4. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14568
- Karar No
- 2023/9292
- Karar Tarihi
- 18.09.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
4. Hukuk Dairesi 2021/14568 E. , 2023/9292 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl davada muvazaa, karşı davada manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının borçlu davalı ...'dan olan alacağından ötürü İstanbul 19.İcra Müdürlüğünün 2014/31606 Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takip dosyasının incelenmesi sırasında borçlunun herhangi bir menkul ve gayrimenkul malının tespit edilemediğini ve bunun üzerine 18.03.2015 tarihli aciz vesikası düzenlendiğini, ancak borçlunun 2010 yılı içerisinde şubat ayında alacaklılarından mal kaçırmak maksadı ile muvazaalı olarak İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Bahçeköy Köyü, 30 ada, 31 parsel 1 no.lu bağımsız bölümünü muvazaalı olarak ...'a devretmiş olduğunu öğrendiklerini beyan ederek; borçlu tarafından muvazaalı olarak 3.şahıs ...'a temlik edilen İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Bahçeköy Köyü, 30 ada, 31 parsel 1 no.lu bağımsız bölüme ilişkin olarak B.K.19 md.uyarınca muvazaalı satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu satış işlemini o dönemde maddi müzayaka halinde olması nedeniyle, mali durumunu düzeltmek ve borçlarını ödemek için, acele ile yaptığını, taşınmazı satın alan kişinin vadelere uymadığını, çok geç ve eksik ödemeler yaptığını, tasarrufun 3.kişiyi zarara uğratmak amacıyla yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı-karşı davacı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin tıp doktoru, vergi mükellefi, bireysel tacir ve aynı zamanda ... Medikal Sis.San.ve Tic.Ltd.Şti., Sinerji Medikal Tıbbi Cihazlar Tic.ve Paz.A.Ş ve ... Sağlık Ür.San.ve Tic.Ltd.Şti.unvanlı şirketlerin hissedarı ve yöneticisi olduğunu, kendisine ve şirketlerine işyeri olarak dava konusu İstanbul, Sarıyer, Bahçeköy 30 ada, 31 parseldeki binanın tamamını satın aldığını, gayrimenkulü 1.400.000,00 USD ye satın aldığını, diğer davalı ...'ı tanımadığını belirterek asıl davanın reddini talep etmiş, ayrıca davacının bu dava ve verilen ihtiyati tedbir nedeniyle manevi olarak üzüldüğünü, mağdur olduğunu ve itibarının zedelendiğini beyan ederek karşı davanın kabulü ile; 20.000 TL manevi tazminatın davacıdan alınarak davalı/karşı davacı olan müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davalı tarafça emlakçı vasıtasıyla bulunarak temlik alındığı, satış bedelinin bilirkişi raporu ile belirlenen satış bedelinin, bilirkişi raporu ile belirlenen satış tarihindeki güncel bedele uygun olduğu, davalı ile borçlular arasında yakınlık, tanışıklık, ticari ilişki vs.ortaya koyan bir delil sunulmadığı, sadece satış işleminin borçlanmadan sonra yapılmasının tek başına muvazaa olgusunu ortaya koyamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davada ise,davanın niteliği itibariyle taşınmazın aynına yönelik bir dava olmasından kaynaklı olarak dava konusu taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir uygulandığı, davalı-karşı davacının uygulanan ihtiyati tedbirin kendisini manevi olarak ne suretle zarara uğrattığını ispatlaması gerektiği, bu hususu ispatlar mahiyette delil sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; süresi içerisinde 29.11.2016 tarihinde UYAP ortamından göndermiş oldukları dilekçe ile tanık listesi sunduklarını, bu tanıkların dinlenmediğini, davalı ...'a ait taşınmazın üzerinde hacizler mevcut iken bu durum diğer davalı tarafından bilinerek ve mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak taşınmazın devredildiğini, bu nedenle işlemin iptaline karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen vekalet ücretinin de hukuka aykırı olduğunu, kabul edilmeyen bir dava için alacağını tahsil etme amacıyla işlem yapan bir kişiye karşı hakkın aranmasını engelleyecek ve hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak bir vekalet ücretine hükmetmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili davasının reddine karar verilmesinin mevcut delillere ve hukuka uygun olduğunu ancak manevi tazminata ilişkin karşı davalarının reddine karar verilmesinin ise hukuka aykırı olduğunu, haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkiline hem maddi zarar verildiğini hem de müvekkilinin ticari itibarına gölge düşürüldüğünü, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bakımından; davalıların birbirlerini tanımaması ve taşınmazın satışının vekil aracılığı ile yapılması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı ... ile davalı ... arasında gerçekleştirilen taşınmaz satışının gerçek bir satış olduğunun resmi belgelerle sabit olduğu, davacı tarafından bildirilen tanıkların dinlenilmemesinin de bu maddi gerçeği değiştiremeyeceği, karşı dava bakımından; işlemin konusunu oluşturan taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesine yönelik HMK'nın 389. ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir talep etmesinde hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali, karşı davada dava konusu taşınmaza haksız yere uygulanan ihtiyati tedbir nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu ve 58 inci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davanın davacısına yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.