Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla; "Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başka bir ilde Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi talebine ilişkin verilen görüş yazısında '3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ve Danıştay Sekizinci Dairenin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, zeytinlik sahalar içerisinde zeytinlerin generatif ve vejetatif gelişmesine etkisi incelenmeksizin zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmeler dışındaki tesislerin yapımına ve işletilmesine izin verilemeyeceği' ifade edilerek olumsuz kurum görüşünün ve proje alanı etrafında yer alan zeytinliklerin, projeden etkilenebileceği yönündeki kurum kaygısının devam ettiği, projenin; zeytinliklerin generatif ve vejetatif gelişmesine etkisinin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğinin belirtildiği, buna istinaden de idare tarafından; yapılmak istenen proje için çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu belirtilerek "ÇED Gereklidir" kararı verildiği görülmektedir.
İdare Mahkemesinin, dava konusu işlemin iptaline dair gerekçeleri arasında yer verdiği; dava konusu proje ilgili olarak daha önce tesis edilen, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin hukuki denetiminin yapıldığı dosyada yer alan bilirkişi raporunda; yapılmak istenen projenin; projenin etki alanında bulunan zeytinlerin generatif ve vejetatif gelişmesine etkisi olup olmadığı bakımından bilimsel bir tespite yer verilmediği, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından, "proje alanından itibaren 3,0 km.lik alan içerisinde 35,0 dekar alanda zeytinlik vasfında olmayan parsellerde dikili bulunan zeytin ağaçlarına herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı görüş ve kanaati oluştuğu" tespitine istinaden sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptal edildiği görülmektedir.
Bu durumda; yukarıda yer verilen hususlar dikkate alındığında; proje hakkında tesis edilen, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen Karara dayanak alınan değerlendirmelerin, dava konusu edilen "ÇED Gereklidir" kararını kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığı; projenin, zeytin ağaçlarının gelişmesine olumsuz etkisinin olup olmadığının belirlenmesi için verilen "ÇED Gereklidir" kararının mevzuata ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararında hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ve davacı tarafından yapılan …- TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan yargılama giderinin, istemi halinde davacıya iadesine, davalı idare tarafından yapılan …- TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … - TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.