11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/15232 E. , 2012/6549 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/07/2010 tarih ve 2010/698-2010/896 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalıdan olan alacaklarının tahsili amacıyla Almanya Frankfurt Am Main Eyalet Mahkemesine açtıkları davanın müvekkillerinin lehine sonuçlandığını ancak bu alacağın Almanya’da tahsil edilemediğini ileri sürerek, Almanya Frankfurt Am Main Eyalet Mahkemesinin 2- 21 0 58/05 sayılı ilamının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yabancı mahkemede açılan davadan haberdar olmadığını, bu konuda kendilerine herhangi bir tebligat yapılmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen kararı veren mahkemece davalı tarafa yargılama sırasında tebligat yapıldığı, davalının avukat marifetiyle kendini savunduğu ve bu şekilde 5718 sayılı kanunun 54üncü maddesinde düzenlenen koşulların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Frankfurt Am Main Eyalet Mahkemesinin 2- 21 0 58/05 sayılı ilamının tenfizine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkillerinin davalıdan olan alacaklarının tahsili amacıyla Frankfurt Am Main mahkemesinde açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını ileri sürerek, söz konusu davaya ilişkin kesinleşen kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir. Ancak tenfizi talep olunan kararın davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse kime, ne şekilde tebliğ edildiği, nasıl kesinleştiği, kararın tercümesinden anlaşılamadığından, değinilen hususlar Lahey Konvansiyonu hükümleri de değerlendirilerek, tereddüde yer olmayacak şekilde belirlendikten sonra hasıl olacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.