11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/2474 E. , 2012/13216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2010 tarih ve 2008/188-2010/297 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.09.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasarımcı olup, davalı şirket için “Özbal Boru” isimli bir proje tasarladığını, sözkonusu tasarımın 5846 sayılı FSEK’nun 2/3. maddesi kapsamında koruma altında olduğunu, davalının projeyi uygulamaktan ve tasarlanan standları kullanmaktan vazgeçtiği yönünde müvekkiline bildirimde bulunmasına rağmen müvekkili tarafından tasarlanan projeyi birçok fuarda kullanmak suretiyle müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalının vaki tecavüzünün durdurulması ve önlenmesini, dava konusu materyallerin imhasını, davalı şirket ile sözleşme yapılmış olsaydı alınacak bedel olan 10.000,00 TL’nin FSEK 68. maddesi uyarınca 3 katı olan 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı Intro Reklamcılık Tanıtım Org...Ltd.Şti.’ne bedelini ödeyerek hazırlattığı standı 31.03.2008-04.04.2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Düsseldorf Tube 2008-Uluslar arası Demir Çelik Boru Üretimi Fuarı”nda kullandığını, sözkonusu projenin davacıya ait olmadığını, müvekkilinin ücretini ödeyerek başka bir firmaya yaptırdığı projeyi kullanmış olmasından dolayı davacının maddi ve manevi bir zararının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu projenin FSEK 2/3 maddesi anlamında bir mimari proje niteliğinde olması ve sahibinin hususiyetini yansıtması nedeniyle eser niteliği taşıdığı, eser sahibinin davacı olduğu, davacı ile davalı şirket arasında fuar standı projesi tasarımı konusunda görüşme yapıldığı ve dava konusu projenin davacı tarafından hazırlanıp tasarlanarak davalıya teslim edildiği, davalının ise bu projeyi bilirkişi raporunda açıklandığı üzere çok küçük ve önemsiz bir değişiklik ile bir başkasına ürettirip Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenen fuarda kullandığı, böylece davacı tarafından çizilen fuar standı projesinin davalı tarafından çok küçük bir değişiklikle başka bir şirkete yaptırılarak yurt dışında bir fuarda kullanılması nedeniyle davacının fuar standı projesinin eser sahibi olarak sahip olduğu çoğaltma ve işleme mali haklarının davalı tarafından ihlal edildiği, öte yandan projenin bütünlüğünün bozulduğu ve çok küçük değişikliklerde olsa davalı tarafından projede kısmi değişiklik yapıldığı, böylece davacının eserinin değiştirilmesini men etme hakkının ihlal edildiği, eser sahibi olarak davacının adı fuar standında belirtilmediğinden adın belirtilmesi hakkının dahi ihlalinin söz konusu olduğu, dolayısıyla mali haklarla manevi haklara tecavüzün sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi hakları davalı tarafından yapılan tecavüzün durdurulmasına, FSEK 68. madde gereğince 3 kat hesabı ile takdiren 24.000 TL. telif tazminatının ve takdiren 3.000 TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, FSEK 68. maddenin uygulanması ile birlikte taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulmuş olacağından tecavüzün men’i talebinin ve imha talebinin reddine, karar kesinleştiğinde karar özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.202,85 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 13.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ Dava, eser sahibi tarafından FSEK'nun 68'nci maddesine dayalı olarak açılan tazminat davası olup mahkemece, davacı eser sahibinin izni olmadan dava konusu projenin davalı tarafından nedeniyle belirlenen bedelin üç katına hükmedilmiştir. FSEK'nun tecavüzün ref'i davalarında genel hüküm olarak öngördüğü 66 ncı maddenin son fıkrasında açıkça mahkemenin eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şumulunu, kusurun olup olmadığını varsa ağırlığını.... taktir ederek halin icabına göre tecavüzün ref''i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikine karar vereceği belirtilmiştir. FSEK'da düzenlenen ref davası, sadece tecavüzün giderilmesini değil, aynı zamanda mali ve manevi hakları da kapsar. Bu nedenle de Yasa'nın 66. ve 68'nci maddelerine göre tecavüze uğrayan, emsal veya rayiç bedelin “en çok üç kat” fazlasını isteyebilirse de ödenecek bedel bu sınır içinde mahkemece tecavüzün şumulu ve kusurun derecesi gözetilerek tesbit olunur (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012 Basım, sh. 311-319). Mahkemece somut olayın özellikleri gözönüne alınarak bu yönde bir değerlendirme yapılması gerekirken üç kat fazlanın talep edilmesi nedeniyle hiçbir değerlendirme yapılmaksızın üç kat fazlaya hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki davanın tazminat davası olduğu gözetildiğinde özel Yasa'sında hüküm olmaması halinde dahi BK'nun 42-43'ncü maddeleri gereğince hakim tazminat miktarını belirleyeceğinden ortak kusur dikkate alınabilir. Mahkemece, bu konuda değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle kararın bu yönden bozulması görüşünde olduğumdan Sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.