6. Hukuk Dairesi 2012/10022 E. , 2012/13406 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kiralananın kötü kullanılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş olup hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin kiralananı 08.04.2010 tarihinde iktisap ettiğini, önceki malikin kiracısı olan davalının müvekkiline kira parası ödemediği gibi Ağustos/2010 tarihinde kiralananı tahliye ederken kasıtlı olarak yıkıp hasar verdiğini yaptırılan delil tespiti ile kiralananda oluşan hasarın bilirkişi tarafından tespit edildiğini belirterek 24.500 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise; taşınmazın müvekkili tarafından dört duvar şeklinde kiralandığını, dava konusu yeri kullanıma uygun hale getirmek için bir çok faydalı masraf yapıldığını, bilirkişi tarafından bozulduğu ve onarılması gerektiği bildirilen malzemelerin tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, yapılan bu faydalı masraflara ilişkin olarak davacı aleyhine Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/140 esas sayılı dosyası ile alacak davası açtıklarını, öte yandan tespit raporunun gerçeği yansıtmadığını, tek yanlı olarak alınan rapora dayanılarak karar verilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile 24.500 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı kiralananın yeni maliki olup davalının önceki malik ile imzaladığı 29.11.2002 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık tespit raporuna dayanılarak hüküm verilip verilemeyeceği, davalı kiracının açtığı zorunlu ve faydalı masraflara ilişkin alacak davasının bu dava yönünden bekletici mesele sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği gibi gerek 1086 sayılı HUMK’nun 368.maddesi ve gerekse bu hükmün karşılığı olarak düzenlenen 6100 sayılı HMK’nun 400.maddesi uyarınca delil tespitlerine ilişkin davadan önce alınan bilirkişi raporları asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhe tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Olayda; kiralananın tahliyesini müteakip davacı; 06.10.2010 tarihinde tespit yaptırmış ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanarak bu davayı açmıştır. Mahkemece başka her hangi bir inceleme yapmadan tespite ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de söz konusu tespitin davalının yokluğunda yapıldığı görülmüştür. Davalı yargılama aşamasında söz konusu tespite ve bilirkişi raporlarına itirazını bildirmiş, tespit raporunun gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. Bu durumda tek yanlı olarak yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan B.K.’nun 266/2 maddesi hükmüne göre kiracı kiralananın kötü kullanımından sorumlu olup kira süresince gerçekleşen olağan eskime ve yıpranmalardan sorumlu değildir. Hükme esas alınan tespit raporunda ise işyerinin boya ve badanasının yapılması gerektiğinden bahsedilmiş olup boyadaki eskimenin münhasır kötü kullanımdan ileri geldiğine ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan davalı kiracı tarafından kiralananda kalan eşyalar ve faydalı masraflara ilişkin olarak alacak istemiyle Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/140 esas sayılı dosyası ile açılan dava ile ilgili mahkemece 13.09.2011 tarihli oturumda davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı olduğundan bahsedilmiş olup, bu durumda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için söz konusu davanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.