11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/8975
- Karar No
- 2012/14596
- Karar Tarihi
- 28.09.2012
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Hukuk Dairesi 2011/8975 E. , 2012/14596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2011 tarih ve 2010/126-2011/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin proje müellifi olduğu yazlık sitede bulunan taşınmazında, müvekkilinden izinsiz olarak yaptığı projeye aykırı değişiklikler ve eklentiler nedeni ile müvekkilinin manevi haklarının etkilendiğini ileri sürerek, maddi tazminat bakımından dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 7.000,00 TL manevi tazminatın değişikliklerin yapıldığı tarihten itibaren işleyen yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya konu evi sadece daha iyi yaşanır vaziyete getirdiğini, projeye aykırı bir değişiklik yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu taşınmazda yapılan ve zorunluluktan kaynaklanmayan projeye aykırı değişiklikler ile eserin mimari bütünlüğünün bozulduğu ve eser sahibi davacının FSEK'nın 16. maddesine göre manevi haklarının haleldar edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın 16.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının maliki bulunduğu konutta yaptığı imara aykırı tadilatların davacıya ait mimari proje üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle, söz konusu davalı eyleminin, davacının mimari proje nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz de oluşturmayacak olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davalının temyizine gelince, mahkemece mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan mimar bilirkişi tarafından düzenlenen 19.11.2011 tarihli raporda, davacı tarafından meydana getirilen projenin 5846 Sayılı FSEK 1/B ve 2/3 maddeleri kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu ve bu projenin uygulanması sonucu inşa edilen Mutlu Tatil Sitesi'ndeki dubleks konutlardan bir tanesi olan davalıya ait (E) Blok (2) nolu konutunda aynı Kanun'un 4/3.maddesine göre güzel sanat eseri olduğu mütalaa edilmiştir. 5846 Sayılı FSEK 2/3.maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun'un 1/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşıması yeterli ise de, mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan dava konusu (E) Blok (2) nolu konutun yani mimari yapının aynı Kanun'un 4/3. maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirilip korunabilmesi için aynı Kanun'un 4/1.maddesi uyarınca "estetik değere sahip olması" da gereklidir.
Oysa, mahkemece de kısmen benimsenen 19.11.2011 tarihli raporda sadece uyuşmazlık konusu konutun hususiyet içeren bir fikri ürün olduğu gerekçesiyle FSEK 4/3.maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu görüşü açıklanmıştır.
Bilirkişi raporunun bu haliyle hüküm verilmeye yeterli ve elverişli olduğundan söz edilemez. Zira, anılan raporda 5846 Sayılı FSEK 4/1.maddesinde açıklanan ve güzel sanat eserlerini diğer eser türlerinden ayıran "estetik niteliğe sahip olmak" unsuru hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Kaldı ki, genel olarak güzel sanat eserlerinin özelliği bunların tek olmalarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu konut ise Mutlu Tatil Sitesi içerisinde aynı mimari projenin uygulaması sonucu inşa edildiği anlaşılan 24 dubleks daireden bir tanesidir. Bu durumun 5846 Sayılı FSEK 4/3.maddesi uyarınca estetik nitelik yönünden yapılacak değerlendirmede özellikle dikkate alınması zorunlu olup, tatil sitesini oluşturan mimari yapılar topluluğunun bir bütün olarak estetik değere sahip güzel sanat eseri sayılıp sayılmayacağı, ya da dava konusu konutu diğerlerinden farklı ve eşsiz kılacak bir estetik niteliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların bilirkişilerce tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Şüphesiz bu değerlendirme yapılırken de, bütün mimari yapıların az veya çok projeyi yapan mimarın özelliğini taşıdığı, fakat bir mimari yapının herşeyden önce fonksiyonel olarak belirli ihtiyaçları karşılamak zorunda olduğu ve bu zorunluluk mimarın serbest yaratma imkanlarını kısıtlayacağından, yapının estetik niteliğinin de ona göre irdelenmesi gerekeceği bilirkişilerce gözardı edilmemelidir. (Prof.Dr. Şafak N.Erol, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İkinci Bası, s.48, Ankara-1998).
O halde, mahkemece mimarlık konusunda öğretim üyesi ve uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle dava konusu konutun 5846 Sayılı FSEK 4/3.maddesi anlamında mimarlık eseri sayılıp sayılmayacağı belirlendikten sonra, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.