T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/436 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2020
NUMARASI: 2018/662 Esas, 2020/784 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 15/11/2014 tarih ve 1 yıl süreli "Fason Eleme ve Torbalama Sözleşmesi" yapıldığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davalı tarafın müvekkiline aylık 27.000 USD + KDV ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmenin 15/11/2015 tarihinde ilk senesinin dolduğunu, taraflarca 30 gün önceden her hangi bir bildirimde bulunulmadığından sözleşmenin 1 yıl uzadığını, davalının Bakırköy .... Noterliğinin 05/10/2016 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin 3. dönem için uzatılmayacağının müvekkiline bildirdiğini, her ne kadar davalı taraf sözleşmeyi 3. yıl uzatmayacak olsa da mevcut sözleşme dönemi için borcunu ödemekle yükümlü olduğunu, davalının 2016 yılının Eylül, Ekim ve Kasım aylarına ait 3 faturanın ihtarnameye rağmen ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... E Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden alacağının olmadığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmelerin Bakırköy ... Noterliğinin 05/10/2016 tarih ... yevmiyeli ihtarı ile fesih edildiğini, ihtarda beyan edildiği üzere müvekkili şirketin sahada her hangi bir faaliyetinin kalmadığını, sahadaki ve bölgedeki Kömür faaliyetini sonlandırılması nedeni ile davacı şirkete ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye itiraz edilmediğini, dava dilekçesinde delil olarak dayanılan 15/11/2014 tarihli sözleşmede davacı şirketin imzasının bulunmadığını, icra dosyasına sundukları sözleşme örneklerinde de davacının imzasının yer almadığını, bu nedenle işbu sözleşmeye de açıkça itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir borcunun bulunmadığını, tek taraflı düzenlenen faturalardan dolayı müvekkili aleyhine borç doğmayacağını, davacı tarafça düzenlenen 3 adet faturanın haksız ve kötü niyetli düzenlendiğini, müvekkilinin hizmet almadığı halde davacının sahasını boşalttığı halde düzenlenen faturalar yasal dayanaktan yoksun olup, faturalara konu hizmet alınmadığı ve takibin hatalı olduğunu belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının 05/10/2016 tarihli fesih ihtarnamesi, yapılan işin niteliği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 2014 yılı, sözleşmenin sona erme tarihinin 15/11/2016 yılı olması ve taraflar arasındaki sözleşme birlikte dikkate alındığında, davalı tarafın kömürcülük faaliyetine son vermiş olduğu, sözleşmede erken feshe ilişkin herhangi bir madde de bulunmadığı anlaşıldığından davalının sözleşmeyi sona erdirebileceği, ancak davalının ticari kayıtlarında da bulunan, birinci fatura olan eylül ayı faturasının 01/09/2016 kesildiği henüz sözleşmenin feshedilmediği dikkate alınarak davacı yanın bu faturayı talep edebileceği, yine ikinci faturanın 01/10/2016 tarihinde kesildiği, davalının fesih ihtarnamesini 05/10/2016 tarihinde keşide etmişse de ihtarnamenin karşı tarafa ulaştığı tarih dikkate alındığında ve sözleşme gereği ödeme gününün her ayın ilk beşinci günü olduğundan davalı tarafın bu faturadan da sorumlu bulunduğu, fakat 01/11/2016 tarihli 15.930,00 USD bedelli faturadan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ve tebliğ tarihi de dikkate alındığında davalı tarafın bu bedelden yani son faturadan sorumlu olmadığı anlaşılmıştır. Belirtilen nedenlerle Eylül ve Ekim aylarında kesilen ve davalı tarafın sorumlu bulunduğu toplam 63.720,00 USD bedelli faturadan 6.215,73 USD bedelin mahsubu ile 57.504,73-USD davacı tarafın alacaklı olduğu, bilirkişi raporunda alacak bakımından hesaplamanın tümüne itibar edilmeyerek alacak hesabı ve faiz değerlendirilmesi yapılmış olup, raporda usulüne uygun hesaplanan işlemiş faiz tutarları 76,20 USD İLE 170,47 USD toplam 246,67 USD işlemiş faiz hesabı yapıldığı, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 57.504,73-USD asıl alacak, 246,67-USD işlemiş faiz toplam 57.751,40-USD üzerinden devamına, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, İİK 67/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar olan 57.751,40-USD'nin takip tarihindeki değeri olan 204.347,55-TL'nin %20'si oranında olmak üzere icra inkar tazminatına, davacı yanın takipte haksız ve kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; İlk Derece Mahkemesi’nce taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunduğu ve buna göre davalının fesih öncesi döneme (Eylül ve Ekim aylarına) ilişkin bedellerden sorumlu olduğu yönündeki tespitinin ve buna bağlı hükmün isabetli olduğunu, bununla birlikte, sözleşme dönemi bitene kadar doğacak tüm ücretlerden, bu bağlamda davalı Kasım ayının ilk onbeş günü için düzenlenmiş olan fatura bedelinden de sorumlu olduğunu, ilk bir yıllık sürenin sonunda uzayan Sözleşme’nin 15.11.2016 tarihine kadar geçerli kalacağından davalının bu süre zarfında doğacak bedelleri ödemekle sorumlu olduğunu, İlk Derece Mahkemesi’nce müvekkillerinin ticari defterlerindeki mahsup kaydına dayalı olarak 6.250,73 USD’yi davalı borcundan düşmesinin isabetsiz olduğunu, dava konusu alacağın kaynağının sözleşme ve faturalar olduğu, bundan doğan borcun da belli olduğunu, davalının takas talebinde bulunmadığı, müvekkiline yönelik olarak bir alacak iddiasının da olmadığı durumda söz konusu tutarın davalı borcundan düşülmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığından bahisle kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının müvekkili şirkete mal veya hizmet verdiğini ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirket defterinde faturaların kayıtlı olmasının mal veya hizmetin teslim edilmesini ispatlanamadığını, müvekkilinin kömür faaliyetini sona erdirdiğini, tarafların, faaliyetin durdurulmasını mücbir sebep olarak kararlaştırdıklarını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ancak davacı tarafın müvekkilinin sözleşmeyi sona erdirmesi, kömür sahasını kullanmaması, mal ve hizmet almamasına rağmen sanki faturalara konu mal ve hizmet alınmaya devam ediyormuş gibi faturalandırma yaptığını, müvekkili şirket sahayı 31/08/2016 tarihinde boşalttığını bu durumu da ihtarname ile davacıya bildirdiğini, davacı sahanın boşaltma tarihine, ihtarnameye itiraz etmediğini, bu tarihten sonra müvekkilinin hizmet aldığını ispatlayamadığını buna rağmen yerel mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili 02.01.2022 tarihli istinaftan feragat konulu dilekçesinde, müvekkili şirketten aldıkları talimat uyarınca istinaf kanun yolundan feragat ettiklerini, bu nedenle, davanın istinaf kanun yolundan feragat nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen 15/11/2014 tarihli fason eleme ve torbalama sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasında, alacaklı ...
Tic. İhr. Ltd. Şti tarafından borçlu ... Tic. Ltd. Şti aleyhine 81.718,54 USD (289.970,07) TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçlu vekilinin itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ... davalı hükmü istinaf etmiştir. Mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi bakımından bilirkişi raporu alınmış, yapılan bilirkişi incelemesi ile usulüne uygun olarak tutulan HMK 222. Maddesi uyarınca delil vasfına haiz ticari kayıtların sunulduğu, davacının 01/09/2016 tarihli 31.860,00 USD bedelli Eylül ayı, 01/10/2016 tarihli 31.860,00 USD bedelli Ekim ayı, 01/11/2016 tarihli 15.930,00 USD bedelli Kasım aylarına ait olmak üzere toplam 79.650,00 USD faturanın kesildiği ve defterlerde kayıtlı olduğu yine davacı tarafın defterlerinden 31/12/2016 tarihinde 6.215,73 USD borca mahsup işlemi yapıldığı, bu nedenle takip tarihi itibariyle davacının 79.650,00 USD- 6.215,73 USD = 73.434,27 USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı şirketin incelenen ticari defterlerine ilişkin sunulan bilirkişi raporunda; davacı ticari defterlerinde de tespit edildiği üzere, davalı ticari defter kayıtlarına göre, taraflar arasında ihtilaf konusu edilen 01.09.2016 tarih ... nolu 31.860.00 USD bedelli Eylül ayı faturası, 01.10.2016 tarih ... nolu 31.860.00 USD bedelli Ekim ayı faturası, 01.11.2016 tarih ... nolu 15.930.00 USD bedelli Kasım ayı faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu işbu faturalar ile birlikte davacıya toplamda 83.127.04 USD karşılığı 234.328.35 TL borçlu olduğu davalı kayıtlarında tespit edildiği, her iki taraf ticari defter kayıtları karşılaştırıldığında ihtilaf konusu faturalar toplamının 79.650.00 USD karşılığı 239.141.15 TL olarak taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bu yönüyle taraf defterlerinin birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 15.11.2016 tarihine kadar geçerli kalacağından davalının bu süre zarfında doğacak bedelleri ödemekle sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Her ne kadar davalı, takip dayanağı fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı)Somut olayda, taraflar arasında,15/11/2014 tarihli fason eleme ve torbalama sözleşmesinin bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda, hizmet bedeline ilişkin davaya konu faturanın her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla 73.434,27 USD alacağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının faturalara süresi içinde itiraz etmediği ve defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Davacı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde Mahkemece müvekkillerinin ticari defterlerindeki mahsup kaydına dayalı olarak 6.250,73 USD’yi davalı borcundan düşmesinin isabetsiz olduğunu, dava konusu alacağın kaynağının sözleşme ve faturalar olduğu, davalının takas talebinde bulunmadığını ileri sürmüş ise de, ispat yükü üzerinde olan davacının HMK 222 maddesi uyarınca kendi defterlerinde kayıtlı olan 73.434,27-USD alacak yönünden iddialarını ispat ettiği anlaşılmış, davalı tarafından davacıya icra takibine konu faturalardan dolayı borcunun bulunmadığı savunmasına yönelik dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil sunulmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin fiyat ve mali yükümlülükler başlığı altında davacı tarafından davalı adına düzenlenecek faturaların en geç 5 gün içinde ödeneceği kararlaştırıldığı, belirlenen ödeme tarihinde ödeme yapılmaması halinde davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerekeceği, bilirkişi raporu ile davacının takipte talep edebileceği 73.434,27-USD'nin takip öncesi faizinin 1.932,47 USD olarak hesap edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle Mahkemece 73.434,27-USD asıl alacak ve 1.932,47 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.366,74-USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmüştür.Diğer taraftan, davalı vekili 02.01.2022 tarihli dilekçesi ile istinaftan feragat etmiş ise de dilekçenin sunulduğu tarih itibariyle dosya kapsamında yer alan vekaletnamesinde istinaf kanun yolundan feragat yetkisi bulunmadığı görülmüştür. Tarafların ticari defterleri esas alınarak uyuşmazlık çözüme kavuşturulduğundan davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm kurulmuştur.